GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

31 Mart 2024 mahallî idareler genel seçimleri üzerinden aylar geçti. Milletimiz sandığa gitti, iradesini ortaya koydu ve yerel yönetimlerde önemli tercihler yaptı. Ancak seçimlerin hemen ardından başlayan süreç, milletimizin sandıkta verdiği kararın yargı ve idari işlemler üzerinden tartışmalı hâle gelmesine neden olmuştur. Türkiye'nin birçok büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyesinde görev yapan belediye başkanları, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve belediye bürokratları hakkında peş peşe soruşturmalar başlatılmış, çok sayıda kişi gözaltına alınmış, tutuklanmış, görevden uzaklaştırılmış, bazı belediyelere ise kayyum atanmıştır. Burada açık ve net ifade ediyorum: Kim suç işlemişse, kim kamu malına el uzatmışsa, kim rüşvet almışsa, kim ihaleye fesat karıştırmışsa, kim görevi kötüye kullanmışsa, kim milletin emanetine ihanet etmişse hukuk önünde mutlaka hesap vermelidir ama hangi hukuk önünde? Tarafsız, bağımsız ve objektif bir yargı ve hukuk önünde. Yolsuzlukla mücadele hukuk devletinin vazgeçilmez görevidir, bu konuda en küçük bir tereddüdümüz de yoktur. Ancak aynı kararlılıkla şunu da söylüyoruz: Hukuk adaletin, eşitliğin ve tarafsızlığın da adıdır. Hukuk kişiye göre uygulanıyorsa hukuk olmaktan çıkar, siyasetin aracı hâline gelir. Hukuk sadece muhalefete karşı işletiliyor algısı oluşturuyorsa, o zaman sadece belediyeler değil devletin adalet mekanizması da yıpranır, yara alır. Belediyelere kayyum atıyorsunuz, ardından o şahsı görevden alıyorsunuz; beraat ediyor şahıs, göreve döndürmüyorsunuz. Aynı zamanda belediyeler arasında ayrım yapıyorsunuz. Bazı belediyeler pirüpak, onlar layüsel, onlar aynı zamanda zemzemle yıkanmış, zemzem suları, sütten çıkmış ak kaşık ama bazı belediyelere gelince de onlara karşı yargı teleskopla bakıyor, bazen dürbünlerle bakıyor.

Bugün milletimizin zihninde cevabını bekleyen çok ciddi sorular vardır. Neden operasyonlarının önemli bir bölümü muhalefet belediyelerine yoğunlaşmaktadır, iktidar partisine mensup belediyelerde hiç mi benzer iddialar yoktur? Denetim mekanizmaları bütün belediyeler için aynı hassasiyetle işletilmekte midir yoksa hukuk siyasi aidiyetlere göre farklı mı işlemektedir? Evet, farklı işlemektedir. İşte bu soruların cevabı sadece muhalefeti değil, iktidarı da ilgilendiriyor çünkü bugün güven kaybeden yalnızca bir belediye değildir, güven kaybeden devlet ve devletin kurumlarıdır. Bir ülkede vatandaş "Acaba hukuk herkese eşit uygulanıyor mu?" diye sormaya başlamışsa asıl üzerinde durulması gereken mesele budur. Bugün hiçbir kimseye peşinen suçlu da demiyoruz, masum da demiyoruz; bunu söyleyecek olan bağımsız, tarafsız ve objektif mahkemelerdir ve yargıdır. Ancak biz soruşturmaların başlangıcından tutuklanma tedbirlerine, görevden uzaklaştırmalardan kayyum atamalarına kadar bütün sürecin hukuk devleti bakımından denetlenmesini istiyoruz çünkü tutuklama istisna olmalıdır, peşin ceza yöntemine dönüşmemelidir; kayyum uygulaması istisnai bir tedbir olmalıdır, seçmen iradesini ortadan kaldıran olağan bir yönetim modeli hâline asla gelmemelidir. 31 Mart seçimlerinden sonra toplumda oluşan siyasette normalleşme beklentisi ne yazık ki kısa bir süre içerisinde gözaltılarla, tutuklamalarla, görevden uzaklaştırmalarla ve kayyum tartışmalarıyla ve de itibar suikastlarıyla gölgede kalmıştır. Bizim talebimiz son derece açıktır: Bu konu ne televizyon ekranlarında polemiklerle ne de sosyal medya tartışmalarıyla açıklığa kavuşabilir. Bu mesele, millet adına denetim yapan Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında bütün yönleriyle araştırmalıdır. Kurulacak Meclis araştırması komisyonu, seçimlerden bugüne kadar haklarında işlem yapılan tüm belediye başkanlarını, belediye başkan yardımcılarını, belediye Meclis üyelerini ve belediye bürokratlarını, isnat edilen suçların niteliğini, soruşturmaların hangi delillere dayandığını, dosyaların hangi yollarla başlatıldığını, Sayıştay ve mülkiye müfettiş raporlarıyla ilişkisini, kayyum uygulamalarının hukuki gerekçelerini ve bütün bu süreçlerin siyasi parti ayrımı gözetilmeksizin eşit uygulanıp uygulanmadığını objektif şekilde incelemelidir.

Buradan iktidar sıralarına da açık bir çağrıda bulunuyorum: Eğer yürütülen işlemlerin tamamının hukuka uygun olduğuna inanıyorsanız gelin, bu araştırmaya destek verin, millet samimiyetinizi görsün; hodri meydan diyoruz. "Yargıya intikal etmiş konularda araştırma komisyonu kurulamaz." diyebilirsiniz. 15 Temmuz da yargıya intikal etmedi mi? Daha önce suça karışmış çocuklarla ilgili konular da yargıya intikal etmemiş miydi? Etmişti. Veyahut da Kartalkaya'daki otel de yargıya intikal etmemiş miydi? Etmişti. Hukuk gerçekten herkese eşit uygulanıyorsa bu Komisyon bunu ortaya çıkaracaktır. Eğer eksiklikler varsa onları da yine bu Meclis tespit edecektir.

Bu nedenle, diyoruz ki: Ne yolsuzluğun üzeri örtülsün ne de hukuk siyasi tartışmaların gölgesinde kalsın; ne suç işleyen cezasız kalsın ne de masumiyet karinesi zedelensin; ne seçmen iradesi yok sayılsın ne de kamu kaynaklarının hesabı sorulmaktan vazgeçilsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Belediyelerde operasyonlar yapılır ama bu operasyonlar mülkiye müfettişlerinin raporları üzerine yapılır, bu operasyonlar denetim mekanizmalarını oluşturan Sayıştay denetçilerinin raporlar üzerine yapılır, ardından de bu yargıya intikal eder. Yargı, soruşturmaların selameti açısından ağır suçlar varsa o belediye başkanının görevden alınmasını ister. Görevden alınan belediye başkanı bir yandan yargılanırken oraya bir belediye başkan yardımcısı vekâleten atanır, ardından da belediye meclis üyeleri kendi aralarından birisini belediye başkanı seçer ki geçmişte Sayın Recep Tayyip Erdoğan -burada geçen gün şiirini okudum, Ziya Gökalp'ın şiirini- sudan bir meseleyle böyle görevden uzaklaştırılmış ama yerine başkan yardımcısı olarak da Ali Müfit Gürtuna atanmıştı, ardından da belediye meclis üyelerinin çoğunluğu muhalefette olmasına rağmen orada o günkü Refah Partisi üyeleri arasından bir başkan seçilmişti.

Lütfen hukuk, hukuk, hukuk diyorum. Araştırma önergemize destek vermenizi temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)