GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

SADULLAH KISACIK (Adana) - Sayın Başkan değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, iktidar partisi milletvekillerine bir sitemimi dile getirmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, ülke meselelerine kafa yormuyorsunuz, ülke sorunlarına kafa yormuyorsunuz; gerçek siyaset yapmıyorsunuz, kanun düzenlemelerini bürokratlara bırakıyorsunuz. Bürokratlar da kademe değişimi, özlük haklarının değişimi, yok işte kademeler arasındaki düzenlemeler vesaire gibi ülke sorunlarını değil de genelde böyle kurum içi sorunları çözen kanun tekliflerini getiriyorlar; bakın, her kanun teklifinde hemen hemen böyle. Komisyonlarda dile getiriyoruz, orada da bürokratların getirdiğini olduğu gibi kabul edip geçiriyorsunuz. Şimdi, bugün görüştüğümüz Yükseköğretim Kanunu Teklifi'ne -Allah'ınızı severseniz- baktığınız zaman burada yükseköğretimin temel sorunlarını çözen bir tane madde var mı? Bir öğrenci affı var, geçmişteki bazı mağduriyetleri giderme yönünde. Diğer kanunlarda da olduğu gibi gerçekten bakıyorsunuz... Ya, yükseköğretim kan ağlıyor, yükseköğretim geriye gidiyor, verilerle de geriye gidiyor, piyasada da geriye gidiyor ama biz bu yükseköğretimin sorunlarına gözümüzü kapatıyoruz, kulağımızı kapatıyoruz, gelmişiz "Emekli olan öğretim üyesi iki yıl daha mı çalışsın? Öğretim üyelerinin sözleşmelerini iki yıldan üç yıla mı getirelim? Yeni birtakım kararları üniversite teklif edip YÖK mü karar versin?" bunlarla uğraşıyoruz. Yükseköğretim bitmiş yani temel çatlamış, biz geliyoruz burada duvarları boyuyoruz, acaba şurada bir çatlak var... Arkadaşlar, temel çatlak; bakın, siyasetin temel görevi temeldeki çatlağı çözmektir ama biz geliyoruz burada duvarları boyuyoruz.

Şimdi, yükseköğretimde asıl sorun üniversitelerimiz artık nitelikli insan yetiştirememektedir; bakın, net, asıl sorun bu. Üniversiteler mezun veriyor ama meslek sahibi insan yetiştiremiyor. Diplomalar çoğalıyor ama bilgi azalıyor. Üniversite sayımız arttı ama dünya sıralamalarında geriye düşüyoruz. Mezun sayımız arttı ama işverenler "Tecrübeli eleman bulamıyoruz." diyor. Arkadaşlar, çünkü üniversiteler hayatın içinden koptu, hayattan koptu üniversiteler. Bakın, görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi, bu saydığım sorunlardan hangi birisini çözüyor, hangi birisine deva olacak bir kanun maddesi var? Maalesef hiçbirinde yok. Şimdi, yine bakıyoruz, bugün üniversiteler öyle bir noktaya geldi ki diploma var, meslek yok, ünvan var, yetkinlik yok, yeterlilik yok. Hayatında bırakın bir binayı, bir kümes bile inşa etmemiş insanlar bugün inşaat mühendisi profesörü olup ders anlatıyor. Bakın, bırakın binayı adam daha hayatında çivi çakmamış, kümes inşa etmemiş, bugün inşaat profesörü olmuş, öğrencilere ders anlatıyor. Hayatı boyunca bir işletmede çalışmamış insanlar işletme profesör olmuş, ders veriyor. Hayatımda hiç şirket kurmamış öğretim üyeleri girişimcilik dersi anlatıyor. Bunun sonucunda ne oluyor? Bilgi teoride kalıyor ama sahada karşılığı olmayan, iş bulamayan bir mezunlar ordusu oluyor. Yani şu anda gidin özel sektöre hep bunlardan dert yakınır. Asıl öğrenciler işletmelerde sahada pişiyor yani şantiyede pişiyor, fabrikada pişiyor, ziraat mühendisi ise tarlada pişiyor. İnanın üniversite asla diplomayla beraber öğrenciler maalesef kollarına bir bilezik bile takamıyorlar. Hani deriz ya, üniversite öğretimi altın bileziktir, eğitim altın bileziktir ama şu anda maalesef öğrencilerimiz bomboş bir şekilde üniversitelerden mezun oluyor. Bugün yükseköğretim kurumlarında yapılması gereken şey, akademik kariyerde belli aralıklarla sektör tecrübesi edinmesini sağlayacak düzenlemelerdir, üniversite sanayi iş birliğini gerçek anlamda zorunlu hâle getirecek düzenlemelerdir. Akademik yükseltmelerde yalnızca makale sayısını değil üretilen patentlerin, kurulan şirketlerin, geliştirilen teknolojilerin, çözülen toplumsal problemlerin sanayiye sağlanan katkının esas alınmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SADULLAH KISACIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Şimdi, üniversitelerimizin en büyük sorunlarından bir tanesi de artık üniversiteler şehrin bir tarafında, şehirden kopuk bir şekilde orada eğitim ve öğretimi sürdürüyor ama asıl olması gereken üniversitelerin hayatın içinde olmasıdır, sanayiyle iç içe olmasıdır, üretimle birlikte olmasıdır, şehre entegre olmasıdır, sorun çözen ve katma değer üreten yapılar olmasıdır. Arkadaşlar, son olarak şunu söyleyeyim: Şunu unutmayalım, bir ülkenin geleceği üniversitelerinde yazılır eğer üniversiteler bilgi üretemiyorsa ülke gelecek de üretemez. Eğer bizim güçlü Türkiye idealimiz varsa güçlü Türkiye'nin yolu güçlü üniversitelerden, güçlü üniversitelerin yolu ise özgür bilimden geçer diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)