| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 40 |
| Tarih: | 17.02.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan teşekkür ederim.
Değerli milletvekillerini saygıyla selamlarım.
Öncelikle, tabii, olay çok sıcak ama Ankara Valisi şimdiden 5 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı, ama olay yerine Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinden gönderdiğimiz bir ekip arkadaşımız, hayatını kaybedenlerin sayısının bunun çok üzerinde olabileceğini, saldırı gerçekleştirilen 2 tane servis aracının hâlâ yanmakta olduğunu söylüyor.
Öncelikle, tabii, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diliyoruz.
Terörü, kimden, nereden, ne amaçla gelirse gelsin kınıyoruz, bir insanlık suçu olarak nitelendiriyoruz ve Parlamentodaki herkesin de terörün menşesine ve amacına, kim tarafından örgütlendiğine ve ne amaca hizmet ettiğine bakmaksızın canıgönülden, yürekten inanarak kınaması gerektiğine inanıyoruz, kınadığına inanıyoruz.
Bu şartlar altında, tabii, gündeme devam edeceğiz. Ben siyasetin gerçekçi, sahici yapılması gerektiğine inanan, sahici siyasetin sadece hem yapanı hem de muhataplarını tatmin edecek olan bir yaklaşım olduğuna inanan birisiyim. O yüzden, tabii ki terör ne yaparsa yapsın, Parlamentonun çalışması durmaz, kesilemez, Parlamento mutlaka çalışacak ama kimse de şöyle bir şeye kalkışmasın: Parlamentonun hemen dibinde, çalışanlarımızın çıkış saatinde camlar sallanmış, Sayın Bakanın sorumlu olduğu birtakım binaların camları kırılmış, ordumuza mensup çok değerli kişiler hayatını kaybetmiş ve biz burada, bu durum hakkında sağlıklı bilgi almayı konuşurken, bu konuda, zaten yemek arası yaklaşmışken "Acaba bundan yararlanılabilir mi?" denirken -iktidar partisinin tüm milletvekillerini tenzih ederim ama- oradan laf atan bazı milletvekilleri "Terörden korktunuz mu? Biz korkmuyoruz."
Elbette teröre teslim olacak falan değil bu Parlamento ama biz bir tek canı kaybetmekten dahi korkuyoruz. Özellikle de boşu boşuna, pisi pisine, ne olduğu anlaşılmadan, bir seçim akşamı birileri "Seçmen kaosu seçti." dedikten sonra yaşananlardan, akan kandan, anaların gözyaşından, yitip giden canlardan fevkalade de üzüntü duyuyoruz. Bu üzüntümüzü tek başımıza duymadığımızı, bu konuda bizimle birlikte düşünen milyonlar olduğunu, bu Parlamentonun tüm siyasi parti gruplarındaki milletvekillerinin bu konuda aslında bizi yalnız bırakmadıklarını da biliyoruz. Ama bir yandan da bir irade gasbının açıkça ortada olduğunu ve işte iktidar partisine çok yakın gazetelerin "Ya başkanlık, ya kaos!" manşetlerini atarken bu eleştirilere, bunlara "Durun kardeşim, ne yapıyorsunuz? Çıldırdınız mı siz? Ne demek 'Ya başkanlık, ya kaos'? Ne demek 'Seçmen kaosu seçti.'? Ne demek 'Eğer 400 vekil olsaydı bu olurdu.'?" yaklaşımlarına esas tepki gelmesi gereken yerlerden gelmeyince, daha sonra biz söyleyince birilerinin ağırına gittiğini de görüyoruz.
Bu ülkede birileri tarafından parlamenter sistem açıkça, kasten, cebren ilga edilmeye çalışılıyor. Yapılan saldırı sadece bize değil, sadece muhalefet partisi gruplarına değil, esasında Parlamentoyu çalıştırma mecburiyetinde olan ve temel görevi yüklenmiş olan iktidar partisi grubunun milletvekillerinedir. Bugün eğer bu Parlamentoya sevk edilen bütün kanunlar sadece Plan Bütçe Komisyonuna yollanıp orada torba kanun hâline geliyorsa; sizlerin uzmanlık alanları hiçe sayılıp komisyonlarınız, başkan seçme dışında, çalıştırılmıyorsa; Plan Bütçe torbaladığı kanunları makul küçüklüklere bölerek buraya yollayıp o kanunu temel kanun olarak görüştürüyorsa; "temel kanun" dediğiniz sadece üzerinde önerge işlemi yapabildiğiniz, yani her maddesini gruplar adına onar dakika, şahıslar adına beşer dakika müzakere edip, üzerine 7 tane önerge işlemi yapma imkânı varken, bunu sadece -ikiye ayrıldıysa- iki bölümde onar ve beşer dakika konuşup kalan maddelerde önerge işlemi oluyorsa; iktidar partisinin sayın milletvekilleri -partinin çok istisnai hâllerde verdiği önergeler, gerekçe okutması dışında- o maddeler üzerinde fikir belirtemiyorsa; sadece üç muhalefet partisinin verdiği önergeler okunup, oylanıp, neyin okunduğu, neyin oylandığı bile farkına varılmadan, ki şuracıkta otururdu geçen sene Samsun milletvekiliniz, açıkladı: "Neye 'evet' diyorum, neye 'hayır' diyorum farkında değilim. Ne olduğunun farkında değilim." derken bugün burada oturmuyorsa; o öz eleştirinin, o partinize yaptığı eleştirinin, o makineleştirilmiş, vicdana, akla, beyne değil sadece parmağa itibar eden, parmak demokrasisine dönüştürülerek Parlamentonun ilga edildiği sisteme isyanı bugün bu görüşmeleri evinde, TRT 3'ten seyretmek oluyorsa hepimizin bu işten çıkaracağı dersler var arkadaşlar.
Bugün Mecliste önemli gelişmeler yaşanıyor. Bugün Meclisin uzmanlık komisyonları yok sayılıyor. Her şey torba yasayla görüşülüyor. Biraz önce söyledim, temel kanun, biz beşer dakika konuşuyoruz, siz hiç konuşamıyorsunuz. Konuşamamanın verdiği stres, katkı yapamamanın verdiği yürek ezikliği ve "Ben buraya bunun için mi geldim?" noktasındaki itirazlar, maalesef sadece uçak havalandığında, telefonlar kapalıyken, kimse yokken, yanınızdaki muhalefet partisi milletvekillerine yakınma veya bölgenizdeki milletvekilleriyle "Biz de içinde bulunulan bu durumdan rahatsızız ama ne yapacaksınız?" dışında bu Parlamento size daha fazla sorumluluk yüklüyor. Açık açık konuşmak, açık açık eleştirmek, açık açık parti içi demokrasi talep etmek, açık açık Mecliste milletvekili olmanın sorumluluğuyla, halktan aldığınız ödevi yerine getirme noktasında gayret göstermek durumundasınız.
NURETTİN ARAS (Iğdır) - Sen öyle mi yapıyorsun?
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Elbette grup içinde, elbette grupların kendi içinde disiplinleri olur. Bu disiplin, sizin çoğulculuğunuzu, sizin çeşitliliğinizi, bölgenizden aldığınız görevi yapmanıza engel oluyorsa o zaman sorgulama vicdanidir ve vicdani bir sorgulama başlar.
NURETTİN ARAS (Iğdır) - Baykal yapıyor vicdani sorgulamayı, onu Baykal yapıyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Buradan şimdi size çok net olarak şunu söylüyoruz: Siz buraya her biriniz... Şu yöntemi seçeriz: Siz oradan bana "Baykal" dersiniz, ben buradan çıkar size Bülent Arınç'ı anlatırım, ben buradan çıkar size bakanlarınızın, daha şu koltuklarda altı ay önce oturan başbakan yardımcılarınızın çıkışlarını hatırlatırım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
NURSEL REYHANLIOĞLU (Kahramanmaraş) - Kendi işinize bakın, akıl vermeyin.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ben vicdanla ilgili, ben ödevle ilgili, ben görevle ilgili, ben edilen yeminle ilgili hepimizin üzerine, namus ve şeref üzerine içtiğimiz bir antla ilgili bir şey söylüyorum, bunu muhatabına söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bunu bu konuda sadece kendi iradesini bir başkasına teslim etmeye çalışanlara söylemiyorum ama sessizce dinleyen, anlayarak dinleyen, kalp gözüyle dinleyen, vicdanla dinleyen milletvekilleri olduğunu biliyorum ve onları anlıyorum, onlara sesleniyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen hatibi dinleyin efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bugün gelinen noktada...
Değerli arkadaşım, Özgür Özel'in sabrı Manisa'da Spil Dağı'nı deler. Sen onun insicamını oradan bağırarak bozamazsın. Kişiselleştirirsem oturduğun yerden ayağa kalkamazsın.
Ama şunu söyleyeyim: Bugün buraya gelen 550 milletvekili, oyu, parlamenter sistemde bu millete, bu halka hizmet etmek için aldılar. Şimdi, birileri de bu Parlamentoyu çalıştırmayıp, Parlamentodaki Meclis Başkanının bu çalıştırmama konusundaki gayretlerine katkı sağlayıp, daha büyük ümitlerle kurulan, her ne kadar geçen sefer 3 toplantıya katılmayıp HDP, MHP, CHP imzalarıyla Anayasa toplantısından, masasından kalktığınız, tarihleriyle, 16, 18, 19 Kasım ve 25 Kasım 2013 tutanaklarıyla sabitken, yeniden birileri başkanlık sistemi istiyor diye...
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Başkanlıkta parlamento yok mu? Ne kadar cahil adamsın ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ...yani aslında terfien gittiği makamda yetkilerini yeterli görmüyor diye size diyor ki: "Kardeşim, siz Parlamentoya gelirken parti içi demokrasiyle gelmediniz.
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ya, başkanlıkta parlamento yok mu? Bu kadar cahillik olmaz ya!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...
Sayın Özel, bir saniye efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Başkanlıkta parlamento yok zannediyorsun herhâlde!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, böyle bir usul yok efendim. Hatip konuşuyor, lütfen dinleyin. Bir sözünüz varsa çıkar konuşursunuz.
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hatip konuyla ilgili konuşsun efendim, konuyla ilgili. Konuyla ilgili konuşsun müsaade edelim, konu dışına çıkıyor.
BAŞKAN - Sayın Özel devam edin efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Teşekkür ederim efendim.
Şimdi, bugün, bu gece hepiniz kendi vicdanlarınızın terazisinde yatağa başınızı koymadan önce şunu düşüneceksiniz: Ben bu Parlamentoya parlamenter sistemle gelmiş birisi olarak irademi sırf saray istiyor diye ona teslim etmek için mi geldim, yoksa burada görev mi yapacağım?
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Başkanlıkta Parlamento yok mu? Ne kadar cahil adamsın!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Önergenin lehindeyim. Çalışmayı söylüyorsunuz ya, sabaha kadar çalışmaya varız! Hodri meydan diyorum! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)