GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

7 Ağustosta Cumhurbaşkanının da katılımıyla Mekke'de Mekke Anlaşması imzalandı ve büyük bir stratejik deha olarak da takdim edilmeye çalışılıyor oysa aslında kurumsal aklın çökmesi anlamına gelen ve "bölgesel sahiplenme" adı altında Pakistan'ın ve Suudi Arabistan'ın çatışma risklerini, savaş risklerini üstüne alan bir anlaşma söz konusu. Bu anlaşmanın gerekçelerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Mevcut dengeleri göz önüne aldığımızda böyle bir anlaşmaya neden ihtiyaç duyulmuştur, bunu gerçekten izaha muhtaç bir konu olarak değerlendiriyoruz.

Bakınız, Pakistan, Keşmir üzerinden Hindistan'la sorunlu, nükleer bir güç; aynı şekilde Afganistan'la sorunları var; aynı şekilde, İran'la sorun yaşayan ve İran'la potansiyel savaşma riski olan bir ülke. Suudi Arabistan ise daha en son İsrail-İran çatışmasında İsrail'e kalkan olmuş, İran'ın İsrail'e gönderdiği füzelerin büyük bir bölümünün hava sahasında imha edilmesine yol açmış ve son toplamda, İsrail ve Amerika ile iç içe geçmiş bir ülke ve aynı zamanda Husilerle uzun yıllardır bir savaş içerisinde, bir çatışma içerisinde olan bir ülke oysa Türkiye için böyle riskler yok. Bütün bunlar ortadayken böylesine bölgesel çatışmaları Türkiye'nin bir şekilde tarafı yapacak ve aslına bakarsanız Suudi Arabistan'dan sıcak para bulmak dışında herhangi bir işe yaramayacak ve Türkiye'yi maalesef bu ülkelerin paralı muhafızına dönüştürecek bir anlaşmayı bizim kabul etmemiz mümkün değil.

Biz NATO üyesiyiz, bu da tartışılabilir ama sonuçta NATO'nun 5'inci maddesi "Hangi ülkeye saldırı olursa olsun, tüm NATO'ya yapılmış derecesinde kabul edilir." der çünkü NATO, soğuk savaş şartlarında kurulmuş, Rusya'ya karşı bir denge olarak kurulmuş bir pakttır. Oysa burada böyle bir ihtiyaç yok; üstüne üstlük, siyasi iktidar her gün meydanlarda İsrail'e karşı olduğunu, Filistin'in yanında olduğunu söylemektedir. Burada açıkça İran'a karşı kurulan bir çevreleme operasyonunun ana aktörü durumuna gelmiştir. Bunu ne karşılığında yapmıştır?

Ve aynı zamanda şunu da dikkatinize sunmak isterim: Bir Gazze Barış Kurulu var; bu Gazze Barış Kurulu'nun asıl görevi Gazze Şeridi'ni Filistinlilerden temizlemek, orada turistik tesisler kurmak, kalan Filistinlileri orada işçi yapmak ve Filistinlilerin bırakın devletsiz değiştirilmesini, topraksızlaştırılmasının da önünü açmak ve bu Barış Kurulunun Trump'tan sonra, İngiltere'den sonra, İsrail'den sonraki ortakları, kurucuları, üyeleri de Türkiye Cumhuriyeti, Hakan Fidan temsilcimiz, aynı zamanda Suudi Arabistan var, aynı zamanda Pakistan var. İran'la dört yüz yıllık Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan sonra bir barış ve çatışmasızlık ilişkisi içerisindeyiz ve en son, aslında bir denge politikasının uzantısı olarak -şükür ki ve burada aslında, bu politikanın, bu dört yüz yıllık politikanın ve elbette ki bugün de bu politikayı temsil edenlerin de katkıları olmuştur- İran-İsrail savaşında Türkiye olarak biz büyük bir zarar görmedik, bu çatışmaların içerisine girmedik. Gerçi, orada çok övündükleri S-400'lerin çalışmadığını, Türkiye'nin hava savunma sistemlerinin olmadığını, "çelik kubbe" dediklerinin boş bir palavra olduğunu, yine NATO'nun bizi korumak durumunda kaldığını ve nihayet S-400'lerin kendi elleriyle üretilmiş bir sorun olduğunu ve bu sorunun da bu düğümün de yine kendi ellerinden çözüleceğini de öğrenmiş olduk. Ama bütün bunlara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti, bölgede istikrar ve barış unsuru olmaya devam etmelidir, kimsenin paralı askeri değildir, kimsenin petrol rafinerilerini korumak üzere Mehmetçik'imizin akıtacak kanı yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - Bölgesel riskleri üstlenmemizin hiçbir gereği yoktur ve bu maceracı, kişiselleşmiş ve tek kişinin bireysel diplomasisi üzerinden, lider diplomasisi üzerinden pazarladıkları böylesine maceralara ülkemizi sokmaya hakkı yoktur. Biz de yüce Meclisimiz de bu anlaşmayı bekliyoruz ve buradan Türkiye Cumhuriyeti'nin niye böylesine riskleri üstlendiğini açık bir şekilde anlatılmasını talep edeceğiz.

Şehir hastaneleriyle çok övünüyorlardı, "Cebimizden tek kuruş çıkmayacak." diyorlardı, "Hayalim, rüyam." diyordu Sayın Cumhurbaşkanı. Yaptılar ama yaptıklarında bütçe içerisinde nasıl sürdürülemez bir gedik açtıklarını ve bütçe olanaklarımızın, kamu kaynaklarının birkaç şirkete nasıl peşkeş çekildiğini bir süre sonra onlar dahi gördüler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - Şehir hastanelerinde yapılmasından sürdürülmesine kadar ortalama bir yatağın maliyeti devlet hastanesindekinin 3 katı, 4 katı kadardır ve nitekim 20 hastaneyi geçtikten sonra da şehir hastanesi uygulamasından vazgeçtiler; aslında itiraf etmiş oldular. Ben sizlerle çarpıcı rakamları paylaşmak istiyorum. 2026'nın sadece ilk yedi ayında 93,3 milyar lira ödemişler; bu, saatte 16 milyon liraya, günde 385 milyon liraya denk geliyor. Her gün vatandaştan esirgedikleri milyon liraları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Asgari ücretliyi açlığa mahkûm ediyorlar, emeklinin sesini duymuyorlar, işsizi umursamıyorlar, vatandaşın "Geçinemiyoruz, enflasyon altında, pahalılık altında ezim ezim eziliyoruz." çığlığını duymuyorlar ama saatte 16 milyon lirayı, günde 385 milyon lirayı birkaç müteahhidin cebine koymaktan da çekinmiyorlar. Ve Sağlık Bakanlığının personel giderlerini çıkarttığınız zaman aslında korkunç bir yağma olduğunu görüyorsunuz. Şehir hastaneleri üzerinden çok büyük ödemeler yapılıyor ve sonuçta da hastalarımız yeni nesil kanser ilaçlarından mahrum kalıyorlar, SMA hastalarımız valilik izniyle birçok yollarla para bulup ilaç bulmaya çalışıyorlar. Birçok modern ilaç SUT kapsamı dışında, SGK'nin geri ödeme kapsamı dışında kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Ama bu arada bu şirketlere, 7 şirkete oluk oluk para akıtmaya devam ediyorlar.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)