GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:120
Tarih:05.08.2026

AK PARTİ GRUBU ADINA MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün çocuklarımızı, ailelerimizi ve toplumumuzun geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu görüşüyoruz. Çocukların ağır şiddet suçlarına karışması dünyanın pek çok ülkesinin karşı karşıya olduğu çok boyutlu bir meseledir. Uluslararası veriler çocukları suça yönelten risk faktörlerinin ve işlenen suçların niteliğinin giderek değiştiğini ortaya koymaktadır. Okulla bağı zayıflayan, aile desteğinden mahrum kalan, ihmal ve istismara uğrayan çocukların suç örgütleri, bağımlılık ağları ve şiddeti özendiren dijital çevreler tarafından daha kolay hedef alındığını görüyoruz. Bu veriler çocukların suça temasına sadece bireysel risk faktörleri açısından değil, çok boyutlu ve bütüncül bir perspektifle yaklaşılması gerektiğini göstermektedir. Bu anlayıştan hareketle sunduğumuz Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi çocuk suçluluğunu sadece ceza hukuku ekseninde ele alan bir düzenleme değildir, aksine teklifimiz koruyucu ve önleyici hizmetler, sosyal inceleme, aile sorumluluğu, bağımlılıkla mücadele, dijital riskler, infaz ve rehabilitasyonu ile kurumlar arası koordinasyon başlıklarını birlikte değerlendiren çok yönlü bir yaklaşım benimsemektedir. Bu yaklaşım, Çocukları Suça Sürüklenmesine Yol Açan Nedenleri Araştırma Komisyonumuzun ulaştığı temel sonuçlarla da büyük ölçüde örtüşmektedir. Araştırma komisyonumuz kapsamında 20 toplantı, 8 çalışma ziyareti gerçekleştirilmiş, farklı disiplinlerden uzmanların, yargı mensuplarının, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, ailelerin ve uygulayıcıların görüşleri alınmıştır. Bunun yanında, Adalet Bakanlığına bağlı çocuk ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevlerinde bulunan çocuklar arasından tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 610 çocukla bire bir görüşme esasına dayanan saha araştırması yapılmıştır. Yine, Komisyon çalışmalarımız dahilinde 765 çocuk hâkimi ve cumhuriyet savcısını kapsayan bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, 1.306 meslek elemanının katıldığı saha araştırması yürütülmüştür. Çocuk suçlu aileleriyle odak grup görüşmeleri, öğrenciler, rehber öğretmenler ve okul yöneticileriyle bire bir görüşmeler de gerçekleştirilmiştir. Suç mağduru aileler dinlenmiş, yaşadıkları acılar, adalet sisteminden beklentileri ve çözüm önerileri doğrudan Komisyon çalışmalarına yansıtılmıştır. Bu araştırmalardan elde ettiğimiz veriler hem Komisyon raporumuzda yer verdiğimiz politika ve uygulama önerilerine hem de bugün görüştüğümüz kanun teklifine bilimsel dayanak oluşturmuştur. Bütün bu çalışmalar bize şunu göstermiştir: Çocukların suça karışmasını azaltmak için ceza hukuku düzenlemeleri gereklidir ancak tek başına yeterli değildir. Erken tespit, aile desteği, okula devam, psikososyal müdahale, ruh sağlığı hizmetleri, bağımlılık tedavisi, bireyselleştirilmiş rehabilitasyon ve kurumlar arası koordinasyon birlikte çalışmalıdır. Görüşmekte olduğumuz teklif de bu bütüncül yaklaşım üzerine kurulmuştur. Bu teklif, çocuğu suçtan korumayı, suça karışmış çocuğu yeniden topluma kazandırmayı, mağdurun hakkını gözetmeyi ve toplum güvenliğini sağlamayı birlikte hedefleyen kapsamlı bir çocuk adaleti düzenlemesidir.

Sayın milletvekilleri, son yıllarda şahit olduğumuz çocukların dâhil olduğu ağır şiddet olayları, bıçaklı ve silahlı saldırılar, suç örgütlerinin çocukları araç olarak kullanması, akran zorbalığının ağır yaralama ve ölümle sonuçlanan boyutlara ulaşması hepimizin dikkatle değerlendirmesi gereken bir tablo ortaya koymaktadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çocuk suçlu profili ve suçun mahiyeti değişmektedir. Teklifimizle çocuğun üstün yararını gözetmek, çocuğu korumak, rehabilite etmek ve yeniden topluma kazandırma ilkesini gözetirken mağdurun hakkını, toplum güvenliğini ve adalet sistemine duyulan güveni koruma sorumluluğumuzun da bilincinde olduk.

Sayın milletvekilleri, teklifimizin önemli düzenlemelerinden biri Türk Ceza Kanunu'nun 31'inci maddesine ilişkindir. Bu düzenlemeyle çocuklara uygulanan yaş küçüklüğü indirimlerini ortadan kaldırmıyoruz, çocuklara özgü ceza sorumluluğu sistemini muhafaza ediyoruz. Ancak kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gibi ağır sonuçlar doğuran suçlarda hâkimin somut olayın özelliklerini daha geniş biçimde değerlendirmesine imkân tanıyoruz.

Sayın milletvekilleri, 2024'te vuku bulmuş elim bir hadiseyi size anlatmak isterim. Ata Emre Akman üniversitenin henüz 1'inci sınıfında okuyan, bir yandan eğitimine devam ederken bir yandan da çalışarak sorumluluklarını yerine getirmeye gayret eden, geleceğe dair umutları, hayalleri olan bir evladımızdı. Ancak en temel ve dokunulmaz hakkı olan hayat hakkı hiçbir sebep olmaksızın 18 yaşından küçük bir fail tarafından vahşice elinden alındı. Katil sadece genç bir hayatı söndürmedi, onunla birlikte bir ailenin huzuru, mutluluğu ve umutları da karardı. Ata Emre Akman davasının mahkeme heyeti mevcut mevzuata göre verdiği karardan mutmain olmayarak elindeki yasal imkânların adaleti tam tesis etmeye yetmediğini gerekçeli kararında açıkça ifade etmiş, hatta Meclisimize bu konuda düzenleme çağrısında bulunmuştur. İşte teklifimiz, hayata karşı işlenen böylesine ağır suçlarda hâkimin somut olayın bütün özelliklerini değerlendirerek adalete uygun karar verebilmesi için sınırlı ve denetlenebilir bir takdir yetkisi tanımaktadır çünkü her olayın işleniş şekli, kusur ağırlığı, amacı ve saiki aynı değildir. Önceden planlanmış, yoğun bir kasıtla, ağır bir yöntemle veya bir suç örgütünün yönlendirmesiyle işlenen bir fiille ani gelişen ve farklı sosyal ya da psikolojik şartları altında gerçekleşen bir fiil aynı değildir. Buradaki amaç, çocukları yetişkinlerle aynı ceza rejimine tabi tutmak değildir. Amaç, özellikle ağır suçlarda somut olay adaletinin daha sağlıklı kurulmasını sağlamaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; teklifimizin bir diğer önemli başlığı çocuk hükümlülere yönelik infaz sistemidir. Çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması çocuk adaletinde elbette ki son çare olarak düşünülmelidir ancak bir hapis cezasına hükmedilmişse, çocuğa yönelik infaz sürecinde eğitim, ruh sağlığı desteği, bağımlılık tedavisi, aileyle çalışma, davranış değişikliği programları, mesleki beceri kazandırılması ve toplumsal yaşama yeniden uyum birlikte ele alınmalıdır. Teklifimiz çocuk hükümlünün kapalı kurumdan çocuk eğitimevine ayrılmasını değerlendirirken psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimcisi, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzmanların sürece katılmasını gerektirmektedir. Daha kısa süreli hapis cezalarında ve taksirli suçlarda doğrudan çocuk eğitim evine alınma imkânı da korunmaktadır. Dolayısıyla teklif, bütün çocukların kapalı ceza infaz kurumlarında tutulmasını iktiza eden tek tip bir model kurmamaktadır; suçun niteliğine, cezanın süresine, çocuğun ihtiyaçlarına ve kurum içerisindeki gelişimine göre kademeli ve bireyselleştirilmiş bir sistem getirmektedir.

Teklifimizin bir başka önemli yaklaşımı suç işlenmeden önce alınacak koruyucu tedbirlerdir. Çocukların karıştığı bazı ağır yaralama ve öldürme olaylarında mutfak bıçağı, satır, şiş gibi araçların sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. Mevcut durumda bu araçların bir bölümü 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunmamaktadır. Teklifle mesleğinin veya sanatının icrası için bu araçlara ihtiyaç duyan kişiler bakımından gerekli istisnalar korunmak kaydıyla bu araçların çocuklara satılması, çocuklar tarafından satın alınması ve amaç dışı taşınması yasaklanmaktadır. İnternet ve mesafeli satışlar da düzenleme kapsamına alınmaktadır. Burada hedeflenen, çocukların tehlikeli araçlara kontrolsüz ulaşımını önlemektir. Teklifte ayrıca ateşli silahların gerekli özen gösterilmeden muhafaza edilmesi ve bu nedenle çocukların eline geçmesine sebebiyet verilmesi müstakil bir suç olarak düzenlenmektedir. Silah sahibi olmak beraberinde ağır bir muhafaza sorumluluğu getirir. Önlenebilir bir hadise meydana gelmişse gerekli dikkat ve özeni göstermeyen kişinin hukuki sorumluluğu bulunmalıdır.

Sayın Milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu'nun 230'uncu maddesinde yapılacak değişiklikle aile hukukundan doğan bakım, eğitim ve gözetim yükümlülüklerinin ağır bir biçimde ihmal edilmesi hâllerine ilişkin cezaların artırılması teklif edilmektedir. Devletimiz ekonomik ve sosyal güçlükler yaşayan, çocuğunu korumaya çalışan ailelerin yanında olmaya elbette devam edecektir. Ancak çocuğun okula gönderilmemesi, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, bakım ve gözetiminin sistematik biçimde ihmal edilmesi ya da çocuğun bağımlılık ve suç çevrelerine terk edilmesi de görmezden gelinemez. Cezalandırmaya konu olan husus, çocuğa karşı hukuki sorumluluğun ağır ve sürekli biçimde ihlal edilmesidir.

Teklifimizin önemli bölümlerinden biri de yönlendirme tedbirleridir. Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara yönelik mevcut sistemin daha somut, izlenebilir ve çocuğun ihtiyacına uygun araçlarla desteklenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, sosyal ve toplumsal hizmetlere katılım, dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane faaliyetleri, çevreye saygı ve çevre temizliği çalışmaları, tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve davranışsal bağımlılıklara yönelik tedavi ve rehabilitasyon başlıklarında yönlendirme tedbirlerini getiriyoruz. Bu tedbirler çocuğa sorumluluk kazandırmayı, sosyal bağlarını güçlendirmeyi ve yeniden suç işlemesini önlemeyi amaçlayan müdahale araçlarıdır. Mesela kitap ve kütüphane tedbiri, çocuğun belirli bir saati formalite gereği bir yerde geçirmesinden ibaret olmayacaktır. Çocuğun eğitim düzeyine ve ihtiyacına göre belirlenen, psikososyal gelişimine katkı sunacak faaliyetler söz konusu olacaktır. Bağımlılık tedbiri bir cezalandırma aracı değildir, çocuğun sağlık hakkının korunmasıdır. Dijital risklerden koruma tedbiri sınırsız ve süresiz bir gözetim yetkisi değildir, hâkim kararıyla, belirli süreyle, çocuğun riskli platformlar ve suç çevreleriyle bağının kesilmesine yönelik uygulanacaktır.

Teklifimizde sosyal inceleme mekanizması da güçlendirilmektedir, 15 yaşından küçük çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hâle getirilmektedir. Bu inceleme yapılmadan düzenlenen iddianamenin iadesi mümkün olacaktır. Çocuk hakkında kamu davası açıldığında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığının ilgili birimlerine bildirim yapılması da adli süreç ile sosyal hizmet mekanizması arasındaki kopukluğu gidermeyi amaçlamaktadır. Teklifimiz merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, il ve ilçelerde ise vali ve kaymakamlara koordinasyon görevi vermektedir.

Sayın milletvekilleri, kanun teklifimizde sağlık ve bağımlılık alanında da önemli bir düzenleme getiriyoruz. Akıl hastalığı, uyuşturucu veya alkol bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike oluşturan bir hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturan çocuklara zamanında müdahale edilmesi amaçlanmaktadır. Bu süreç, uzman hekim raporu, 3 uzman hekimden oluşan sağlık kurulu değerlendirmesi, çocuk hâkimi kararı, belirli süreler ve yargısal denetim üzerinden kurgulanmaktadır. Dolayısıyla, keyfî bir özgürlük kısıtlamasından değil, tıbbi gereklilik ve yargı güvencesi çerçevesinde yürütülecek bir koruma mekanizmasından söz ediyoruz.

Teklifimizle, ayrıca, "suça sürüklenen çocuk" ifadesi yerine "adli süreçteki çocuk" kavramının kullanılması önerilmektedir. Bu değişiklikle soruşturma ve kovuşturma aşamasında henüz hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmayan bir çocuğun daha tarafsız bir hukuki kavramla tanımlanması amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda çocukların dâhil olduğu şiddet olaylarında hayatını kaybeden evlatlarımızın acısı hepimizin acısıdır. Hiçbir suçları yokken acımasızca hayattan koparılan masum ve mazlum evlatlarımız Ahmet Minguzzi, Eyüp Arıcı, Kıvanç Uman, Fatih Acacı, Alperen Ömer Toprak, Hakan Çakır, Gülden Coni, Atlas Çağlayan ve burada isimlerini sayamadığım bütün mazlum çocuklar, hepsini rahmetle anıyorum, ailelerine bir kez daha sabır diliyorum.

Sayın milletvekilleri, bu isimlerin her biri önümüzde ertelenemez bir adalet arayışı ve sorumluluk bulunduğunu hatırlatmaktadır. Atlas'ın adaleti için çırpınan ikiz kardeşi Doruk'un Komisyonumuza gönderdiği mektubundaki sözler hâlâ kulağımızda, bu adalet çağrısına kayıtsız kalamayız. Bu acıların bir daha yaşanmaması için kanun yürürlüğe girdikten sonra da uygulamanın sonuçlarının düzenli olarak izlenmesi, tekrar suç işleme, okula dönüş, tedaviye devam, eğitimevine geçiş, tedbirlerin uygulanma oranı ve çocukların topluma uyumu gibi göstergeler üzerinden değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Bu düşüncelerle, kanun teklifimizin ülkemiz, milletimiz ve çocuklarımız için hayırlı olmasını diliyor, Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)