| Konu: | Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İşbirliği Kanunu Tasarısı münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 22.04.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi gecenin ilerleyen saatlerinde selamlıyorum.
İktidar partisinden bazı arkadaşlarımız kızıyorlar, söyleniyorlar, sitem ediyorlar bu saatlere kadar çalıştığımız, bütün önergeler üzerinde konuştuğumuz için. 3 muhalefet partisinin de burada anlatmaya çalıştığı bir şey var size arkadaşlar. Burada bunlar yaşanıyorsa, bu Meclisin çalışmasında bir problem varsa bunun bütün sorumlusu iktidar partisinin, çoğunluğuna güvenerek ve elindeki çoğunluğu kullanarak bu ülkede yapılan her türlü kanun değişikliğinde "Bizim bildiğimiz doğrudur." deyişi, anlayışıdır.
Geçtiğimiz dönemlerde kişisel verilerin korunmasıyla ilgili endişelerimizi dile getirmiş, uyarılarımızı yapmış, oluşturulacak olan üst kurul eğer muhalefet partilerinden katkı almayacaksa ona direneceğimizi söylemiş; uzun direnişler, tartışmaların sonunda üst kurula muhalefetten 3 temsilcinin -sadece- yer alması sağlanmıştı. O bile önemli bir aşamaydı. Belki de yapmış olduğunuz değişikliğin Avrupa Birliği tarafından da yeterli görülmesini sağlayacak bir kriter yasanın ilk geldiği şekliyle değil, muhalefetin etkin muhalefet anlayışının sonunda geldiğiniz noktadan kaynaklanmıştı.
İnsan Hakları Kurumuna gelince, İnsan Hakları Kurumunun yapısını bakın nasıl oluşturdunuz: Normal şartlarda insan hakkı ihlali varsa bu, iktidardan bağımsız bir mesele olarak, esas olarak devleti, devletin elindeki gücü ve iktidarı denetlemeye yöneliktir. Ama burada 11 kişilik kurula 8 kişiyi Hükûmet, 3 kişiyi Cumhurbaşkanı atıyor. Önce muhalefet tepkisini dile getirdi, Sayın Bakan Lütfi Elvan bu işi çözeceğini söyledi; bir gece önce anlaşıldı, gidildi, bir gece sonra geldi, "Bizimkilere kabul ettiremedim." dedi.
O bizimkiler kimse "Türkiye'de insan hakkı ihlallerini araştıracak olan yapının içinde 8'i Hükûmet, 3'ü Cumhurbaşkanı, 11 kişi olsun." diyor. "MHP'nin, HDP'nin, CHP'nin önereceği temsilciler ya da Avrupa Birliğinin sizden istediği Barolar Birliğinin, meslek kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin, insan hakları alanında mücadele eden derneklerin, vakıfların temsilcileri burada olmasın." diyor.
Şimdi, böyle bir anlayışa karşı, muhalefet, "Getirdiğiniz yasalarda dirençle karşılaşırsınız." diye, sizin Bakanınızı, Bakanınız üzerinden Hükûmeti, grup başkan vekillerinizi uyardı. Bu kafayla gidildiği takdirde, bu direniş, bu mücadele ve bundan sonra da bu etkin muhalefet anlayışını sürekli göreceksiniz.
Bizim size anlatmaya çalıştığımız konu şu: Elinizdeki gücü orantısız kullanır, hak yer, haksızlığa uğratır, var gücünüzle karşınızdakileri ezmeye çalışırsanız, karıncanın kardeşi var; size, kimse, ne kendisini ne seçmenini ne bu ülkenin mağdur, masum insanlarını karınca gibi ezdirmez. O karıncanın kardeşi Cumhuriyet Halk Partisidir, Cumhuriyet Halk Partisi Grubudur. Bizi her zaman karşınızda göreceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, uzun uzun anlatabilirim, ama geçmiş dönemden biliyorsunuz, CHP'nin etkin olarak çalışan bir Cezaevi Komisyonu vardı, ben de üyesiydim. 5 tane kitap yazdık, kitaplarımızı kamuoyuyla paylaştık. 200 rapordan oluşan 5 kitap yazıldı, 8 dile çevrildi, dünyadaki insan hakları kuruluşlarına, dünya parlamentolarının kütüphanelerine girdi. Bu kitapların tamamının geliri, bizim tarafımızdan Çağdaş Yaşam'a aktarıldı ve o gelirlerle kız öğrenciler okutuluyor.
Şamil Tayyar: "Operasyon Ergenekon", "Pusu", "Gölge İktidar", "Çelik Çekirdek", "Beşinci Darbe", "Kıt'a Dur", "Neo Ergenekon", "Gölge İktidar" ve "Ergenekon'un İzi" kitapların ismi. Bizdeki bilgiye göre milyonlarca TL telif hakkı var. Şimdi AKP Grubuna soruyorum: Bu haksız iftiraları kitaplaştırıp köşeyi dönen arkadaşınız bu mağduriyetlerin sonucunda bu kitapların gelirini Türk Silahlı Kuvvetleri Vakfına bağışlamayı düşünür mü yoksa bunu yapmaz mı? Bunu net olarak burada açıklasın.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)