| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 30.07.2026 |
YENİ PARTİ GRUBU ADINA AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; YENİ YOL Grubunun, tarımsal piyasalardaki sorunların araştırılmasına ilişkin önerisi üzerine Yeni Parti adına söz almış bulunmaktayım.
Türkiye'de, tarımda çok ağır bir çelişki yaşanıyor, çiftçi ürününü ucuza satıyor, vatandaş gıdayı pahalıya alıyor; üreten kazanamıyor, tüketen ne yazık ki ucuzluğa ulaşamıyor. Aradaki düzen ise hem çiftçinin hem vatandaşın cebinden yiyor.
TÜİK, 2026 yılında toplam bitkisel üretimin yüzde 16,5; meyve üretiminin yüzde 58 artmasını bekliyor. Normal şartlarda bu artışın çiftçiye daha fazla gelir, vatandaşa daha uygun fiyat olarak dönmesi gerekir ama ne yazık ki ülkemizde tam tersi oluyor. Çiftçi gübreyi geçen yıla göre yüzde 64 daha pahalıya alıyor, tarımsal girdiler bir yılda yüzde 37 artıyor; buna karşılık çiftçinin sattığı ürünlerin fiyatı haziran ayında yüzde 9 geriliyor, uzun ömürlü bitkisel ürünlerdeki yıllık fiyat kaybı ise yüzde 31'i geçiyor yani çiftçi tarlasına girerken enflasyonla, ürününü satarken fiyat çöküşüyle karşı karşıya. Türkiye üretimde bereket yılına girerken çiftçi ne yazık ki gelirde kıtlık yaşamakta.
Üretici ile market arasındaki tablo da ne yazık ki farklı değil. Haziran ayında elmanın üretici fiyatı 18 lira, market fiyatı 89 lira; 1 kilogram elmada çiftçi ile tüketici arasında 71 liralık fark oluşuyor. Yaklaşık 5 katlık farkın hiçbir bölümü üreticinin cebine girmemekte, tüketici de bu bolluktan yararlanamamakta. Bu farkın ne kadarı taşıma, ne kadarı depolama, ne kadarı aracılık, ne kadarı kâr; bunları ne yazık ki bilemiyoruz çünkü üretimden rafa kadar uzanan fiyat zinciri şeffaf değil. Fiyat düşünce zarar çiftçiye, fiyat yükselince fatura vatandaşa kalmakta.
Seçim bölgem Kayseri bu sorunun tam merkezinde. Kayseri geçen yıl yaklaşık 31 bin ton elma üretti. Bu yıl Türkiye genelinde elma üretiminin yüzde 94 artması bekleniyor. Eğer alım, depolama, işleme ve ihracat planı şimdiden kurulmazsa bu yüksek rekolte Kayserili elma üreticisi için müjde değil, fiyat çöküşü olacak.
Bu tablo yalnızca bir fiyat sorunu değil, çiftçinin üretimde kalıp kalamayacağı da meselesidir. BDDK'nın mayıs ayı verilerine göre tarım sektörünün bankalara olan nakdi kredi borcu 1 trilyon 450 milyar lirayı aştı. 2026 bütçesinde tarımsal destek programlarına ayrılan kaynak ise sadece 168 milyar lira.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Yani tarım sektörünün banka borcu bir yıllık tarımsal desteğin neredeyse 9 katı. Üstelik 21 milyar liralık kredi de şimdiden takibe düşmüş durumda. Banka dışındaki; gübre bayisi, tüccar ve kooperatif borçları da bu rakama dâhil değil. Türkiye'de tarımı artık çiftçinin kazancı değil, bankanın kredisi döndürmekte. Üreticiye yeni kredi vermeyi "tarım desteği" diye anlatmak yanlış; çiftçinin ihtiyacı yeni borç değil, aksine, ürettiği üründen geçinebileceği bir gelir elde etmek.
2002'den 2024'e kadar Türkiye'nin tarım alanı yaklaşık 26 milyon dekar daraldı. Bu kayıp, Kayseri'de tarla bitkileri üretimi yapılan toplam alanının 5 katından fazla yani yalnızca çiftçinin geliri değil, Türkiye'nin üretim kapasitesi küçülmekte.
Yeni Parti olarak, üreticinin yalnız bırakılmadığı, tüketicinin de korunacağı, adil ve şeffaf bir tarım piyasası için YENİ YOL Grubunun araştırma önerisini destekliyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)