| Konu: | HDP Grup Başkan Vekili Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel'in tutuklanmasına, milletvekillerinin tutuklu olarak yargılanmalarını doğru bulmadıklarına ve OHAL varken, bir partinin tüm seçilmiş milletvekilleri tutuklanma tehdidiyle karşı karşıyayken Anayasa görüşmenin doğru bir yaklaşım olmadığına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 39 |
| Tarih: | 13.12.2016 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, biz de Sayın Çağlar Demirel'in biraz önce tutuklandığını öğrendik. Daha önce de Sayın İdris Baluken tutuklanmıştı ve bu Meclise seçilerek gelmiş olan bir partinin 2 grup başkan vekili de tutuklanmış oldu. İdris Bey tutuklandığı zaman net olarak ifade ettiğimiz tavrımızı tekrarlamakta fayda görüyorum: Gerek genel başkanların, eş genel başkanların gerek grup başkan vekillerinin gerekse milletvekillerinin tutuklu olarak yargılanmasını Cumhuriyet Halk Partisi olarak doğru bulmuyoruz.
Milletvekillerinin elbette suç işleme özgürlükleri yoktur. Eğer dokunulmazlıklarının kaldırıldığı bir dosyayla ilgili işlem varsa bunun, bu yargılamanın tutuksuz olarak yapılması gerekir. Yargılama süresince iddianameleri, fezlekeleri sanki kesin kararmış gibi kamuoyuna ve Meclise sunulması kesinlikle doğru değildir. Milletvekilleri, burada kendilerini temsil etmezler, kendileri dışında 60 ila 100 bin kişi arasında seçmenin kullandığı oyları temsil ederler. Daha önce 3 partiden 8 milletvekili tutukluyken ayrımsız olarak hepsini hem cezaevlerinde ziyaret etmiş hem tutuksuz yargılanmalarını, tutukluluk hâllerinin yasama faaliyetine engel olmamasını ısrarla savunmuş bir parti olarak bugün de aynı tavrımızı sürdürdüğümüzü ifade etmek istiyorum.
Sabahleyin, Meclis Başkanımızın çağrısıyla -yirmi beş dakikada- alelacele bir olağanüstü toplantıya davet edildik. Orada, burada milletvekillerinin resimlerinin kaldırılmasının uygun olacağını Meclis Başkanı söylüyordu. Milletvekillerinin burada resimlerinin yer alması normal bir şey değil, doğru da değil; seçilmiş milletvekillerinin kendilerinin yasama faaliyetinde bulunmaları gerekiyor. Tutukluluk hâlinin kaldırılıp, milletvekillerinin faaliyetlerine devam edip yargılama sonucunda eğer suçlu bulunurlarsa -ki orada Anayasa'nın açık hükümleri vardır- ancak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Açıyorum Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...ondan sonra bu noktaya gelinmesi gerekirken, sanki haklarında düzenlenen fezleke ya da iddianame tamamen gerçeği yansıtıyormuşçasına hem Meclis Başkanının geçen hafta kullandığı sözler hem de bu durum kabul edilebilir bir durum değil.
Olağanüstü hâl şartlarında ve bir partinin tüm seçilmiş milletvekilleri tutuklanma tehdidiyle karşı karşıyayken ve grubun kendi içinden seçtiği kişiler için de tutukluluk tedbiri fiilen uygulanıyorken Anayasa görüşmek, OHAL varken Anayasa görüşmek ve bu görüşmelerden demokrasimizi daha ileriye taşıyacak bir şeyler çıkarmayı ummak doğru bir yaklaşım değil. Bu konuda Meclis Başkanına sorumluluk düşüyor. Hiç değilse, Cemil Çiçek bir şey yapamıyordu ama "Tutuklu milletvekilleri bütün Meclisin ayıbıdır." lafını her seferinde söylüyordu ve bir şey yapmanın gereğini ifade ediyordu. Meclisin, tutuklunun kimden olduğuna bakmaksızın, kendi iradesine ve kendi itibarına sahip çıkması gerekiyor. Bir grup başkan vekilinin tartaklanarak makam aracından indirilip gözaltına alınması ve tutuklanması, onunla taban tabana zıt görüşleri savunan bir milletvekilinin de yurdun bir başka yerindeki itibarını sarsmaktadır. Bu çatının altındaki itibar hepimize ve her zaman lazımdır. Şahsımıza tanınan ayrıcalıklardan değil, verilen görevin gereğinden bahsediyoruz.
Bu kayıtla, bir kez daha tüm parti gruplarını ve Meclis Başkanlığını üzerine düşeni yapmaya davet ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özel.