| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 59 |
| Tarih: | 15.01.2017 |
HALUK PEKŞEN (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 15 Temmuz sonrasında bu kürsüden Parlamentoda özellikle iktidar grubunu çok ciddi bir şekilde uyarmaya çalıştım ve o zaman şunu söylemiştim: Bu FETÖ, yalnızca FETÖ değildir; emin olun, sizi bir kaşık suda boğar ama siz farkına bile varmazsınız. Bugün tam da bunu anlatacak bir sürece geleceğiz ama önce bir noktanın altını çizeyim. Biraz önce Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili bu kitabı göstererek benim de gündeme getirdiğim bir konuya ilişkin hassasiyetini ifade etti; kendisine çok teşekkür ediyorum. O gün gündeme getirdiğim Anayasa'nın 126'ncı maddesinde -Anayasa teklifi üzerine- konulmuş olan değişiklik önergesi nitekim o gündem sonrasında önerge içerisinden çıkarılmıştır. O önergede doğrudan özerklik konusu düzenlenmişti ama sayın grup başkan vekili bu iddialarından, bu beklentilerinden, bu projelerinden vazgeçmemişler. Niçin vazgeçmemişler? Beraberce konuşalım, sizi yormayacağım, ben sayfaları da söyleyeyim ki -zamanım da çok kısıtlı- bu kitabın 16'ncı sayfasının son paragrafı, 17'nci sayfasının ilk paragrafı, 341'inci sayfasının üçüncü paragrafı, 349'uncu sayfasının son paragrafı, 381'inci sayfasının tamamı, 383'üncü sayfasının ikinci paragrafı, 387'nci sayfayı okuduğunuzda bugün önümüze gelen teklifte 106'ncı maddenin son fıkrasıyla 123'üncü maddenin son fıkrasının niye değiştiğini alt alta koyduğunuz zaman yine özerkliğe çıkarsınız. Nitekim bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da "Bu başkanlık sistemiyle bu bölgede özerklik gelecek." diye propaganda yapılıyor. Yani amaç hiç değişmedi. Ama bu konuya daha fazla zaman ayırmadan, zamanımı da efektif kullanmak üzere, bu Anayasa paketinin asıl can alıcı noktasına dikkat çekmek istiyorum. FETÖ'ye deseler ki: "Tanrı'dan bir dilekte bulun ve kabul olacak.", bu Anayasa teklifini dilerdi. Emin olun öyle bir Anayasa teklifi ki erken kalkan darbe yapar. Sayın Bakan az önce söyledi ya, "İstiklal, istikbal ve istikrar." dedi. Arkadaşlar size bir şey söyleyeyim: Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları atadı. Atadığı cumhurbaşkanı yardımcısı cumhurbaşkanıyla aynı yetkilere sahip. Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı yurt dışı seyahatine gitti veya Allah şifa versin ama hastalandı, yatağa düştü. Cumhurbaşkanı vekilinin aynı yetkileri var. Cumhurbaşkanı sabahleyin kalktı "Parlamentoyu feshediyorum kardeşim." dedi, yazdı bir yazı. Parlamento gitti, geçmiş olsun. "Olağanüstü hâl ilan ediyorum." dedi, doğrudan, istisna hükmü yani 17'nci maddeyi de işletti, buna ilişkin bütün yetkileri de eline aldı. Peki, "Fetullah Gülen'i affediyorum." dedi, "Bütün FETÖ'cüleri affediyorum." dedi, var mı engel? Yok. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Öyle bir yetkisi yok.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Peki... Bakın, burada, kanun maddeleri burada, bakın söylüyorum o zaman, öğrenin. Olağanüstü hâl ilan etme yetkisi, aynen 119'uncu maddede: "Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hâllerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır." 106'ncı madde, kullanıyor muymuş? Kullanıyor.
Bakın arkadaşlar, sizi uyarıyorum burada. Bu Anayasa değişikliği, bu teklif geçtiği anda Sayın Cumhurbaşkanı için hayati tehlike vardır. Bunu hazırlayan her kimse, aman dikkat diyorum, aman dikkat diyorum.
Devam edelim. Bakın, buradan devam edeyim: Cumhurbaşkanı akşamleyin yattı, sabahleyin kimin erken kalkacağı Türkiye'nin nasıl bir sürece sürükleyeceğini ortaya koyacak süreçtir.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Yapma ya!
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Bakın, inceleyin, teklifi inceleyin. Lütfen, hukukçularınıza sorun, çok hukukçunuz var burada. Bu teklifin altında ben Sayın Burhan Kuzu'nun, Sayın Ahmet İyimaya gibi tanıdığım, bildiğim hukukçuların asla rızalarının olmadığına eminim. Bunu yazan hukukçu değil, bunu yazanın bir hukuk mantığı olduğuna inanmıyorum.
Bir şey daha söyleyeyim size, buyurun: Bakın, cumhurbaşkanı uluslararası anlaşmaları imzalıyor -teklifin içerisine konulmuş bu- onaylıyor. Aynı onay yetkisi 90'ıncı maddede de Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş.
Peki, cumhurbaşkanı yurt dışına gitti, yerine cumhurbaşkanı vekili geldi, dedi ki: "10 bin askerin Türkiye'ye girişine onay veriyorum, izin veriyorum." Var mı engel? Yok.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Ne kadar uyduruyorsun.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Af kanunu çıkarıyorum; var mı engel? Yok. Uluslararası anlaşmalara onay veriyorum, Parlamentodan kaçırıyorum; var mı engel? Yok.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Ne alakası var? Meclisten geçiyor.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Bu arada, onama, uluslararası anlaşmaları onama Cumhurbaşkanına yetki veren teklifin 8'inci sırasında; buyurun okuyun. Okumamışsınız, okumamışsınız; okumadan buraya getirmişsiniz. Sizden tek şey rica ediyorum: Lütfen, okuyun, okuyun, okuyun. Okursanız geçmeyecek, okursanız geçmeyecek. Okuyun! (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Yanlış yeri okuyorsun!
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bakın, Anayasa'nın 114'üncü maddesini kaldırıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Başkanım, izin verir misiniz? Hukuk konuşuyorum bakın, başka bir şey söylemiyorum.
BAŞKAN - Hukuk konuşuyorsunuz da, süresi var.
Size cümlelerinizi toparlamanız için süre veriyorum bir dakikada.
Buyurun.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gerçekten bana müsaade etseniz bir saat hiçbiriniz bu anayasaya "evet" demezsiniz. Bu anayasa, sizin gitmenizi sağlayacak bir anayasa. Bu anayasa emin olun, Fetullah Gülen bile rüyasında görse böyle bir anayasayı göremez. Buna inanın, bakın bunu samimiyetimle söylüyorum. Niye söylüyorum? Bir örnek vereyim size: Şimdi, bir seçim dönemine girdik -114'üncü maddeyi kaldırdınız değil mi?- yani Ulaştırma Bakanı, yani Adalet Bakanı, yani İçişleri Bakanı artık eskisi gibi bağımsız ve tarafsız olmayacak, sizin partinizden, sizin partinizden. FETÖ'cü olma olasılığı var mı? Allah korusun, yok. Seçimlere müdahale eder mi, Yüksek Seçim Kurulunu basar mı? Basmaz. Ankara Büyükşehir Belediye seçimleri için Yüksek Seçim Kuruluna gidip de müdahale eder mi? Etmez. Zaten bunlar bizim gibi gelişmiş bir ülkede olmaz! Sandıklar yolda kaybolur mu? Kaybolmaz. Peki, niçin 114'üncü maddede seçimin tarafsız ve bağımsız yapılmasına ilişkin düzenleme kalkıyor?
Bir de şunu söyleyeyim: Anayasa'nın 2'nci ve 3'üncü maddesi çöp olmuştur. Buna emin olun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Grup Başkan Vekili, "Milliyetçi Hareket Partisi Anayasa'nın ilk 4 maddesine kefildir." diyorsunuz. Size yalnızca ona ilişkin değişiklikleri söyleyeyim. Sayın Burhan Kuzu'nun kitabında nasıl yazıyor bu?
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Burhan Kuzu'yu değil bizi referans göster Sayın Pekşen.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekşen.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Kendisi diyor ki: "Buradaki partili Cumhurbaşkanı değildir, partinin genel başkanı Cumhurbaşkanıdır." Partinin genel başkanı Cumhurbaşkanı olursa bu hukuk devletiyle, demokrasiyle uyuşmaz.
BURHAN KUZU (İstanbul) - Aynen öyledir, aynen öyle diyor, doğrudur.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Doğal olarak bu da Anayasa'nın 2'nci maddesinde düzenlenmiştir.
3'üncü maddesine de bir aykırılığını söyleyeyim. İzin verirseniz...
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Pekşen.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Başkan, bir cümleyle bitiyorum.
3'üncü maddesi, bakın, Cumhurbaşkanı adayı 100 bin imzayla belirlenebiliyor, 100 bin imzayla Cumhurbaşkanı adayı belirleniyor. Nasıl belirlenecek? Ben Kürt'üm, ben Laz'ım, ben Çerkez'im, ben Boşnak'ım, ben Alevi'yim, ben Sünni'yim diye 100 bin imza toplayacaklar. Bu, Anayasa'nın 3'üncü maddesindeki milletin bölünmez bütünlüğü ilkesine saldırı mıdır?
Teşekkür ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekşen.