| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 30.07.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA CEYLAN AKÇA CUPOLO (Diyarbakır) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben de ekranları başında Genel Kurulu takip eden bütün arkadaşlarımı, bütün halkımızı saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, bu önergede bolca BM'nin verilerine atıf yapılmış. Ben BM'nin birkaç tane başka verisine atıf yapmak isterim. BM diyor ki: "Özellikle çatışmalı sürecin gerçekleştiği sırada ve sonrasında bu bölgelerde hem bağımlılık, uyuşturucu ve intihar oranları yüksek olur çünkü buralarda travma daha çok fazladır. Travmanın olduğu yerlerde de hem çeteleşme hem de uyuşturucu kullanımı artar." Şimdi, bütün dünyanın sorunu uyuşturucu meselesi. Her yerde var, yalnızca Türkiye'de yok, işte, Norveç'te de var, İsveç'te de var, orada da var, burada da var ama bu kadar görünür değil, bu kadar ortalıkta değil, bu kadar sokakların başında değil. Yeraltındalar, görünmekten imtina ederler ama burada öyle cesurlar ki her yerdeler. Gece ortaya çıkıyorlar maskelerle, bu gece 12.00'den sonra "Devlet biziz." gibi videolar çekebiliyorlar. Ancak buradaki çoklu faktörlerin buradaki siyasi partilerce algılandığını çok düşünmüyorum. Örneğin, adli sicille ilgili bazı istatistikler verildi, önergede de var ama adli sicil diyor ki: "TCK 191'den yani bağımlılıktan 101 kişi denetimli serbestlik altında, bunların bir kısmı çocuk."
Yine, SAMER'in yaptığı bir araştırma var. Özellikle benim seçim bölgem Diyarbakır'daki uyuşturucu kullanım yaşının 5 ile 11'e düştüğünü söylüyor, bunu tespit ediyor. Önergede bir bölüm var "Bağımlılıkla mücadelede yalnızca polisiye yöntemlere dayanmak yeterli değildir. Bağımlılık, bir sağlık sorunu, sosyal dışlanma sorunu, yoksulluk sorunu, ruh sağlığı sorunu ve aslında psikososyal bir sorun." diyor ama bunu diyen önerge "Barış yapılmasın." diye muhalefet ediyor. Bunu, bu önergeyi, bu tespiti yapan grup kalkıp diyor ki: "Suça sürüklenen çocuklar daha fazla ceza alsın."
Yine, önergenin bir kısmında "Çocukları buna sürükleyen sebepleri araştıralım." diyor, "Aynı zamanda çocukları daha fazla cezaevine koyalım." diyor. Yani bu çelişkinin bütün partilerce aslında tespitinin yapılması ve kendi kendiyle yüzleşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Çözüm, Gençlik ve Spor Bakanlığının ortaya koyduğu, adrese teslim bazı STK'lere 200 milyon vermekle olmuyor, bazı gençlik merkezlerini, işlevsiz bir şekilde birilerini zenginleştirmekle olmuyor, başarı oranı yüzde 20 olan AMATEM'le, ÇEMATEM'le olmuyor, ünlüleri gözaltına almakla olmuyor, rapçileri gözaltına almakla olmuyor. Çözüm bu değil, çözüm tepeden değil ama bütüncül, bütün mekanizmaları kendi içinde yani yereli dikkate alan, yerelin iradesini dikkate alan bir çözümden geçiyor. Bu çözümle aslında bizim yaptığımız bir hamleden bahsetmek isterim. 26 Nisan 2025 yılında Diyarbakır'da "..."(*) isimli bir platform kurduk ve bu platforma kadın, çocuk, hukuk, siyaset, bütün kurumlardan temsilcileri dâhil ettik...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
CEYLAN AKÇA CUPOLO (Devamla) - ...ve geçtiğimiz ay içinde de "..."(*) isimli, yani "Ayağa Kalkın" isimli bir hamleyi başlattık ve bu hamleyle yerelden siyasete aslında yatay bir şekilde bu meseleyle mücadeleyi başlattık. Sokaklarda halkın da içinde olduğu, çözümün bir parçası olduğu bir çözüm yöntemi geliştirdik. Artık insanlar sokaklarının başında sopayla "Uyuşturucu satıcılarına müsaade etmeyeceğiz." diyerek nöbet bekliyorlar çünkü tepeden çözümün gelmeyeceğini en azından anlıyorlar ve tepeden gelmeyecek bu çözüm için bütün halkımıza (...)(*) diyorum, ayağa kalkın diyorum, çözümün parçası olun diyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)