| Konu: | İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun (2/500) esas numaralı, Toplumsal Barış ve Demokrasinin Tesisi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/21) münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 59 |
| Tarih: | 22.03.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce Sayın Tanrıkulu'na ve Sayın Baluken'e denk gelen aksilik büyük bir talihsizlik. İç Tüzük'te de bunun bir yeri yok ama bir çözüm üretilmesi gerektiğini hepimiz düşünüyoruz. O yüzden, ben, buradan çok açıkça şunu söylüyorum: Konuşmalarını dinledim ama ne Sayın Sezgin Tanrıkulu'nun ne de İdris Baluken'in söylediklerinden bir şey anlamadım. Eğer söyleyecek sözleri varsa, buna cesaretleri varsa çıksınlar kürsüden buna cevap versinler Sayın Başkan. Böylelikle hem bir haksızlık ortadan kalkar hem de bu kadar anlamadığımız konuşmalara açıklık getirmiş olurlar.
Sayın Başkanım, tabii, bir yandan bunu konuşuyoruz bir yandan Sayın Tanrıkulu burada kürsüye çıktığında yaşananlar, son günlerde iktidar partisinin ortaya koyduğu linç kültürü açısından da son derece manidar. Sayın Tanrıkulu kürsüye çıkıp şiir okusa "Örgüt propagandası yaptın." diye bağırıyor oradan birisi. Sayın Tanrıkulu televizyonda türkü söylese bölücü örgüte destek vermiş diye troller harekete geçiyorlar. Teyzenin biri bastonunu düşürse, Tanrıkulu bastonunu verse "Bölücü örgüte yardım ve yataklık yaptın." diyorlar ve buna, önce birileri söylüyor sonra herkes inanıyor.
Biraz önce o arkadan laf atan bir arkadaşımız diyor ki: "Sen canlı yayında, git bölücü örgütün televizyonunda konuş." Bir kez bu, aslında Başbakanın bu ülkeye ve kendi grubuna ne büyük bir kötülük yaptığını da gösteriyor.
Birincisi, yayın, canlı yayın değil, banttan yayın. Bugün Başbakana yolladık CD'yi. 6 kez terör örgütünün açıkça kınandığı ve yapılan eylemlerin, terör örgütünün yaptığı eylemlerin ağır bir insanlık suçu olduğunu söyleyen bir yayına, tutup da Başbakan önce kendi grubunu, neredeyse bütün Türkiye'yi inandıracak. Bu, bir Başbakana, bir devlet adamına yakışmaz. Ümit ederiz, Başbakan kendisine giden o CD'den sonra oturur kendi öz eleştirisini yapar ve gerekli özrü de hem grubumuzdan hem de değerli milletvekilimizden diler.
Bugün yaşanan olaylar, özellikle önce Nusaybin'deki 5 şehidimize, ardından Brüksel'de -her dakika sayısı artan- hayatını kaybedenlere Brüksel'le birlikte, Belçika'yla birlikte ağlıyoruz. Keşke bütün dünya, dünyanın neresinde olursa olsun, terörün kaynağına, menşesine, bu saldırıdan kimin yararlandığına, bu saldırıyı kimin organize ettiğine bakmadan "ama"sız, "fakat"sız bunları kınayabilse, bütün dünya ve Türkiye'deki herkes, kendi pozisyonuna göre değil de evrensel normlara göre, vicdana göre, hukuka ve Anayasa'ya göre terör eylemlerine karşı ilişkilenebilse.
Şimdi, burada, bir samimiyet sınavındayız arkadaşlar. Kırk beş gün boyunca komisyonda beklemiş bir kanun teklifimiz birazdan burada oylanacak. Tam 68 maddeden oluşuyor, 68 madde. Tek tek sayamam ama şu anda pek çoğu salonda olmayan ancak karar yeter sayısını yetiştirmek için birazdan kapılar açıldığında içeriye "Hayır, hayır..." diye koşacak arkadaşlar ya da burada oturduğu hâlde içerikten bağımsız olarak, kategorik olarak bu önerilerimize karşı çıkacak arkadaşlar neye karşı çıkıyorlar onu bilmeleri açısından birkaç şey söyleyeceğim:
İktidar partisinin çok değerli milletvekilleri, birazdan kullanacağınız "hayır" oyuyla seçim barajının düşürülmesi önerisine "Hayır." diyeceksiniz.
"1937-38 yıllarında Dersim'de neler yaşandı, bu Meclis bir komisyon kursun, araştırsın bu konuda." diye önereceğiz, birazdan "Hayır." diyeceksiniz.
Diyarbakır Cezaevinin insan hakları ve demokrasi müzesi olmasına birazdan "hayır" oyu vereceksiniz.
"Mayınlı arazileri temizleyelim, yoksul köylülere dağıtalım." önerisine birazdan "Hayır." diyeceksiniz.
"Tutukluluk sürelerinin kısaltılmasına hayır, uzun tutukluluk iyidir." diye oy kullanacaksınız.
Davaların başka illere kaçırılıp adil yargılanmanın engellenmesine "Hayır." diyemeyecek, vereceğiniz "hayır" oyuyla bunun önünü açmaya devam edeceksiniz.
Özel yetkili mahkemelerin kararlarına yeniden yargılama yolunun açılma teklifimize "Hayır." diyeceksiniz.
İşkence ve gayriinsani suçlardan dolayı Türkiye Cumhuriyeti devletine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği cezalarda cezaların rücu ettirilmesine "Hayır." diyeceksiniz.
Gizli tanık uygulamasına "Devam." diyeceksiniz birazdan.
"Faili meçhuller, nefret suçları ve darbe döneminin DGM'leri için zaman aşımı uygulanmasın." önerimize de "Hayır." diyeceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Üzülerek bir başka tavrı bekliyor ama bunun için daha çok demokrasi, daha çok parti içi demokrasi, vicdanıyla hareket eden halkın gerçek vekillerine ihtiyaç olduğunu da üzülerek tespit ediyoruz.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)