GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül'le ilgili verdiği kararı tanımadığına ve saygı duymadığına yönelik ifadelerinin demokrasiyle bağdaşır olmadığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:1
Birleşim:47
Tarih:28.02.2016

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Biraz önce, ilk başta zatıaliniz, sonra bütün gruplar, çok sayıda milletvekilimiz 28 Şubatla ilgili doğru tespitler yaptı, tespitlerde ortaklaşıldı. Tespitlerin en ortak tarafı da demokrasinin olmazsa olmazlarından bir tanesi olan kuvvetler ayrılığı ve Meclisin tam bağımsız olarak görevini yapması ve hiçbir kurum, kişi veya yapı tarafından yönlendirilmemesi, ne yürütme organına ne yasama organına dolaylı ve doğrudan bir müdahalenin kabul edilemez olmasıydı. Aynı iradeyi bir kez daha tekrar etmek isteriz.

Ancak, görüşmelerin sürdüğü sırada Sayın Cumhurbaşkanı İstanbul'da havaalanında basın mensuplarına yaptığı bir açıklamada, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararı tanımadığını, bu kararı doğru bulmadığını ve saygı duymadığını ifade etmiş. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen, alt mahkemenin verdiği tahliye kararını da yanlış bulduğunu söyleyip, "Kararında direnmesi gerekirdi." demiş. Meselenin gazetecilik faaliyeti olmadığını, bunun bir casusluk faaliyeti olduğunu söylemiş.

Şimdi, yasama organının veya yürütme organının dokunulmazlığı ve dışarıdan etki altında kalmaması kadar, diğer organ olan yargının da bağımsızlığı söz konusudur ve Anayasa'da teminat altındadır ve açıkça ifade eder ki hiçbir kişi, kurum ve merci yargı organına telkinde bulunamaz, yargı yetkisini kullanma şeklini eleştiremez, tartışamaz. Ve bu kapsamda, Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa'daki bu yasaklamadan bağımsız değildir, bu yasaklamadan ari değildir. Kaldı ki ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kuvvetler ayrılığını tesis ve kuvvetler arasında uyumu sağlamakla da görevlidir, Anayasa'nın kendisiyle ilgili maddeleri gereğince. Kendisinin, Anayasa Mahkemesi gibi ülkenin en üst yargı kuruluşu, kaldı ki o kuruluşa yargıçların nasıl, ne şekilde, hangi yöntemlerle atandığı, kimler tarafından atandığı da ortadayken, yapmış olduğu bu yaklaşım demokrasiyle bağdaşır değildir. 28 Şubattaki darbe girişiminin ruhu, mantığı "Elimdeki güç, kuvvet bana, yasamaya ve yürütmeye bunu yaptırmaya imkân verir." nasıl diyorsa, şimdi kendi elinde bulundurduğu güç ve yetkiyle yargı üzerinde kurmaya çalıştığı tahakküm, yaptığı eleştiri ve devletin başı olarak bu kararı tanımadığını söylemesi aynı derecede vahamet içermektedir.

Biz de devletin başı olmasına ve şahsının uygulamalarına değil ama makamına duyduğumuz saygıya rağmen onun bu açıklamalarını tanımıyoruz, reddediyoruz, kınıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)