| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 25.11.2015 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, yönetim anlayışınızla ve bundan sonrasıyla ilgili temennilerimiz, beklentilerimiz var, bunları dile getireceğiz. Ama bir hatırlatmayla başlamak durumundayım. Zatıaliniz, geçmişten bu Meclis çatısına yabancı birisi değil ama üstlenmiş olduğunuz görev açısından, ben de sizin önerilerinize açık olacak ve kendi yürütmekte olduğu görevinde yeni olan birisi olmanın verdiği yeniler dayanışması içinde size şunu hatırlatmak isterim: İç Tüzük'ümüzün 64'üncü maddesi, ki bu İç Tüzük'e sadakat, bu İç Tüzük'ten uzaklaşmama hepimiz için aslında sorunların başlanmadan çözülebileceği doğru bir yaklaşım olacaktır. İç Tüzük'ün 64'üncü maddesinin ilk iki fıkrası, Genel Kurula Başkanlık eden Başkan ve Başkan Vekilinin asıl konu görüşülürken ve oylanırken hiçbir surette görüşünü açıklayamayacağını, Başkan ve Başkan vekillerinin görevlerinin yerine getirilmesinin gerektirdiği hâller dışında tartışmalara katılamayacağını ifade ediyor. Şimdi, bu durumda, biraz önce yaşanan olaylarda zatıalinizin İç Tüzük'ün 64'üncü maddesinden uzaklaşmak yerine, eğer düzeltilmesi gereken, müdahale edilmesi gereken bir şey varsa onu siyasi partilerin sayın grup başkan vekillerine, değerli milletvekillerine ve Bakanlar Kuruluyla ilgili bir konuysa Bakanlar Kuruluyla ilgili sayın bakanlara bırakmanız bence sorunu ilk baştan çözerdi.
Bitmekte olan bir tartışmayı alevlendirmek için değil ama Cumhuriyet Halk Partisi Grubu iki grup arasında yaşanan tartışmalara hiçbir zaman taraf olma ve orada iki grubun arasındaki bir tartışmadan bir siyasi rant elde etme çabasında olmadığından bu nezaketi geçmiş dönem olduğu gibi bu dönemde de göstermeye devam edeceğiz. Ancak, kullanılan ifadeler sırasında, başta zatıalinizin bulunduğu makamın ilk seçilmiş temsilcisi, sonra ülkenin ilk Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 24 Kasım 1928'de Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği günün yıl dönümü olan bir günle ilgili, iki taraf arasında maksadının ne olduğunu bilemediğimiz ama bizleri fevkalade rencide eden bir tartışma yaşanmıştır. Bu tartışmanın bu boyutuyla esas tarafından tarafıyız ve bu konuda her iki taraftan da düzeltme talep ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, yeni göreve geldiniz. Yeni göreve gelen sayın bakanların heyecanını, tebrik etmek telaşını anlıyoruz ama kürsüdeki hatibe saygısızlık boyutunda yaşanan bu duruma da ilk günlerden müdahale ederseniz... (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Genel Kurulu sükûnete davet ediyorum.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkanım, sizden en önemli beklentilerimizden bir tanesi, geçen dönem ayaklar altına alınmış olan kuvvetler ayrılığına sahip çıkmanız, saygı duymanız ve görevinizin gereğini yapmanızdır. Yasama ile yürütmenin ayrı ayrı organlar olduğu ve bunların arasındaki ayrılığın anayasal bir zorunluluk ve modern hukuk devletinin bir gereği olduğunu baş olarak gözetecek kişinin siz olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Biz geçen dönem, sizler buralarda yokken yine bir yemin kriziyle, bu Parlamentonun 8 milletvekili hapishanelerde tutulurken ve 3 muhalefet partisi bu işten mahrumken bir yemin kriziyle açılmıştı. O dönem Sayın Meclis Başkanı verdiği sözü, hatta altına imza attığı, atılmasına refakat ettiği protokolü, yürütmenin başındaki, Bakanlar Kurulunun başındaki kişiden gelen bir telefondan sonra o sözünü çiğnemeseydi bu Parlamento yemin krizini yaşamayacak, üyeleri çok uzun süre demir parmaklıklar altında kalmayacaktı. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, "Hatibe saygı yok mu?" sesleri)
MUSA ÇAM (İzmir) - Sayın Başkan, kuyruğa girdiler.
ÖZKAN YALIM (Uşak) - Burada konuşmacıya saygı yok mu?
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen sükûneti muhafaza edelim, sükûnete avdet edelim, rica ediyorum efendim, lütfen efendim, lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Size görevinizi hatırlatmak bizim işimiz olmamalı ama eğer buna bugünden müsamaha gösterirseniz daha sonra sayın milletvekillerini, sayın bakanlara illeriyle ilgili talepleri aktardıkları ve dışarıdan altına "Yine filanca milletvekili iş takibinde." diye bu Parlamentonun tamamını rencide edecek başlıkların atılmasına sebebiyet verirsiniz. İlk günden buna izin vermeyiniz efendim, çok rica ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Özel, endişe etmeyin efendim, endişenizin yersiz olduğunu ileride anlarsınız.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu yemin krizinin devamında burada bir İç Tüzük değişikliği için geldi bu sefer iktidar partisi ve İç Tüzük'ü değiştirip muhalefetin konuşma sürelerini kısaltmaya çalışıyorlardı. O gün Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri milletin kendilerine vermiş olduğu, halkın kendilerine vermiş olduğu görevi yerine getirmek, söz haklarını korumak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde muhalefet olma sorumluluğunu yerine getirmek için burada çok önemli bir direniş gerçekleştirdiler. O gün eğer yürütmeden gelen talebi yasamanın başı "Ne münasebet, böyle bir şeye izin veremem." deseydi o gün bu Mecliste yaşanan kavgalar, darplar ve dünyaya rezil olduğumuz, unutmak istediğimiz o utanç gecesi yaşanmazdı. Bugün gelinen noktada 4+4+4 geçerken ilk 7 maddenin saatlerce müzakere edilip dönemin Başbakanı "Bu işi pazar günü bitirecek inşallah arkadaşlar." dedikten sonra, yukarıda 20 maddenin yirmi dakikada tekme tokatla geçtiğini ve oradaki tutanaklarda "Söz isteyen var mı?" derken, 25 milletvekilinin "Evet, istiyorum Sayın Başkan." dediğini stenograflar yazmış ama o Komisyonun Başkanı "Söz isteyen olmadığına göre maddeyi oyluyorum." demiş ve Sayın Cemil Çiçek'in önüne bu tutanaklar geldiğinde kararı, Komisyonun işlevinin tamamlandığı yönünde olmuştu.
Sayın Başkan, bunların hiçbir tanesi kuvvetler ayrılığıyla ve sizin bulunduğunuz makamla ilgili değil. İlk başta gördüğümüz tablo bu konuda endişe yaratıyor ama biz sizin görevinizi hakkaniyetle yapacağınıza, tarafsızlık ilkesinden ayrılmayacağınıza, geçmişte hangi gömleği giymiş olursanız olun -bugün bir başka gömlek giydiniz mi giymediniz mi bilmem ama- o gömleği çıkarıp bir tarafsızlık gömleği giyeceğinize inanmak istiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Elbette sadece sizden beklentilerimiz olamaz. Parlamentonun tamamından çok yüksek beklentileri var bizi seçen halkın. Biz, 550 milletvekilinin her bir tanesinin kendi vicdanlarıyla, kendi kalpleriyle, kendi beyinleriyle burada görev yapacaklarına, demokrasimizi geçmişte eleştiri aldığımız parmak demokrasisinden uzaklaştırıp yürek ve vicdan, akıl ve bilim demokrasisi noktasına yaklaştıracaklarına, bir lidere, bir isme bağlılıktan ziyade halka ve halkın verdiği göreve bağlılık içinde davranacaklarına, sayısal üstünlüğü konuşturmak yerine fikirlerin üstünlüğünden kaliteli bir yasama çıkarmaya çalışacaklarına ve bu Meclise yakışanın tekme tokat değil, fikir çatışmaları olduğuna ve buna 550 milletvekilinin de yürekleriyle, gönülleriyle katkı vermek istediklerine inanmak istiyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kürsüyü bugün sizin Başkanlığınızda ilk kez kullandığımız bu anlarda bu hatırlatmaları yapıyor ve böyle davranılacağına yürekten inanıyor, aksi davranışlar gerçekleşene kadar da gerçek anlamda parlamenter demokrasiye, gerçek anlamda, birilerinin Meclise verdiği, dayattığı görevlere, verdiği istikamete uygun hareket etmek değil, sadece ve sadece halktan alınan yetkinin kullanıldığı bu makamların hakkını vereceklerine inanıyoruz. Ayrılıkları değil birliktelikleri savunmak istiyoruz, tek bir kişinin, zümrenin değil Türkiye'nin dört bir yanındaki insanların menfaatlerini savunmak istiyoruz.
Koltuklarıyla, parmaklarıyla değil yürekleriyle, kimsenin kurşun askeri değil demokrasinin, cumhuriyetin bekçisi, yolsuzlukları örten değil üzerine giden, namuslu ve dürüst bir yasama ortamının bu Mecliste sağlanması için hem size hem siyasi partilere hem de bugün programı okunacak olan Hükûmete çok önemli görevler düşüyor. Bu konuda geçmiş pratiklerimize bakarak iyimser değiliz ancak ön yargılarımızla davranmak yerine demokrasiye bir şans verme, etkin, içerik olarak yoğun, üslup olarak düzeyli ama haksızlığın karşısında dimdik duran ve bu Meclisi, halk iradesini tahakküm altına almaya çalışacak her ne güç her ne kuvvet olursa olsun ona direnen bir Cumhuriyet Halk Partisini göreceksiniz.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)