GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:35
Tarih:29.01.2016

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Bir kez daha bir iktidar partisi grup önerisiyle karşı karşıyayız. Meclisin çalışma düzeniyle ilgili yine bir yenilik, yeni bir öneri var. O konudaki görüşlerimizi dile getireceğim ama bugün karşı karşıya olduğumuz bir durum var: Özellikle biraz önce Sayın Fakıbaba'nın konuşmasında da izleri vardı; Türkiye'de Cumhurbaşkanının talebi üzerine, parlamenter sistemi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Meclis Başkanı ve Meclis Başkanıyla birlikte Meclisteki tüm komisyonlardaki Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilmiş Başkanlık Divanı üyeleri, komisyon başkanları kasten ve cebren ilga etmekle meşgul durumdalar şu anda. Ve dün Sayın Cumhurbaşkanının konuşmasındaki izler, kaymakamlarla yaptığı toplantıda verdiği talimatlar, hepsine birden bakıldığında başkanlık sistemine Türkiye'yi bir bütün hâlinde hazırlayabilmek için ilk hedef parlamenter sistemi çökertmek, çöktü gibi göstermek.

Geçtiğimiz günlerde ifade etmiştim, bugün görüştüğümüz torba yasa, Mecliste uluslararası anlaşmalar dışında kanunlaşan, dün geç saatlerde kanunlaşan torba yasa 6'ncı kanun. Bunlardan bir tanesi geçici bütçe kanunuydu, geri kalan 5 tanesi torba, 5'i de Plan Bütçede görüşüldü. Aslında 5'inin de görüşülmesi gereken uzmanlık komisyonları ayrı ayrıydı ama tüp bebeğe uygulanacak katılım payı ile uzman çavuşa verilecek olan maaşı, T.C. kimlik kartı ile bedelli askerliğin tutarını aynı torbada birleştirmek ve o sırada Millî Savunma Komisyonuna, İçişleri Komisyonuna, Sağlık Komisyonuna "İş yükümüz çok fazla, görüşemiyoruz, bunu Plan Bütçe görüşsün." diye yazılar yazdırmak; bu yazıları, Komisyona talep yazısı geldikten sonra Meclis saatiyle iki saat içinde eş zamanlı yazdırmak; komisyonlara, toplantıya çağrılmadan "iş yükümüz fazla" yazısını yazdırmak; hepsi bir bütün ve büyük bir planın parçası arkadaşlar.

Bu Parlamentoyu tıkamaya, bu Parlamentoyu işlevsizleştirmeye çalışıyor birileri, 550 milletvekiline hakaret ediyor. Bu Parlamentoya, doğrudan, adı konmamış bir sivil darbe yapılıyor. Bu Parlamentodaki milletvekillerinin tamamı uzmanlık alanlarına göre, uzmanlık komisyonlarında görev yapmak üzere halktan yetki aldılar, görev aldılar, buraya geldiler. Baktığınızda, İçişleri Komisyonunda belediye başkanlarınız var, eski kaymakamlarınız var, valileriniz var, kamu yönetimiyle ilgili hocalarınız var ama İçişleri Komisyonunun görüşeceği konuyu gidiyorsunuz Plan Bütçede görüştürüyorsunuz. Plan Bütçeyi, 25 tane AKP'li milletvekilinin çoğunluk oylarıyla bir alt Meclis, bir kanun üretim fabrikası, bir torba yasa üretimi ve paketleme merkezi hâline getirmiş durumdasınız; böylelikle, uzmanlık komisyonlarındaki rengi, gücü, çeşitliliği hiçe saymak, onları oluşturan bu Parlamentoyu yok hükmünde kabul etmek, Parlamento dışı yerlerde hazırlanmış olan torba ya da torbacıkları burada paketleyip anında Resmî Gazete'de yayınlanmak üzere yollamak. Yani, aslında Parlamentoya, tartışmaya, müzakereye, komisyona ihtiyaç olmadığını; bunları, daha sonra ortaya çıkacak yeni bir sistemde yeniden tanımlanacak ve işlevleri basitleştirilmiş bir hâle getirilecek bir parça hâlinde göstermekten başka bir amacınız yok.

Sayın Cumhurbaşkanının tüm konuşmalarında bunların izlerini görebilirsiniz ama en önemlilerinden bir tanesi, Sayın Cumhurbaşkanı kaymakamlara dedi ki: "Mevzuatı bir kenara bırakın. Gerekirse HDP'li belediyelerle ve paralel yapıyla mücadele için kanun manun aramayın. Ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın."

Bakın, Cumhurbaşkanının yetkileri Anayasa'nın 104'üncü maddesinde belirlenmiş. En önemli görevi, devletin kurumlarının, organlarının birbiriyle uyum içinde çalışmasını sağlamak. Ona verilen en temel görev, kuvvetler ayrılığının ve kuvvetlerin birbiriyle uyum içinde çalışmasının temini ama kendisi kuvvetler ayrılığını ayaklar altına alıyor. Yasamanın yürütme, yürütmenin yasama, zaman zaman yasamanın yargı üzerindeki... Her birinin örneğini yaşadık burada, teker teker sayabiliriz. Bu, yasamanın yargı üzerindeki tahakkümü derseniz MİT Kanunu'na bakmanız lazım veya aklınıza gelebilecek her türlü yargılamaya karşı engel olmak, yargılayanları değiştirmek, bununla ilgili yürütmenin yaptığı işler, HSYK'nın yeniden dizayn edilmesi, bunların hepsini oturup konuşabiliriz. Ama esasında, Cumhurbaşkanına 104'üncü maddeyi anlatmanın ya da namusu ve şerefi üzerine ettiği tarafsızlık yeminini anlatmanın bir faydası yok artık, hiç duymuyor onları, başka şeyler söylüyor.

Ama ben kaymakamlara sesleniyorum, valilere sesleniyorum, Cumhurbaşkanının bu söylediklerinin muhatabı olan tüm kamu görevlilerine sesleniyorum. Anayasa'nın 137'nci maddesi var, kanunsuz emri düzenler, der ki: "Üstlerinizden Anayasa'ya, kanunlara, hatta alt mevzuata aykırı emir alırsanız bu emri uygulamayın. İlla uygulanması isteniyorsa da yazılı olarak..." Kaymakamlara söylüyoruz: Cumhurbaşkanının söylediği sözlerin hiçbir önemi yok. Her biriniz kendi vicdanınızla sorumlu ve bu Anayasa'ya bağlısınız. Yarın birileri istediğini yapar yapar, yapamaz çeker gider. Sayın Fakıbaba'nın dediği gibi değil -onu Allah geçinden versin- ama eninde sonunda demokratik yollarla gidecekler. Ama daha sonra sayın kaymakamları, sayın valileri bu Anayasa'ya göre sorumlu tutacak gerçek hukukçular. Bugünkü göreceli duruma bakarak, bugün sözde verilen teminatlara bakarak kimse Cumhurbaşkanından görev alıp kanunsuz işler yapmaya falan kalkmasın.

Sayın Fakıbaba'ya şunu söylemek isterim, diyor ki... Ya, bir de Sayın Fakıbaba bir dönem ortaya koyduğu ve Türkiye'de de takdir gören bazı davranışları falan olan, sürekli böyle, genel olarak kamuoyunda ortalama AKP algısının üzerinde bir güven de sağlamış birisi olarak yahu gözümüzün içine baka baka, böyle döndü dedi ki bize: "Arkadaşlar, biz başkanlık sistemini Recep Tayyip Erdoğan için değil, ülkemiz için istiyoruz." Sayın Fakıbaba, gelin bir samimiyet testi yapalım. O zaman deyin ki "Başkanlık sistemi olursa da biz Recep Tayyip Erdoğan'ı başkan olarak göstermeyeceğiz, hatta 'Mevcut Cumhurbaşkanı aday olamaz.' diye geçici madde koyacağız."

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Niye öyle bir şey diyelim?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Senin derdin Recep Tayyip Erdoğan mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bak, ben bir samimiyet testi söyleyeyim, samimiyet testi: Başkan, Kemal Kılıçdaroğlu olacak olsa da biz başkanlık sistemine karşıyız arkadaşlar, bu kadar net söylüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - En çok senin savunman gerekiyor aslında!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - O sadece kurultaylarda başkan olur zaten, başka yerde başkan olamaz ki.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bir ülkeyi sevmek, bir sisteme inanmak, kendi iradesini bir insana teslim etmemek böyle bir şey arkadaşlar. Eğri oturup doğru konuşacaksınız.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Şahısları konuşmayalım, sistemi konuşalım Özgür Bey.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bizim gözümüzün içine baka baka "Bunun Tayyip Erdoğan'la ne ilgisi var? Bunu ülke için istiyoruz." demeyeceksiniz arkadaşlar.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Ülke için istiyoruz. Tayyip Erdoğan'a da çok yakışır.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - O zaman şunu söyleyin... Tayyip Erdoğan'a şunu hatırlatmışız, bu Parlamento'da söylemişiz, demişiz ki: "Eğer Cumhurbaşkanını halk seçerse Cumhurbaşkanıyla Başbakan arasında meşruiyet, birbirlerinin alanlarına girme ve çeşitli yetki çelişkileri ortaya çıkar, kriz çıkar." Sayın Cumhurbaşkanı hem seçilmiş Cumhurbaşkanı hem de seçilmiş Başbakan sistemi kilitler eleştirilerine demiş ki: "Çok da güzel yürür, hiçbir sıkıntı çıkmaz." sözleriyle yanıt vermiş.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Özgür, geliyor, geliyor, yavaş yavaş, başkanlık da geliyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bugün geldiği noktada, bakın, ne yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sizin Pravda'nız, bu, bu sizin Pravda'nız.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Korkunun ecele faydası yoktur!

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Geliyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sizin yerinize tehdit eden, sizin yerinize günü gelince küfür eden, sizin Pravda'nız burada.

OKTAY ÇANAK (Ordu) - Siz istemezseniz millet istiyor zaten.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ne yazmış bugün? "Ya Başkanlık Ya Kaos" Bunu bir yerden hatırlıyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli vatandaşları, 7 Haziran günü siz iradenizi koydunuz, AKP'yi tek başına iktidardan indirdiniz. Cumhurbaşkanının Başdanışmanı, arkadan da bu gazete "Millet kaosu seçti." dedi. Şimdi, deniliyor ki: "Ya başkanlık ya kaos." (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 7 Haziran akşamı herkes "Ne kaosu!" diyordu, ülkeye gösterdiniz 1 Kasıma kadar nasıl bir kaos yaşanacağını ve diyordunuz ki: "Biz tek başımıza gelirsek -önce, 400 vekil alınırsa dediniz- kaos duracak, çatışmalar duracak." Şimdi diyorsunuz ki: "Başkan seçene kadar devam." Yanarım yanarım, anaların ellerini kınalayıp da askere yollattığı evlatlarının o al bayraklı tabuta sarıldığında ağlayışlarına yanarım. "Ya başkanlık ya kaos.", yazıklar olsun! Başka bir şey söylemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)