| Konu: | Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 62 |
| Tarih: | 29.03.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Burada iki önemli gördüğümüz husus var. Bir önceki Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda da Sayın Bakan benzer bir bilgi notundan hareket etmişti, daha sonra kamuoyu şununla aydınlandı: Evet, örneğin Danimarka'da Çalışma Bakanı, Avusturya'da Federal Hükûmet falan diyoruz ama Türkiye için şöyle örnek verelim: Biz tamamını Cumhurbaşkanının atamasını da kabul ederiz, velev ki bu ülkelerdeki gibi şöyle yazın: Şunca yıldır bu kadar üyesiyle, bu kadar çalışmasıyla kabul görmüş olan insan hakları kurumları, kuruluşları, üniversiteler, avukatların, meslek örgütünün gösterdiği veya bildirdiği kişiler içinden elbette biri atayacak, herhâlde ben atayacak değilim. Başbakan atayabilir, Cumhurbaşkanı atayabilir, ilgili bakan atayabilir, yeter ki niteliği doğru tarif edelim. Orada bir sıkıntı var zaten, ona çare arıyoruz.
Bir diğer husus: Sayın Bakan oraya dikkat çekmedi veya bir başka türlü tarif etti ama Madde 8'de bu kurum Başbakanlıkla ilişkili, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu olarak tarif ediliyor. Sayın Bakan da bilir ki bu ilişkili kurumlar ilgili mevzuat gereğince dilendiği zaman Başbakanlık tarafından idari ve mali yönden denetime tabidir. Bu da idari ve mali vesayet anlamına gelir. Böyle, tarif ettiğiniz gibi bir bağımsızlık zaten başlı başına burada sıkıntıya düşmektedir.
Bir de Sayın Bakanın son kullandığı ifade sürçülisansa, hemen düzeltilirse iyi olur. Hatta desin ki... Âdeta şunu söyledi: "Biz de bir kadın üyenin yer almasını istiyoruz." Şunu derse "Bu 9 kişiden oluşacaksa, en az 4'ü ya da 5 tanesinin kadın olmasını öngörüyoruz." tamam ama "Bir kadın üye" dil sürçmesi değilse... Tabii, şaşırtıcı değil, 30'a yakın bakandan 2'sinin kadın olduğu yerde on birde 1'i yeterli görüyor olabilirsiniz ama biz bunun bir dil sürçmesi olduğunu, Bakan tarafından düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz.