GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 28 Şubatı açık bir darbe süreci olarak tarif ettiklerine, doğrudan ya da dolaylı olarak demokrasiye yapılan her türlü darbe girişimine karşı olduklarına ve Yaşar Kemal'in ölüm yıl dönümüne ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:1
Birleşim:47
Tarih:28.02.2016

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Herkese günaydınlar diliyoruz.

28 Şubat, Türkiye tarihinde gerçekten çok önemli yıl dönümlerine denk geliyor. Örneğin 12 Eylül darbecisi Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanı olduğu tarihtir 1978'de. 1996'da Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda "Öğrenci Harçlarına Hayır" pankartı açan 12 öğrencinin gözaltına alınıp tutuklandığı tarihtir ve 17-25 Aralık operasyonundan sonra Rıza Zarrab'ın serbest bırakıldığı tarihtir ve 1997'de Millî Güvenlik Kurulunun muhtıra verdiği ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun...

Açıkça ifade etmek isteriz ki doğrudan ya da dolaylı olarak demokrasiye yapılan her türlü darbe girişimi, her türlü istikamet verme, her türlü dayatmanın karşısında olan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, o tarihte yaşananların bir daha yaşanmaması gerektiğini ümit ediyor, o günü açık bir darbe süreci olarak tarif ediyor, o dönemde mağdur olan tüm siyasetçilerin, o dönemde mağdur olan tüm gazetecilerin, tüm öğretim görevlilerinin, tüm iş adamlarının bir daha böyle şeylerin yaşanmayacağı bir Türkiye'de birlik ve beraberlik içinde, demokrasiye, düşün hayatına katkı sağlamalarını ve bundan sonra Türkiye'nin hiçbir şekilde demokrasiden uzaklaşmamasını ümit ediyoruz. Meclisin burada yapacağı bir öz eleştiri var.

Tabii, 28 Şubat süreci ve devamına bakıldığında Adalet ve Kalkınma Partisinin kurucuları o süreçten sonra bir başka parti yapılanması içine gittiklerinde bir gömleği çıkarmaktan bahsetmişlerdi. 28 Şubat yeni gömlek sahiplerine mi, gömleğinde ısrar edenlere karşı mı yapılmıştır? Bugün burada Adalet ve Kalkınma Partisi 28 Şubat sürecine direnenlerin partisi mi, yoksa 28 Şubatla evrilenlerin ve onun üzerinden başka bir siyasi yöne yönelenlerin partisi midir? Onu siyasi tarihçilere, onu sosyologlara, onu bu konuda analiz yapacak bilim adamlarına bırakıyoruz.

Biz, kim olursa olsun, düşüncelerini açıkladı diye, gazetede yazı yazdı diye, siyasi fikrinden dolayı kimsenin fişlenmeyeceği ve özgürce iktidara geldilerse iktidarı teslim alacakları, yerel yönetimde görev yapıyorlarsa görevlerini sürdürecekleri, gazete köşelerini koruyacakları bir Türkiye ümit ediyoruz. Bu Meclis bir öz eleştiri yapmalıdır. Örneğin Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak, Umur Talu, Ali Bulaç 28 Şubatın mağdur gazetecileridir ama bugün benzer baskıların daha fevkinde baskılar hissettiklerini, bugün o günlerden daha kötü günler yaşadıklarını kendileri ifade ediyorlar. Bu açıdan herkes bir düşünsün. İktidar gücü ele geçirildiğinde baskı kurmak, karşı tarafı toplumsal hayatın, basının, düşün hayatının dışına itmeye çalışmak, o gücü kullanmak aynı zamanda bir başka darbe değil midir?

Son olarak Sayın Başkan, 28 Şubat bir başka yıl dönümü -en yenisi- daha. Anadolu'nun binlerce yıllık kültüründen beslenen, yazdığı romanlar dünyanın birçok diline çevrilen büyük bir ustayı, cumhuriyetimizle yaşıt, edebiyatımızın ulu çınarı Yaşar Kemal'i geçen sene tam da bugün kaybetmiştik. Diliyle, duruşuyla, insan sevgisiyle hepimize başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösteren o koca yürekli büyük insanı, onun çağları aşan gür sesini unutmayacağız. "İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar." diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.