| Konu: | İktidar partisine mensup TBMM Başkan Vekillerinin de birer dakikalık söz hakkı tanımasını ümit ettiğine, Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve iktidar partisi ile Meclis Başkanının sarayın statükosundan özgürleşemediğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 40 |
| Tarih: | 17.02.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkanım, bu bir dakikalık sözler, sizin ve Sayın Pervin Buldan'ın milletvekillerine bu olanağı tanıyor olması çok kıymetli. Hem seçmenlere ulaşma hem de gelişen gündemle ilgili milletvekillerinin görüşlerini yüce Meclisle paylaşma açısından çok önemli bir uygulama. İktidar partisinin sayın başkan vekilleri bunu uygulamıyorlar ama sizler uyguladığınızda iktidar partisine mensup milletvekillerinin bundan yararlanıyor olması bizler için bir gurur vesilesi. Demek ki uygulama doğru, diğer tarafın yaptığı uygulama hatalı. Ben iktidar partisinin bu konuyu kendi içinde değerlendireceğini ve bu olanağı sayın iktidar partisinden seçilmiş Meclis başkan vekillerinin de Meclise tanımasını ümit ediyorum.
Bu olanaktan yararlanan bir sayın milletvekilimiz biraz önce, dün akşam kamuoyuna yansıyan Anayasa Mutabakat Komisyonu adı altındaki -biz adının darbe hukukundan arınma konusunda bir uzlaşma komisyonu olması gerektiğini hep söyledik- komisyonun çalışmalarının Meclis Başkanının ağzından sona erdirilmiş olmasını hem çarpıtarak hem de sanki sorumluluğu Cumhuriyet Halk Partisindeymiş gibi Meclisi ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdi. Özellikle "statükonun devamından yana olan bir parti" falan derken bunu kabul etmemiz mümkün değil, bunu şiddetle reddederiz.
Şöyle bir durumla karşı karşıyayız: Basın özgürlüğüyle ilgili Anayasa'da "Basın hürdür, sansür edilemez." denmesine rağmen, gazetelerin genel yayın yönetmenlerinin, Ankara temsilcilerinin yaptıkları haberlerden dolayı cezaevlerinde tutulduğu, yazılan kitapların yazılmadan toplatıldığı, basının üzerinde ağır baskıların oluşturulduğu, kişisel hak ve özgürlük alanının gitgide daraldığı ve toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının Anayasa'da yazılanın aksine, iktidar partisinin geçen dönem çıkardığı birtakım yasalarla sürekli izne ve izne rağmen şiddete maruz kaldığı bir ortamda, 12 Eylül Anayasası'nın değiştirilmesi, yenilenmesi bir yana, 12 Eylül Anayasası'ndan kaynaklanan ikincil mevzuatın ve kanunların, bu konudaki yol temizliğinin yapılmasına dahi karşı çıkan bir iktidar partisiyle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki: "550 milletvekili, biz buraya, halkımız tarafından, parlamenter sistem içinde görev yapmak üzere 1 Kasımda görevlendirildik, geldik buna göre de yemin ettik." Birileri diyor ki: "Siz bu iradenizi birilerine devrediniz, size verilen bu emaneti başkasına devrediniz." Burada bir statükodan bahsedilecekse sarayın statükosundan kendini özgürleştiremeyen iktidar partisinin ve maalesef, üzülerek söylüyorum, halıların rengine kadar sarayın takipçisi ve talimatlarının uygulayıcısı hâline dönüşmüş olan Sayın Meclis Başkanının bu statükodan özgürleşememe durumu söz konusudur.
Arz ederim efendim. (CHP sıralarından alkışlar)