| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI HULUSİ AKAR (Kayseri) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum, hepinize iyi akşamlar.
Ben yine, bu sorulardan dolayı, katkılardan dolayı şahsım adına, Komisyonum adına herkese teşekkür ediyorum, sağ olun var olun.
Yani, burada şehit meselesi, şehit aileleri meselesi ve gaziler meselesi gerçekten hepimizin meselesi. Dolayısıyla, burada belki ifade tarzı, belki üslup farkı, belki yaklaşım tarzında farklılıklar olabilir ama temelde şehit ailelerine herkesin sahip çıktığını, hepimizin sahip çıktığını, gazilerimize herkesin sahip çıktığını biz farz ve kabul ediyoruz; buna inanıyoruz, bu üsluptan fark ediyor. Biz, burada Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, Bakanlık olarak, Komisyon olarak -yani bu iki de bir söyleniyor, işte "Elli yılda ne yaptınız?" yahut da "Bakanlıkta ne yaptınız?"- inanın bu konularda yapılması gereken ne varsa bunlar için azami gayret gösterdik. Yani, şimdi, burada kalkıp da şunları yaptım, şunları yaptım demek herhâlde pek uygun olmaz fakat buna inanın, ne varsa... Türkiye Cumhuriyet devleti anayasal bir kuruluş dolayısıyla burada süreçler var; burada hani, bir kişinin demesiyle, iki kişinin demesiyle bazı şeyler olmaz. Dolayısıyla bunları koordinasyonla, konuşarak, görüşerek, sağlıklı bir diyalog içinde yerine getirmek için, iyileştirmek için gerçekten bütün arkadaşlarımızla beraber, bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar çalıştık, çalışıyoruz ve dün değil, bugün değil, devamlı, sürekli bir şekilde de bu şehit ailesi ve gazilerimizle temaslarımız sürdü, sürüyor. Bugüne kadar -biraz önce hızlı geçtik orada- AK PARTİ olarak bütün yurt sathından yapılan temaslar çerçevesinde en son rakam 27 bini geçti arkadaşlar, herkes çalışıyor, herkes gayret gösteriyor ve dolayısıyla bunların hepsi, yekûnu, sonucu, vesaire bizlere de ulaştırılıyor ve bunları paylaşıyoruz. Biz de elimiz ulaştığı, yer yettiği, zaman yettiği sürece, azami ölçüde, arkadaşlarımızla beraber şehit ailelerimize ve gazilerimize bazen burada, Mecliste, bazen değişik yerlerde onların makamlarına, onların derneklerine gitmek suretiyle, evlerine gitmek suretiyle konuştuk, görüştük; onları her fırsatta dinleyip anlamak için gayret gösteriyoruz.
Zaten burada beraber yaşadığımız sıkıntılar, beraber yaşadığımız güçlükler, beraber yaşadığımız soru ve sorunlar, bunların hepsinin farkındayız. Tabii ki burada bir durum ve koşullar var, içinde bulunduğumuz durum ve koşullar var; bunu yok sayamazsınız, bunu görmezlikten gelemezsiniz. Buranın imkânlarını en iyi şekilde kullanmak suretiyle bunlar yapılmaya çalışılıyor. Tabii, bütün bu sorunları, bütün konuları bir anda çözmeyi beklemek de pek mümkün değil. Bu anne-babaların sıkıntıları var, bunları biz bizzat yaşadık, gördük; ailenin içine girdik; eşleriyle, çocuklarıyla, torunlarıyla onların sıkıntılarını yaşadık. Bunları hafifletmek için ne yapılabilir, buna gayret gösteriyoruz.
Efendim, diğer taraftan, malul sayılmayanlar var. Tabii, burada bunlar gerçekten mantıken de izahı ve kabulü imkânsız şeylerdir, bunlar için de çok uğraştık. Yani burada, başında bir mermi, ayağında bir şarapnel parçasıyla x-ray'den geçerken "Bu nedir? Şu nedir?" vesaire izah durumunda kalan evlatlarımız, kardeşlerimiz vardı. Bunların dertlerini, problemlerini biz gerçekten içselleştirdik, bunu bir problem olarak kabul ettik, problem olarak ele aldık ve bunun için uğraştık, uğraşmaya devam ediyoruz.
Ve burada erbaşlar, erlerin ve korucuların problemleri var. Hepsini bir seferde en iyi şekle getirmek mümkün olmuyor fakat optimal bir şekilde bunları çözmek için gayretlerimiz sürdü, sürüyor.
Efendim, bu ortez, protez, ilaç, bakım desteği, rehabilitasyon merkezlerinin artırılması... Bu konularda Sağlık Bakanlığının çalışmaları var ve bunların yurt sathında artırılması ve gazilerimizin rahatlıkla ulaşabilmeleri, gitme gelme zorluğundan kurtulmaları için gayret gösteriliyor.
Şunu da açıkça söyleyeyim: Tabii, burada bazı arkadaşlarımız biraz haşin davranıyor, kelimeleri ters kullanıyorlar; arkadaşlar, kulağımız da açık, gözümüz de açık, zihnimiz de açık yani konuları anlayacak kadar aklımız fikrimiz de var. Ve dolayısıyla bunların peşinde koştuk, koşuyoruz, elimizden geldiğince koştuk, koşuyoruz ve bunların düzeltilmesi için, iyileşmesi için de çalıştık, çalışmayı sürdürüyoruz.
Burada şehit ailelerinin çocukları var, bunları biz doğduğundan itibaren tanıdık; şimdi 13 yaşına, 15 yaşına geldiler; liseye gidiyor, üniversiteye gidiyorlar. Bunların okul sorunları, daha sonra istihdam sorunları var; bunların hepsini biz problem olarak kabul ediyor ve çözmek için de azami gayret gösteriyoruz.
Görüşme, konuşma meselesine gelince; biz gerçekten konuştuk, görüştük, konuşup görüşüyoruz ve bu arkadaşlarımızı davet ettik. Şu anda Güvenpark'ta olan arkadaşlarımızdan -isimlerini söyleyeyim- Okan da geldi, Ahmet Kayaoğlu da geldi, onlarla beraber de konuştuk; hem genel anlamda toplantı mahiyetinde, toplantı çerçevesinde hem de diğer taraftan bire bir, sohbet şeklinde, samimi şekilde, gayriresmî şekilde bütün ihtiyaçlarını, isteklerini dinledik, dinlemeye devam ediyoruz. Dolayısıyla buradaki konuları, herhangi bir şekilde günlük polemiğin ötesinde beraber oturalım, konuşalım, dinleyelim; biz buradaki görüşlere, fikirlere önem veriyoruz, bunların hepsini not alıyoruz, almadığımız yok; bunlar için çalışmalarımızı sürdürdük, sürdürüyoruz.
Burada bizim Komisyonumuzda muhalif üyelerimiz, muhalefetten üyelerimiz var; onları da biz çok ciddi şekilde dinliyoruz, kulak veriyoruz ve onların da önerilerini, görüşlerini aldık, not ediyoruz, çalışıyoruz ve fakat tabii ki buradaki bu sürecin akışı içinde bazı şeyler mümkün oluyor, bazı şeyler mümkün olmuyor.
Fakat şunu açıkça söylemek istiyorum: Yani bugün bu noktaya geldiğimizde bu kanun burada bitmedi, tabii ki bu "gazi" "şehit" tarifleri -vesaire dâhil- bunların çalışmaları sürüyor. Bunlar için üniversiteler dâhil, bütün ilgili kurum ve kuruluşlar dâhil herkesi davet ettik, onun fikirlerini aldık; hem işin ilmî tarafı hem de tecrübi tarafı, bunların hepsi kaydedildi. Önümüzdeki dönemde, inşallah -bu başlangıç- acil olan konular bu şekilde çözüldükten sonra; bir anlamda şehit ailelerimize ve gazilerimize saygımızın, şükranlarımızın bir simgesi olarak bu kanun çıktıktan sonra bu çalışmalar devam edecek, daha da devam edecek bu sorunların tamamen bitmesi için.
Diğer taraftan da Türkiye Cumhuriyeti devletinin hakkını yemeyelim. Biz de geziyoruz, görüyoruz, konuşuyoruz; inanın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin şehit ailelerine ve gazilerine sahip çıktığı kadar diğer ülkelerde yok bu, ender ülkelerdeniz biz. Yani gerçekten, mülki makamlar, askerî makamlar, diğer kurum ve kuruluşlar, belediyeler, sivil insanlar, işverenler, iş insanları dâhil, sivil kuruluşlar dâhil herkes burada çok ciddi ve samimi şekilde şehit ailelerimize ve gazilerimize sahip çıkıyor. Tabii, gönül ister ki... Onlara biz ne yapsak azdır. Aslan gibi evladını kaybetmiş bir anneden, babadan bahsediyoruz. Onlara biz verdiklerimizden dolayı verdik, ettik demiyoruz fakat elimizden geldiğince onların sıkıntılarını gidermek, hayatlarını daha rahat yaşamaları için, itibarlarına zarar gelmemesi, itibarlı bir şekilde yaşamaları için her türlü gayreti gösterdik, gösteriyoruz, bundan sonra da göstereceğiz. Bu konuda gerçekten Komisyon olarak, kişi olarak, milletvekili olarak azimliyiz, kararlıyız. Her kapıyı çaldık, çalmaya devam edeceğiz; her sorunun çözülmesi için elimizden gelen gayreti gösterdik, göstereceğiz. Bu konuda da sizlerin yardımlarını, desteklerini bekliyoruz. Bunu, lütfen, günlük polemiklerin üstünde tutalım; herhangi bir şekilde tahrikten, teşvikten, zarardan, ziyandan kurtulalım. Güvenpark'taki arkadaşlarımızla konuştuk, konuşuyoruz; geldiler -isimlerini söyledim- konuştuk onlarla, bekliyoruz.
Bir de şöyle bir şey var, onu da söyleyeyim: Yani burada herhangi bir şekilde bir gösteri, herhangi bir şekilde açlık grevi, herhangi bir şekilde grev bir şey yapılmadığı zaman yapılır. Biz bunların dertlerine çare olmayalım, bunlara cevap vermeyelim, bunları çalışmayalım demiyoruz; elimizden geldiğince çalışıyoruz, onlar da görüyorlar, gördüler, çözmeye çalışıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Süre istiyor musunuz Sayın Bakan?
MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI HULUSİ AKAR (Kayseri) - Bir dakika daha...
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI HULUSİ AKAR (Kayseri) - Tabii, her şey bir anda çözülmüyor. Bizim Komisyonda her zaman konuştuğumuz gibi bu, herhangi bir şekilde, herhangi bir partinin değil, herhangi bir kişinin değil, herhangi bir komisyonun problemi değil hepimizin problemi. Dolayısıyla el birliğiyle elimizi taşın altına sokalım, hep birlikte kafa kafaya verelim, çalışalım, çözelim inşallah.
Ben bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, onların anne ve babalarına saygı ve şükranlarımı sunuyorum ve buradaki gazi kardeşlerimize de hayatlarında kolaylıklar diliyorum. Çalışmaya azimliyiz, kararlıyız ve Allah'ın izniyle çalışacağız ve çözeceğiz.
Sağ olun, var olun, iyi akşamlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)