GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken önce şunu söyleyeyim: Biz madenciliğe karşı değiliz. Elbette bu ülkenin yer altı zenginlikleri çıkarılmalı, işlenmeli ve ekonomimize kazandırılmalıdır ancak yer altındaki zenginlikleri çıkarırken yer üstündeki hayatı yok etmeye de kimsenin hakkı yoktur. Biz denetimsizliğe, plansızlığa ve doğayı rant olarak gören anlayışa itiraz ediyoruz. Bakın, ben Artvinliyim; Karadeniz insanı yeşilin içinde doğar, yeşilin içinde büyür. Ormanlar, meralar bizim çocukluğumuzdur, deremizdir, içtiğimiz sudur, nefes aldığımız havadır. Yeşil bizim için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Bu nedenle, Karadeniz insanından yeşili alırken aynı zamanda yaşamını alıyorsunuz. Bugün Artvin'den Ordu'ya, Giresun'dan Rize'ye kadar Karadeniz'in birçok noktasında yükselen itirazın temelinde işte bu kaygı var. İnsanlar maden çıkarılmasın demiyor, çocuklarımızın içeceği suyu kirletmeyin diyor, ormanlarımızı geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip etmeyin diyor. Nitekim, son dönemde Artvin'de yeni maden ruhsatlarının ihaleye açılmasıyla birlikte Yusufeli'nden Şavşat'a, Borçka'da Ardanuç'a kadar geniş alanlarda hemşehrilerimiz endişe içindedir. Cerattepe'yi hepiniz biliyorsunuz, yıllardır bu tartışmaların sembolü hâline geldi. Şimdi, tüm Karadeniz aynı riskin içine çekilmek isteniyor. Nerede bir maden sahası açılsa ormanlar zarar görüyor, meralar yok oluyor, endemik bitki türleri ortadan kalkıyor, yaban hayatı bozuluyor, dereler kirleniyor, içme suyu kaynakları risk altına giriyor, kullanılan kimyasallar toprağı ve suyu etkiliyor. Ağacı yeniden dikebilirsiniz ama bozulan bir ekosistemi aynı hâle getirmeniz bazen yüzlerce yıl sürebilir.

Değerli milletvekilleri, bu izinler verilirken ruhsat süreçleri büyük bir hızla ilerliyor ancak aynı hassasiyeti denetim yaparken göremiyoruz. ÇED raporlarının objektifliği zaten tartışma konusu. Rehabilitasyon yükümlülüklerinin ne ölçüde yerine getirildiği konusunda ciddi soru işaretleri var. Devletin görevi verilen ruhsatın hukuka, bilime ve çevre standartlarına uygun şekilde uygulanıp uygulanmadığını denetlemektir.

Bakın, bir başka boyut da ekonomik şeffaflık. Bu madenler gerçekten milletimizin ortak zenginliğine mi dönüşüyor yoksa belli şirketlerin kazancına mı? Bu gelirlerin ne kadarı üretime, istihdama ve bölge insanına dönüyor? Bunların tamamı milletin vicdanında cevap bulması gereken sorular çünkü yer altı kaynakları birkaç şirketin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak malıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Biz, madenciliğin bilimsel esaslara uygun, çevreyi koruyan ve kamu yararını önceleyen bir anlayışla yapılmasından yanayız. Gerçek kalkınma toprağını, suyunu, ormanını ve insanını koruyarak büyüyebilmektir. Gelecek nesillere yalnızca çıkarılmış madenler değil, üzerinde yaşayabilecekleri sağlıklı bir ülke de bırakmak zorundayız.

Sözlerime son verirken, başta Artvin olmak üzere, Karadeniz'in ve yurdun dört bir yanında doğasına, suyuna, ormanına ve yaşam hakkına sahip çıkan bütün vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)