| Konu: | Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulunun sadece Hükûmet ile Cumhurbaşkanının atadığı kişilerden oluşmasının sıkıntı yaratacağına ve bu konuda gruplar ve bakanlar arasında bir müzakere yapılmasında fayda olduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 62 |
| Tarih: | 29.03.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, şimdi 149 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlayacağız ve sırayla gruplar söz alacaklar, görüşecekler. Ancak, burada bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak...
BAŞKAN - Sayın Özel, arzu ederseniz mikrofonunuzu açabilirim, yerinizden konuşun.
Buyurun, mikrofonunuzu açıyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, 149 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlamak üzereyiz. Geçtiğimiz hafta da üç hafta boyunca, hemen hemen bu kapsamda, hatta biraz daha az maddeye sahip olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nu Mecliste görüştük ve kanunlaştı.
İki kanunun birbirine çok benzer tarafları var. Özünde, muhalefet partilerinin de tam ve eksiksiz olarak, kimimiz Avrupa Birliği standardı deriz, kimimiz Türkiye'de halkın ihtiyaç duyduğu düzenlemelerin en mükemmelinin Meclis tarafından yapılmasını arzu ettiğimizi ifade ederiz ama üzerinde toplumsal bir mutabakatın olacağı, en iyisini çıkardığımız takdirde bu Meclisin üzerine düşen görevi yapacağı kanunlardan bir tanesi.
KVK'nın -Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun- görüşmeleri başladığında da uzun tartışmalar yaşanmıştı ve özellikle kurulun yapısının sadece Hükûmetin ve Cumhurbaşkanının atadığı kişilerden oluşmasının yaratacağı sıkıntılar ve daha bir dizi sıkıntı dile getirilmişti.
İlk başta, iktidar partisi buna ciddi şekilde karşı çıktı, tavizsiz yaklaştı ama süreç içinde muhalefet partilerinin ortaya koydukları, İç Tüzük'ten kaynaklı haklarını kullanarak yaptıkları etkin muhalefet ve kamuoyunda ortaya çıkan algı, kamuoyunda ortaya çıkan konuya duyulan hassasiyet ve bunun üzerine duyarlılık konunun daha farklı şekilde müzakere edilmesine, Meclis safahatının üç haftayı bulmasına, sonuçta kurulun yapısının değişmesine, bazı düzenlemelerin yapılmasına imkân tanıdı.
Ama yine de bu kanunda olduğu gibi, Avrupa Birliğinin vizesiz dolaşım kriterleri içinde Türkiye'den istediği düzenlemelerden de bir tanesi olan bu iki kanunda bugün geldiğimiz nokta, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'ndaki Hükûmetin başta ortaya koyduğu tavizsiz, sivil toplumla tartışmayan, Meclisteki diğer partilerin iradelerini görmezden gelen yaklaşım burada da başlıyor.
Şimdi, burada kaçınılmaz olarak bizler, yine Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda olduğu gibi uzun uzun bu konuya muhalefet edeceğiz. Ama burada bir başka imkânın demokrasilerde diğer yollar tüketilmeden denenmesi gerektiğini düşünüyoruz biz. Aslında doğru olan, tabii, bunun komisyon aşamasında yapılması ya da Hükûmetin ortaya çıkan bu şartlarda bu kanunun tamamını komisyona çekip tekrar toplumsal muhalefetin ve bizlerin konuya ilişkin görüşlerine uygun düzenlemeler yapmasıdır ama bu aşamada onun ne kadar mümkün olabileceğini bilemiyoruz. Ama hiç değilse kanun görüşmelerine başlamadan, siz de uygun görürseniz, siyasi parti grupları da takdir ederse bir ara verilip... Geçen sefer kişisel verilerin korunmasında kurulun yapısında gelinen nokta da göz önüne alınarak ki burada bir mağduriyet, daha doğrusu bir hak ihlali söz konusuysa... Geçen sefer kişinin verisinin korunmasıyla ilgili kurulacak kurula muhalefetin de önerdiği kişilerin bulunması sorunu bir ölçüde çözdü ama hak ihlali, insan hakları ihlali, eşitsizlikler, ayrımcılıklar varsa ve bununla mücadele edeceksek bunun bir tarafı devlettir, bir tarafı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Toparlıyorum efendim.
BAŞKAN - Mikrofonunuzu açıyorum, sözlerinizi tamamlayınız Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Eğer bir ayrımcılık, bir hak ihlali ve bunlarla mücadele edilecekse demokrasilerde güçsüz olanın güçlü olana karşı, bireyin devlete karşı haklarının savunulmasıyla ilgili düzenlemeler çağdaş düzenlemelerdir ve bu Meclisten de bu toplumun beklediği budur.
Şimdi, böyle bir kurulda tamamı Hükûmet ve Cumhurbaşkanı tarafından atanmış kişilerin bulunması ve kamu kurumu niteliğinde meslek örgütlerinin, baroların, uzun süredir yaptıkları faaliyetlerle meşruiyetlerini ispatlamış insan hakları mücadele kuruluşlarının, derneklerinin, vakıflarının görevlendirmelerinin bu kurulun içinde yer almaması kabul edilebilir değil ve ayrıca taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara da aykırılığını sözcülerimiz de vurgulayacaklar, ben de peşinen buradan ifade etmek isterim. Takdir edilirse, gruplar uygun görürse bir ara verilerek, boşu boşuna KVK'daki o iki üç haftalık süreç yaşanmadan bu konunun gruplar tarafından son bir kez sayın bakanların da varlığında müzakere edilmesinde fayda mütalaa etmekteyiz.
Çok teşekkür ederim.