| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hiroşima'nın 81'inci yılı. Hiroşima nedir? Hiroşima Japonların Pearl Harbour baskınından sonra Amerikalıların Nagazaki'ye ve Hiroşima'ya atmış olduğu atom bombası, nükleer silah kullanması ve ilk defa sabıkalı olmaları. Daha önce de sabıkaları vardı bunların kızılderililerle ilgili, ardından bu sabıkaları hep devam etti. Yani bir yandan Afganistan'da, bir yandan Irak'ta, bir yandan Somali'de, bir yandan Libya'da başka yerlerde de devam etti zaman zaman da bizim ülkemizde darbelerle devam etti. Hiroşima'da yapmış olduklarını şimdi de İran'a baskı yaparak yani "Sende atom bombası olabilir, nükleer silah olabilir." diyerek onları tehdit ediyor. Sende var ve senin desteklemiş olduğun İsrail'de de var ve İsrail'de bunu kullanabilecek kadar, cesur davranabilecek kadar da sapkın bir devlet, devlet anlayışı var; kullanabilirler mi? Kullanabilirler çünkü 1948 yılından bugüne kadar Birleşmiş Milletlerin almış olduğu hiçbir kararı uygulamayan vahşi bir devlet var karşımızda, saygısız bir devlet var hiçbir dünya kuralını tanımayan bir devlet var. O nedenle, ben burada, Japonya'da hâlâ daha insanlar ölüyor. Japonya'ya bir kez daha geçmiş olsun diyorum, Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı da herkesi uyanık olmaya davet ediyorum.
İnebolu'ya istiklal madalyası. Biliyorsunuz, çok zor şartlarda yeniden bir Sakarya önlerinde, Türkiye'nin ve Türklerin talih ve tarih sarkacını yükselten bir savaş yaptık. Bir yandan Kocatepe, bir diğer yandan da Dumlupınar, Sakarya ve Afyonkarahisar'da yeniden bir dirilişimizdi ve İnebolu çok önemli bir ilçeydi. Türkiye'de bu tür istiklal madalyasını alan illerimiz oldu, ilk defa bir ilçe almış oldu, İnebolu aldı ve buradan çok ciddi şekilde silah sevkiyatı yaptılar, aynı zamanda da insan kaçırdılar ve Kurtuluş Savaşı'nın veyahut da birilerinin ifadesiyle millî mücadelenin ikisi de doğrudur ve o doğruyu şöyle de söylesek, böyle de söylesek bir devletimizin yeniden devamıydı. O nedenle, ben İnebolu'ya istiklal madalyası verilmesini doğru buluyorum. Aynı zamanda bir Demirci var, Manisa Demirci ilçesi, burada Grup Başkan Vekilimiz Manisalı, aynı zamanda Akhisar milletvekilimiz burada kendisi. Demirci'ye niye istiklal madalyası verilmelidir? Tarihçilerin hepsini bu noktada duyarlı olmaya davet ediyorum. Burada bir şahıs vardı, bir kaymakam Demirci'de, İbrahim Ethem Akıncı'ydı kaymakam ve dedi ki çetelere: "Hadi gelin, hep beraber olacağız, birlikte olacağız, efelerle beraber olacağız." ve cezaevindeki mahkûmlara -500'e yakın ağır cezalı mahkûm vardı- "Sizleri affediyoruz, burada Yunanı kovacağız, ardından da sizlere af çıkaracağız." ifadesini kullanmıştı ve burada 20 bin Yunan askerinin aşağıya inmesine yani Kocatepe'ye inmesine mâni oldular ve burada da ciddi şekilde bir kahramanlık sergilediler. Ve orada da Gördesli Makbule de bir yıllık evliydi, Halil Efe'yle evliydi, bir yıllık evliyken de öldürülmüştü, ciddi kahramanlıklar yapmıştı, onları da rahmetle anıyorum.
Burada kanun teklifleri verdik. Bu kanun teklifini, o zamanki Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleriyle, Sayın Özgür Özel'le, Sayın Hasan Ören'le, Sakine Hanımla ve Tur Yıldız Biçer'le, Milliyetçi Hareket Partisinin milletvekilleri Sayın Erkan Akçay'la ve Sümer Oral'la beraber AK PARTİ'nin 5 milletvekili beraber vermiştik. Daha sonra, milletvekili olduktan sonra yeniden verdim. Ben bu konuda Komisyonu ve Türkiye Büyük Millet Meclisini duyarlı olmaya davet ediyorum. Bu konuda da Demirci'nin de bu İstiklal Madalyası'nı hak ettiğini söylemeden geçemeyeceğim; bir an önce de verilmelidir.
Orman yangınları. Bu orman yangınlarını günlerdir dile getiriyoruz ve burada, geçen hafta, Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekili "Şunlar, şunlar, şunlar... Şu kadar helikopter aldık, bu kadar gece görüşlü helikopter aldık, bu kadar uçağımız var, bu kadar arazözümüz var, bu kadar çalışanımız var." falan falan falan dedi. Ben dedim ki "Bunları hangi tarihte aldıysanız, bunları hangi parayla aldıysanız, hangi ihale usulleriyle aldıysanız bana gönderin." Hâlâ göndermediler. Bakın, orman yangınlarından sonra buraları yeşillendiriyorsunuz, yeşillendirdiğiniz ormanlar bir yıllık, iki yıllık, üç yıllık, beş yıllık. Yanan yerler kaç yıllık? On yıllık, yirmi yıllık, otuz yıllık, kırk yıllık, elli yıllık, altmış yıllık, yüz yıllık ormanlar ve bunlar toprağımızı koruyor, ekolojik dengeyi koruyor, nebatatı koruyor, hayvanı koruyor, havamızı koruyorlar, suyumuzu koruyorlar. Bununla ilgili olarak önemli olan söndürmek değil, önemli olan yangınların başladığı andan itibaren müdahale edebilmek, bunu yapabilecek bir kapasiteniz var mı? Bunu yapabilecek kapasitenizin olmadığını görüyoruz. Bu konuda da gündemimizde her zaman orman yangınları olacak ve yapmış olduğunuz işlemlerin de doğru olmadığını, atıl işler yaptığınızı da söylemeden geçemeyeceğiz.
Diğer bir konu, arkadaşlar, ben buradan iktidar partisini çok uyardım, pestisitli gıdalar... Nedir pestisitli gıdalar ve sebzeler? Yani kimyasalların, kimyasal ilaçların kullanıldığı meyvelerimiz ve sebzelerimiz. Yurt dışına gidiyor bunlar, yurt dışına gittiği zaman nereden geri dönüyor? Avrupa Birliği ülkelerinden geri dönüyor "Siz daha fazla ilaç kullanmışsınız yani insan sağlığına, çocuklara, kadınlara, hamilelere, yaşlılara zararlı olan ilaçlar kullanmışsınız." diyor. Ya, bizim gümrüğümüzden geçerken bizim gümrüğümüz bu ticaret yapanlara "Bir dakika kardeşim, niye sen benim itibarımı sarsıyorsun?" demiyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Ardından da bunlar yeniden Türkiye'ye geliyor, bir kısmı ihraç ediliyor, tekrar başka ülkelere gidiyor; işte, Güney Amerika ülkelerine, Afrika ülkelerine gidiyor veyahut da bir kısmı da bizim gümrüklerimizde yeniden ihaleye çıkıyor. "Çıkmıyor." diyorsunuz, gelin araştırma önergesi verelim dedik, kabul etmediniz. Bu pestisitli gıdalarla ilgili çalışın.
Diğer bir şey, tağşişli gıdalar. Nedir bunlar? Hileli gıdalar arkadaşlar. Bakın, bu hileli gıdalarla ilgili onlarca, yüzlerce, binlerce haber var. Bizim kullanmış olduğumuz yoğurduğumuzdan, peynirimizden, sucuğumuza kadar kullandığımız her gıdada hileler tespit ediliyor. Neyle tespit ediyorsunuz? "random" usulü yani uzmanlar gidiyorlar, bakıyorlar, gönderiyorlar çeşitli laboratuvarlara, bunlar tespit edebiliyor. Ya, Türkiye'de özel hastanelerde ve devlet hastanelerinde 100 binlerce insan aynı gün kan tahlili yaptırabiliyor ve biz onu e-devletten görebiliyoruz. Gelin, bununla ilgili olarak da bütün kurumlarla ilgili yapın. Sonra bunlar ne yapılıyorlar, bu tağşişli gıdalarla ilgili yani sahte gıdalarla, hileli gıdalarla ilgili ne yapılıyorlar? Şirketi kapanıyor, cezalar alıyor, başka bir şirket kuruyor. Ya, Amerika Birleşik Devletlerinde vergi kaçıran birisinin çocukları bile bir daha ticaret yapamaz, torunları ticaret yapamaz. Yaptırmayın bunları. Niye bize hileli gıdalar yediriyorsunuz? Neden bununla ilgili ciddi tedbirler almıyorsunuz? Sayın Mehmet Şimşek ne yapıyor? Gidip esnafları ziyaret ediyor "Sen fiş kesmedin." diye, kestiği hâlde "Kesmedin." "70 kestin" "80 kestin" diyerek zaman zaman yalan da söylüyorlar, yanlış bilgi de veriyorlar ama bunlara ceza vermeye gelince bütün esnafı denetliyorsunuz. Bu tağşişli gıdaları tesadüfe bırakmışsınız yani tesadüfi yöntemle, "random" usulüyle bunları yapıyorsunuz. Bununla ilgili olarak da gereğini yapmanızı istirham ediyoruz. Bizim çocuklarımız, bizim kadınlarımız ve erkeklerimiz, bizim yaşlılarımız, hamilelerimiz kesinlikle bu gıdaları tüketmeyi hak etmiyorlar; gereğini yapın diyoruz.
Adaletin terazisi rozete göre olmamalıdır. Bakın, arkadaşlar, ben cezaevlerine gidiyorum, uzun yıllar cezaevlerinde yattım. Bu belediyelerle ilgili yapmış olduğunuz işlemler sizi iktidarda tutmaz; bakın, millet ciddi şekilde bir tepki verir, etkiye karşı tepki verir. 1960 darbesi oldu, çok uzun yıllar kalacaklarını zannettiler; sonra bir seçim oldu, o seçimde Menderes'i astılar, "Bir daha Menderes canlanmaz, dirilmez." dediler ama Menderes, Demirel'in şahsında dirildi arkadaşlar. Aynısını 1980'de yaptılar, darbe yaptılar, "Bu darbeden sonra bir daha Demirel, Türkeş, Erbakan, Ecevit olmaz." dediler ama oldular; onlar olduğu gibi, bir de Özal geldi ve daha sonra gereğini yaptı. O nedenle, ben diyorum ki: Yapmayın, etmeyin. Bu insanları kalkıp yüksek güvenlikli cezaevlerine gönderiyorsunuz. Bu insanların tutuklanmaması lazım, bunların önce tutuksuz yargılanmaları lazım; etmeyin. Ardından da bunlarla ilgili teftiş kurulları devreye girmeli, bunlarla ilgili Sayıştay devreye girmeli, denetçiler devreye girmeli ama yapmıyorsunuz.
Bakın, bugün bir araştırma önergesi vereceğiz bu belediyelerle ilgili. Hani diyorsunuz ya değerli arkadaşlar "Şu kadar AK PARTİ'li belediyeye işlem yapıldı, gözaltına alındılar, bunlarla ilgili şöyle oldu." diye. Hakikaten bunların hangisini sabahleyin bir polis erkenden gelerek evinden aldı? Bunların hangisi hakkında iddianameler düzenlendi? Hangisi görevden alındıktan sonra cezaevlerinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim.
BAŞKAN - Sekiz dakikayla sınırlı tutacağım.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Peki.
BAŞKAN - Sizden başladık, son bir cümle....
Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Değerli arkadaşlar, hukuku yeniden doğru tartın; temyiz tanrıçasının gözleri açık olmasın, kapalı olsun. Adalet ve Kalkınma Partisinin bütün belediyelerinde de bu işlemler yapılıyordur, bundan emin olun. Bakanlıklarda da yapıldığını biliyoruz, eğer aynı işlemlerle ilgili bir araştırma komisyonu önergemize "evet" derseniz bakanlıklarda ve diğer belediyelerde de bu tür işlerin olduğunu göreceksiniz. Eğer bunlar yolsuzluksa onlar da yolsuzluk, eğer onlar rüşvetse onlar da rüşvet, eğer onlar görevi kötüye kullanmak ise onlar da görevi kötüye kullanma ama "Ben rakiplerimi bu şekilde sindiririm." diyorsanız gün ola harman ola diyorum.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. İyi bir hafta olsun efendim.