GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:124
Tarih:09.08.2026

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamento hayatımızda belki sıkıntılı günler çok olmuştur ama bugünlerde de oldukça sıkıntılı, demokrasiye yakışmayan davranışlarla karşı karşıya bulunmaktayız. İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Turhan Çömez hakkında Adalet Bakanlığınca verilen soruşturma başlatılması iznini kınıyorum. Parlamentonun üzerinde var olan, var olduğu gizlenemeyen açık sivil vesayet Parlamentonun tamamını da hedef alarak, yetinmeyerek teker teker milletvekillerini de hedef almaya başlamıştır. Milletvekili kürsüde hürdür, söyledikleriyle ilgili, makamlar tarafından suç duyurusunda bulunmak doğru değildir. Bu, milletvekili olmanın, milletvekilliğinin ve yasama hakkının özüne aykırı bir davranıştır.

Değerli milletvekilleri, yarın 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması'nın yıl dönümü. Türk milletinin kara günü, vatanın parçalanması, topraklarının her tarafının düşman tarafından işgali ve işgalcilerin yerli iş birlikçilerle, düşmanla el ele vermesinden sonra, memleketimizin çektiği azap üç yıl sonra Sevr Antlaşması'nın yırtılıp atılmasıyla son bulmuştur. Allah, inşallah, bir daha Türk milletini Sevr gibi bir durumla karşı karşıya bırakmasın.

Sayın milletvekilleri, "Tarih tekerrürden ibarettir." diye söyleniliyor. İbret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi? Bugün size "Büyük bir dış politikası." diye anlatılan Mekke Antlaşması'ndan söz edeceğim. Atatürk diyor ki: "İzlediğimiz dış politika millîdir. Kuralları, hukuka saygı, tam bağımsızlık, yurtta sulh, cihanda sulh, gerçekçilik, akılcılık ve mütekabiliyettir." Peki, bu Mekke Antlaşması bu ilkeleri kapsıyor mu? Bağımsızlığımızı ve sınırlarımızı garanti altına alıyor mu? Bütün bunlara cevap aramak için şu tarihsel zinciri takip etmek gerekir: 1936 Montrö Antlaşması, 1939 Hatay'ın yurda katılması, 1937 Sadabat Paktı, 1935 Balkan Paktı Atatürk'ün önderliğinde yapılan çok önemli işlerdir. Ne yazık ki Atatürk'ün vefatı ve İkinci Dünya Harbi'yle meydana gelen hadiseler, sadece Hatay'ın vatana katılması ve Montrö Antlaşması'nın dışındaki diğer işleri akim bırakmıştır. Soğuk Savaş rüzgârları nedeniyle de uygulanamamıştır. Demokrat Parti döneminde Celal Bayar ve Adnan Menderes tarafından bu politikaların sürdürülmesi için gayret sarf edilmiş; 1952'de NATO'ya, 1953'te Balkan Paktı'na, 1955'te de Sadabat Paktı'na karşı CHP ve DP oy birliğiyle, İsmet İnönü'nün desteğiyle Meclise gelmiş ve bu kararları almıştır. Dış politikada Cumhuriyet Halk Partili bir üye mutlak surette komisyonda bulunmuş çünkü dış politika millîdir, siyasetin dışındadır diye muhalefet, iktidar ayrımı yapılmadan bu işler gözetilmiştir. Endişelerimizi anlamak ve ortak bir çizgide buluşmak için neyimiz eksik? Fazla olan bir şeyimiz var; o da iktidarın sayısal gücü ve kibri. Politika, sadece sayısal güçten ibaret değildir, milletle uzlaşmak için akıl ve ilim yolunu takip etmek gerekir. Demokraside bireyin hakkını devlete karşı korumak için anayasa yapılır. Buna toplum sözleşmesi deniliyor. Anayasa'ya uymamak, bireyin haklarını yok saymak normal hâle geldi. Bu uygulamanın da kabul edilebilir yönü yoktur. 1937 ve 1955'te yapılan anlaşmaların hiçbirisinde İran dışlanmamıştı. Şimdi bu anlaşmayla İran niye dışlanıyor? Komşularımız ile sınır güvenliğimizi ve dostluğumuzu böyle mi pekiştireceğiz?

Irak'ta meydana gelen ihtilalden sonra 1959'da Irak'ın bu komisyondan çekilmesi sonucunda kurulan CENTO 1979 yılında Humeyni devrimiyle birlikte kapatılmıştır. Şimdi yapılan anlaşmada bir Pakistan, bir Türkiye, bir de Suudi Arabistan söz konusudur. Arap Birliğine bağlı 22 ülke var. Bu ülkelerden sadece Suudi Arabistan'ın girmiş olması diğer 21 ülkenin bunu destekleyip desteklemediği manasına açık sorular ortada bırakmaktadır. Körfez Savaşı başlamadan önce Trump Arap Birliği ülkelerine güvenliğinizi sağlayacak diye gitti, 3 trilyon paralarını aldı gitti. Hiç tartışmasız bu anlaşma İsrail'in güvenliğini sağlamaya, ABD'nin de bu bölgede silahlı gücünün maliyetini başka ülkelere yıkma gayretinden ibarettir. Devlet ricali konuşmaya başlarken Araplar, Farslar, Kürtler diye başlıyor. Bu cümlenin içerisindeki Farslar İranlıları teşkil ediyorsa, İran bu antlaşmayla neden köşeye sıkıştırılıyor ve neden böyle düşünmesine yol açılıyor? Dolayısıyla Dışişleri Bakanımız bu anlaşmayı NATO'nun 5'inci maddesiyle eşleştirmek istiyor. Bu, NATO'nun 5'inci maddesine benzeyen bir şey değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın, buyurun.

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Eğer bu anlaşmaya Katar katılırsa, Katar'a İran saldırırsa biz İran'la savaşacak mıyız? İşte bütün bu meselelere ciddi manada dikkat ederek bu imzaladığımız anlaşmanın doğuracağı sonuçları dikkatle izlemeli, burada hassas davranılmalıdır. Bir söz vardır ki güneşin altında hiçbir şey saklı kalmaz. İngiltere ve Amerika'nın içinde bulunduğu veya gözlemci olduğu hiçbir pakt ve anlaşma İsrail'e karşı karar alamaz. Bu şartlarda İran bu Mekke Anlaşması'ndan neden rahatsız olmasın? Bu anlaşmanın yapılmasından önce Suudi Arabistan İsrail'in İbrahim Anlaşmalarını imzalamaya hazırlanıyordu. Acaba şimdi bu anlaşmayla İbrahim Anlaşmalarını imzalamaktan vazgeçti mi? Büyüyen sorumluluk alanları ve ihtiyaçların artması nedeniyle ortaya çıkacak olan maliyetleri Amerika Birleşik Devletleri başkalarının üzerine mi yaymak istiyor? Bir taraftan Adana'da kurulacak NATO kolordusu, diğer taraftan Mekke Anlaşması çok önemli bir şeydir ve ayrıca, bu anlaşmanın görünmeyen güçlerinden biri de Çin'dir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)