| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 30.07.2026 |
?YENİ PARTİ GRUBU ADINA EVRİM RIZVANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen sene tam da bugünlerde bu Mecliste süper izin yasası olarak bilinen bir düzenleme kabul edildi. O gün bu kürsüden defalarca bir çoğumuz uyardık "Bu düzenleme yalnızca bir maden yasası değil." dedik, "Bu düzenleme Türkiye'nin toprağını, ormanını, merasını, zeytinliğini, suyunu ve yaşam alanlarını şirketlerin kısa vadeli çıkarlarına teslim eden bir yasa." dedik. Yasaya karşı Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlarımız, doğa savunucuları, üreticiler yağmur çamur demeden Meclisin hemen yanındaki yerlerde, bahçelerde, parklarda nöbet tuttular. O insanlar yalnızca kendi köylerini değil, Türkiye'nin ortak geleceğini de savundular, aslında fakat maalesef yine haklı çıktık. Yasanın birinci yılı daha dolmadan Türkiye mega maden ruhsatlarıyla âdeta parsel parsel bölündü. MAPEG 317 grup ihale ilanıyla 67 ilde 485 maden ruhsat sahasını ihaleye çıkardı. Satılan ruhsatların toplamı 318 bin 604 hektar, bu alan 446 bin futbol sahası büyüklüğünde. Bu ne demek? Zonguldak'ın yüz ölçümü kadar bir yer demek ve daha altı gün önce, tam da bu yasanın yıl dönümünde 52 ilde 115 yeni maden sahası tekrar ihaleye çıktı. Bakın, bu rakamlar iktidarın önceliğini açıkça gösteriyor. İktidar, Türkiye'nin haritasına baktığında şehirleri görmüyor, köyleri görmüyor, ormanları görmüyor; peki, neyi görüyor? Ruhsat sahalarını görüyor, ihale numaralarını görüyor. İşte, tam da bu yüzden bugün Türkiye'nin dört bir yanında bir çevre mücadelesi var. Giresun Sekü'de, Ordu Aybastı'da, Muş Varto'da, Akbelen'de ve daha nicelerinde, Türkiye'nin dört bir yanında insanlar anayasal haklarını arıyorlar. Ana-baba yurtlarını, sularını, ormanlarını ve geçim kaynaklarını savunuyorlar. Peki, niçin bunu yapıyorlar? Çünkü çevresel etki değerlendirme süreçleri şirketlerin önünü açan bir formalite gibi işletiliyor. Raporlar; kes, kopyala, yapıştır yöntemiyle yapılıyor, halkın katılımı toplantılarında halktan kaçırılıyor. Bilim insanlarının uyarılarına uyulmuyor. Vatandaşlar konuyu yargıya taşıyor, yargının uyarıları da dikkate alınmıyor. İktidar şirketlere sınırsız bir ayrıcalık sunuyor, şirketler için kanunlar değiştiriliyor, şirketler için koruma statüleri düşürülüyor, şirketler için acele kamulaştırmalar yapılıyor. Bakın, vatandaşa kalansa ne biliyor musunuz? Mülksüzleştirme, topraksızlaştırma, yoksullaştırma ve sonunda da bir çevre sürgünü. İşte, biz bu hukuksuzca, dengesizce ve insafsızca yürütülen madenciliğe karşıyız diyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
EVRİM RIZVANOĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin artık yeni bir çevre politikasına ihtiyacı var. Milletimizin değişim iradesiyle kurulan Yeni Parti olarak bizler, Türkiye'nin ekolojik dengeyi esas alan yeni bir maden hukukunu hep birlikte inşa edeceğimizi beyan ediyoruz. ÇED süreçlerini şirketlerin önünü açan bir onay mekanizması olmaktan çıkaracağız. Bilimi kararların merkezine oturtacağız. Yöre halkının iradesini karar süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hâline getireceğiz. Vatan toprağımızı rantın insafına bırakmayacağız. Tam da bu nedenlerle DEM PARTİ Grubunun verdiği Meclis araştırma önergesini desteklediğimizi belirtiyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti, DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)