| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 22.06.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dün, burada AKP grup önerisi üzerinde konuştuk. Konuşmamız sırasında birtakım tepkiler oldu ve Adalet ve Kalkınma Partisinin Değerli Grup Başkan Vekili Bülent Turan da daha sonra "Konuşmayacaktım ama konuşmama lüzum oldu." deyip geldi, kürsüde benim konuşmam üzerine bir şeyler söyledi. Böyle yıllar falan geçse tutanaklar iş görüyor da böyle bir gün sonra -aslında hafızalarda çok yeni- ama "Öyle dememiştim, sen böyle dememiştin." denmesin diye Tutanak Müdürlüğümüzün tutanağına başvuralım. Bu arada geçtiğimiz günlerde harika bir sergi ve çok güzel bir çalışma yaptılar, çok da emek verdiler, Meclisin de en iyi çalışan birimlerinden bir tanesi; kendilerine teşekkür ediyoruz.
Dün ben şöyle demişim: "Bugün Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni bir grup önerisiyle karşı karşıyayız her hafta olduğu gibi. Örneğin, içinde bulunduğumuz bu tarihi şimdiye kadar 7 kere düzenlediler "Bugün ne görüşelim, kaça kadar çalışalım, kaçta bırakalım." diye ve emin olun, haftaya bir daha düzenleyecekler, bayram dönüşü bu düzenlemeleri bir daha yapacaklar çünkü grup olarak bir irade kullanmak ve kaliteli yasama yapmak değil, bir yerlerden gelen talimatlar, bir yerlerle yapılan pazarlıklar sonucunda onu çektim, bunu koydum, saray bastırdı, paraleli kazıdım, bilmem neyi dengeledim hesapları içinde Meclisi çalıştıran, iktidar adı altında kendi iktidarından yoksun, muktedir olmayan, Meclis düzenine hâkim olamayan, yarınını bilemeyen bir grupla karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar)"
"Yarınını bilemeyen." dedim diye Bülent Bey'in ağırına gitmiş. "Konuşmayacaktım ama konuşacağım." dedi, geldi, çıktı ve dün şöyle cevap verdi: "Dedi ki grup başkan vekili: 'AK PARTİ Grubu planlamasını yapamadı, her hafta bunları değiştiriyor, yarın ne yapacağı belli değil...' Kendisinin bilgisi olmayabilir, söyleyeyim: AK PARTİ Grubumuz, bırakın şimdiyi, eylülü, ekimi bile planladı..."
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Planlı. Kırk sekiz saat şartı var.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - "...hangi gün ne yapacağımız bellidir. Sadece opsiyonel olarak, zaman zaman yanlış yerlerde yanlış tavırlar içerisinde olduklarından dolayı..." Bizi suçlamış. Elimizde ne var? Hiç olmazsa bugün tatile gitseydiniz de başka bir grup başkan vekiliniz imzalasaydı.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ayıp bunlar, ayıp!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Dün ben diyorum ki: "Yarınınız belli değil, haftaya yeni bir grup önerisi getirirsiniz." "Biz yılları planladık, ayları planladık." diyor, bugün yeni bir grup önerisi var.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Değiştirmedik, teknik bir şey. Özgür, öğren bunları artık.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Dün bugünü düzenlediler, Sayıştayla ilgili seçimi perşembeden bugüne alıyorlar şimdi. Ayrıca, Danıştay ve Yargıtayla ilgili düzenlemeyi gündemin 2'nci sırasına alıyorlar. Sebep? Hatta ve hatta İç Tüzük'e göre kırk sekiz saat beklemek lazım, kırk sekiz saatlik bekleme süresini beklemeden şimdi bugün oraya koymak için çoğunluk oyuna başvuracaklar.
Değerli milletvekilleri, iktidar partisi İç Tüzük'ü tanımıyor, İç Tüzük'ü beğenmiyor, Anayasa'yı tanımıyor, Anayasa'yı beğenmiyor ama Anayasa'yı tanınmaz hâle getiren, İç Tüzük'ü tanınmaz hâle getiren, bunu işlevsiz, hatalı, kötü hâle getiren aslında iktidar partisinin bu uygulamaları.
İç Tüzük ve Anayasa şöyle bir şey söylüyor: "Bir kanun basıldıktan sonra, kırk sekiz saat geçmeden görüşülemez." Ama bunun istisnası oluyor mu? Bu İç Tüzük bu hâle getirilmeden önce, 4 partinin uzlaşısıyla ancak... Olur ya çok önemli bir mevzudur, hep beraber "Olur." deriz ama AKP döneminde çoğunluk oyuna başvurarak grup önerisi... Danışma Kurulu yapıyoruz, Danışma Kurulu ya toplanamıyor ya oy birliğine varamıyor. Oy birliğini arayacak, uzlaşıyı arayacak, muhalefete "Sen ne istiyorsun, sizin önerileriniz nedir? Bizim takvim önerimiz budur." diyecek olan iktidar partisi ama böyle bir uzlaşı kültürünün yakınından geçmediği ve bugün kendisine hangi talimatın geleceği, hangi kanunun öne çekilmesi, hangi alınan karara saraydan ne tepki geldiği bilinemediği için tamamen iradesini terk etmiş, muktedir olmayan bir grupla karşı karşıyayız. Dün benzer şeyler söylenince "Biz eylülü, ekimi planladık." diyor.
Sayın Bülent Turan, eylülde, ekimde AKP Grubunun ne yapacağı değil, AKP'nin Genel Başkanının kim olacağı bile belli değil. (CHP sıralarından alkışlar) Siz, bundan dört ay önce yüzde 49 oy almış olan partinizin Genel Başkanı duruyorken ben çıksam "Ya, haziran ayında sizin Başbakanınızın, sizin Genel Başkanınızın kim olacağı belli değil." desem kabul eder miydiniz? Haşa, Hocadan herkes çok memnundu. Ama ben size bu kürsüde şunu söylemiştim: Hocaya parti içinden operasyon yapılıyor. Her seferinde bizim üzerimize doğru o arkadan gelen 20 kişi, bir dönem geldi, Başbakanın burada yapacağı bir konuşmaya bir hafta kala her konuşanı -yani kendisine kötü bir şey demek için demiyorum, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan konuşuyor- ayağa kalkıp alkışlıyorlar, bütün grubu ayağa kaldırıyorlar. Bir başka milletvekili konuşuyor, "Kalkın, kalkın ayağa..." Neden? Başbakanın konuşması sırasında ayakta alkışlama geleneğini bile işlevsizleştirme, kendi grup başkanının grubundan gördüğü nadir jestlerden bir tanesini bile yok saymayla ilgili bir operasyon yapıldı. O gün bunu söyledim, hiçbiriniz kabul etmediniz, "Yok öyle bir şey." dediniz ama o günden sonra bir daha Genel Başkan dışında kimsenin de karşısında ayağa kalkmadınız. Ama daha sonra o operasyon tuttu, o itibarsızlaştırmaya çalıştığınız Başbakanı sarayda... Hani diyordu ya Sayın Recep Tayyip Erdoğan, daha önceki Cumhurbaşkanı için "Seçilmiş Başbakanın önüne Anayasa fırlattı, dolar yükseldi, faizler fırladı, ülkeye zarar verdi." diyordu. Aynı Anayasa masanın üstünde dururken seçilmiş Başbakanı sarayın penceresinden aşağıya fırlattı. Hepiniz izlediniz, hepiniz ağzınız açık izlediniz ve ardından yüzde 49 oy almış Başbakan, tam mutabakatla seçilmiş genel başkan partiyi güya kongreye götürdü ve kimin genel başkan olacağına 1 kişi karar verdi; hepiniz dinlediniz, beklediniz ve perşembe günü karar verdiler. Kime karar verildiğini açıklama görevini bile saraydan bildirdiler. Kim açıklasın? "Efendim, şu kişi açıklasın." dendi, o kişi çıktı açıklamayı yaptı. Şimdi siz burada -büyük büyük laflar etmek kolay- belki birazdan çıkar yine planlamadığınız bir konuşma yaparsınız; belki yine ayları, yılları planladığınızı söylersiniz.
Biz "Yarınınız belli değil." derken bu ülkeyi nereye götürdüğünüzden çok ciddi şüphelerimiz var. Yıllar önce bugünler tarif edildiğinde, birileri "Bu iktidarın gizli ajandası." dediğinde, "Aklının arkasında başka bir şey var." dediğinde itiraz edenler, şimdi bunların gerçekleştiğini ve bunların artık normalleştiğini görüyorlar ve bu konuda -kimse, Adalet ve Kalkınma Partisinde- geçmişte bu ülkenin özgürlük isteyen, demokrasi isteyen, bir daha darbelerin yaşanmasını istemeyen ve o günlerdeki janjanlı söylemlerinizle aldattığınız, kandırdığınız, algılarını yönettiğiniz kitlelere dönüp de "Evet biz sizi o gün kandırmıştık." demiyor. İstisnası Aziz Babuşcu, İstanbul İl Başkanıyken ağzından böyle bir şey çıkardı, onun dışında büyük bir rahatlıkla, büyük bir öz güvenle... Çünkü ne söylediğini bir bağlam içinde söylemeyen, bir ilke içinde söylemeyen, ne söyleyeceği bir yerlerden dayatılan bir grup olduğunuz zaman, o zaman işte, çıkıp da dinlersiniz ve çıkıp böyle büyük büyük laflar edersiniz. Allah'ın sopası yok, size ertesi gün bunu imzalattırır, buraya getirir, önünüze koyar.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu söyleyelim: Sayıştaya üye seçiliyor. Bununla ilgili birazdan seçim yapılacak. İktidar partisisiniz, oy çokluğuyla öyle bir şey yapıyorsunuz ki, hiçbir grupla, gruplarla istişare etmek, Sayıştay için yapılacak bu seçimde diğer grupların fikrini almak, o gruplara düşünceleri, bırakın dünya görüşlerinin dengelenmesi... Neden Parlamentoya verilmiş bu görev? Ama hiç değilse diğer grupların nezaketen fikirlerini bile almaya ihtiyaç duymuyorsunuz çünkü bildiğiniz bir şey var: Çoğunluk var; bu taraf bizden az, biz ne dersek o olacak.
Size şunu söyleyelim: Evet, çoğunluk var ama bu ülkeyi demokrasi yapan, demokrasiyi kıymetli yapan şey siz değilsiniz, o bu taraf. Çünkü iktidar her türlü rejimde olur, her türlü rejimde iktidar var ama o rejimi demokrasiye çeviren muhalefetin olmasıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu muhalefeti yok sayarsanız, sadece parmak çoğunluğuyla bir şeyler yapmaya çalışırsanız, evet, size "iktidar" derler ama rejimin adına "demokrasi" demezler. Bu ülkede ağır aksak, kusurlu, geçmişinde sıkıntıları olan bir demokrasi devraldınız ama bizim sizden aldığımız Türkiye'nin adına demokrasi demeye bin şahit gerekecek ama biz daha sonra, yaptığınız tahribatı el birliğiyle hızla düzelteceğiz.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)