| Konu: | CHP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 18.02.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlarım.
Dün akşam o acı dakikaları hep beraber yaşadık. Bir kez daha hem dün hayatını kaybedenleri hem bugün Diyarbakır'da hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz; ailelerine başsağlığı diliyoruz, sabır diliyoruz; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Dört ay içinde Ankara'da, ülkenin kalbinde bu ikinci büyük saldırı. Dünyanın neresinde olursa olsun bu, o saldırının gerçekleştiği şehir ve o saldırının gerçekleştiği ülke dışında, bütün dünya kamuoyu tarafından orasıyla ilgili bir algı yerleştiren ve oradaki güvenlik, istihbarat, devletin egemenliği, terör örgütlerinin oradaki eylemleri ve terör örgütlerinin oradaki etkinliği hakkında fikir veren bir saldırıdır.
Maalesef, Ankara'da, egemenliğimizin en kuvvetle temsil edildiği, Türkiye'nin dört bir yanından seçilerek gelen milletvekillerinin görev yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisine yürüme mesafesinde bir yerde böyle büyük bir saldırıyla karşılaştık. Sadece Ankara'da değil, 5 Haziran günü Diyarbakır'da yapılan ve 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan, 20 Temmuz Suruç'ta 34 gencin hayatına mal olan; 10 Ekimde Ankara'da 103 gencin, 103 evladımızın, 103 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine sebep olan... 12 Ocakta Sultanahmet'te misafirlerimiz, Türkiye'de turist olarak bulunan, Türkiye'nin güzelliklerine şahit olmak, gittiğinde belki Türkiye'nin turizm elçisi olması için burada ağırlamamız gereken 11 kişi hayatını kaybetti; misafirlerimizin de yaşamlarına sahip çıkamadık. Ve dün "ikinci Ankara saldırısı" olarak tarihe geçen bu saldırıda 28 vatandaşımız hayatını kaybetti. 7 Haziran gününden bugüne 300 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Ülkenin acı düşmeyen, yürekleri parça parça olmayan hiçbir şehri, hiçbir vatandaşı kalmadı.
Türkiye'nin dört bir yanında analar ağlıyor, gençler ölüyor; bizler lanetliyoruz, kınıyoruz, üzülüyoruz ama Türkiye'de hayat devam ediyor ve maalesef ölümler normalleşiyor, kınamaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi dün olayı duyduğu andan itibaren hem Parlamentodaki ilgili komisyonlardaki arkadaşlarımız hem de grup içi komisyonlarımız kendiliklerinden, bizlerle koordine kurarak önce olay yerine gittiler. Ardından, hastanelerdeydi hekim kökenli arkadaşlarımız, hekimlerimiz yaralıları ziyaret ettiler. Ardından, lojmanların olduğu bölgede tek tek ailelerle temas ettiler. Ve Adli Tıbbın önünde, bahçesinde, hayatını kaybetmiş, maalesef, hayatını kaybettiğini bildikleri ama hangi cesedin, hangi cenazenin, hangi naaşın kendilerine ait olduğunu bilmeyen acılı ailelerin acılarını paylaşmaya, onları dinlemeye gittiler. Burada pek çok arkadaşımız var, pek çoğu Sayın Genel Başkanımızla birlikte taziyelerde ve olayı yerinde incelemeye devam ediyor. Gelen bütün bilgiler şu... Ailelerin ortak söylediği bir tek söz var, diyorlar ki: "Lütfen, artık terörü kınamayı bırakın, bir şeyler yapın, engel olun. Biz yandık, bundan sonra kimse yanmasın."
Değerli arkadaşlar, dün bu terörü hep birlikte kınadık. Duygusal anlar yaşandı. Gayret gösterdik, samimiyetle gayret gösterdik. Keşke Parlamentoda 4 parti birden aynı metnin üzerinde birleşebilseydik. Bunu samimiyetle istedik, olmasını da çok isterdik. 3 parti bu konuda bir metin üzerinde anlaştı, yayınladık. Ayrıca, bir diğer, imza koyamayan parti, saldırıyı kınadığını ancak metin mutabakatı sağlayamadığını söyledi. Bize, Parlamentoya aslında bu noktada bir tecrit, bir ayrıştırma değil kapsayıcılık düşer. Bir gün bu ülkede, hep birlikte, terör örgütünü, terörü, nereden gelirse gelsin, kim olursa olsun, menşeine, kökenine, aracına bakmadan hepimizin birden kınayabileceği, ortaklaşabileceği metinleri mutlaka sağlamalıyız, altında birleşmeliyiz. Terörle mücadele için Cumhuriyet Halk Partisi, geçmişte, AKP ve HDP gruplarına "Bakın, Hükûmet odaklı bir çözüm öneriyorsunuz, doğru değil." derken bunu söylüyordu. "Bu Parlamento çatısı esastır." derken bunu söylüyorduk. 4 parti birlikte olabileceğimiz bir yerde birleşmezsek eğer, hiçbir zaman bu birlikteliğin kalıcı olmayacağını ve gerçek anlamda çözüm üretmeyeceğini söylerken bunu söylüyorduk. Maalesef haklı çıkmanın utancı, sıkıntısı içindeyiz. Buna bu Parlamento bir çözüm bulmalıdır.
Ancak patlamayla ilgili şunu söylemem gerekir: Patlama olduğu anda Hükûmetin tavrı "Bir ses geldi, bakacağız." dediler, "Bir terör örgütünün yaptığını düşünüyoruz." dediler, "Saldırı Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır." dediler.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - "Çok iyi planlanmış." dediler.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu açıklamaları daha öncekilerden ayırabilecek bir açıklama değil. Bu, çaresizlik; bu, yönetememe; bu, teslimiyet; bu, âcizlik durumunun tescilidir. Ardından "Bir şey yapmanız lazım." dendiğinde ilk akla geleni hemen yaptılar.
HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Acının ve terörün üzerinden siyaset yapılmaz. Buradan siyaset üretilmez.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Cezasızlık ve bedel ödememe hâlinin sonucunda ilk refleks, yayın yasağı koymak oldu. Bugüne kadar RTÜK ve sulh ceza mahkemelerinin yayın yasakları, maalesef, basının haber almasını engellemek ve bu kararın sonucunda bir karartmaya hizmet etmek dışında hiçbir işe yaramadı; yarasaydı Diyarbakır'daki yayın yasağı Suruç'a, Suruç'taki yayın yasağı Ankara'ya, Ankara'daki yayın yasağı Sultanahmet'e, oradaki buna fayda ederdi. Böyle bir şey yok. Neyi yayınlayacaksınız?
HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Günah çıkarma!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ama şunu bilin: Hükûmetin ilk verdiği tepki "Dün gece oturduk Cumhurbaşkanımızla, güvenlik bürokrasisiyle toplandık, altı saat içinde failleri bulduk." Çok güzel, bunu bir gece önce beklerdik. Altı saat içinde belirlemek değil, altı saat önce bu saldırıdan haberdar olmak, ana kuzularını, o evlatları akşam evlerine sağ salim ulaştırmak devletin görevidir, Hükûmetin görevidir. (CHP sıralarından alkışlar)
Hep birlikte kınayabiliriz ama şundan lütfen uzak durunuz: Bir hesap vermeme, bir sorumsuzluk, bir "Ne olursa olsun, fatura bize kesilmiyor." hâli var ki, bu, en tehlikelisi; Türkiye için de tehlikelidir, bizatihi iktidarın kendisi için de son derece tehlikelidir.
Bir bakıyorsunuz, dünyanın sayılı büyük iş kazalarından bir tanesi oluyor, Soma katliamından sonra gensoru veriliyor, Bakan orada duruyor, dimdik arkasında duruyorsunuz; aferin! Afşin Elbistan'da aynısını yaptınız, diğer kazalarda yaptınız. Ülkenin elektrik teknisyenleri göz önünde su bisikletinin üzerinde donarak ölüyorlar, yalvararak ölüyorlar; sorumlular duruyor. Doğuda, güneydoğuda yatılı Kur'an kurslarından bir tanesinde yangın çıkıyor, çocuklar ölüyor; sorumluları hesap vermiyor.
ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) - Sizler de destek veriyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ne olursa olsun, biraz önce saydığım, 7 Hazirandan bugüne kadar yaşanan her şeyin sonunda iktidarın bir tam sorumsuzluk ve hesap vermeme hâli var. Başka bir şey daha var arkadaşlar: 7 Haziran gecesi, Cumhurbaşkanının danışmanı, şimdi yine milletvekiliniz Burhan Kuzu, çağırın, gelsin açıklasın, ne demek kardeşim "Seçmen kaosu seçti."? O "tweet"i bir bize anlatması lazım Burhan Kuzu'nun.
GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Hüseyin Avni'nin "tweet"lerini açıklasana.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Müezzinoğlu, Sağlık Bakanı, Bursa'da çıkacaksın ve Suruç katliamının üzerine diyeceksin ki: "Başkan seçseydik bunlar olmazdı." Gelsin, anlatsın Sayın Müezzinoğlu, ne demek yahu, ne demek, gözünü seveyim?
GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Hüseyin Avni'nin "tweet"lerini de açıkla, Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Altta Dağlıca katliamının haberi akacak, üzerine böyle büyük bir kibirle diyeceksin ki: "400 vekil alınsaydı bunlar olmazdı."
Arkadaşlar, bu işlere siz tepki göstereceksiniz. Bu sıraların gösterdiği tepkiler bu işlere engel olmuyor. Hatta bu kaosu yaratmak isteyenlerin o tepkilerden beslendiğini de söyleyenler var. Ve günü geldiğinde sizin yerinize manşet atan, günü geldiğinde hakaret eden, günü geldiğinde küfreden, başyazarı için "Keşke naaşı burada olsaydı da Türkiye yolunda sohbet etseydik." dediği Cumhurbaşkanının gazetesi bakın ne diyor? "Ya başkanlık ya kaos." Buna tepkiyi siz göstermezseniz bugün burada attığınız imza belki sizin içinizi tatmin edebilir, bireysel olarak bir şey demem grup başkan vekiline ama bu bir karartma; bu, sorumluluktan kaçma. Bizim attığımız imzayla ortaklaşarak sorumluluktan kaçamazsınız. Hükûmetsiniz, hesap vereceksiniz!
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)