| Konu: | İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat'ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 17.01.2017 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Anayasa'nın 18'inci maddesi zorla çalıştırma yasağını düzenliyor ve diyor ki: "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." Buna atfen söyledim. Sayın Kubat, bunu yasama faaliyetiyle ilgili... Ben, yasama sürelerinin kısa olmasını her zaman savunurum çünkü kaliteli yasama açık zihinlerle, dinlenmiş bedenlerle, yıpranmamış sinirlerle yapılabilir ama buradaki itirazımı biraz böyle bencilce almayın Sayın Kubat. Mecliste 550 milletvekili var ama 6 bin kişi çalışıyoruz. Burada görev yapan, dışarıdaki polis arkadaşımızdan kavas arkadaşlarımıza, stenograflardan Kanunlar ve Kararlara, danışmanlara, sekreterlere, şoförlere kadar ve bizi takip eden gazetecilere kadar -özel sektördeki gazeteleri bilmiyorum ama- bunlardan bir tanesine fazla mesai ödüyor muyuz? Peki, buranın birtakım başvuru haklarından muaf tutulduğunu ve kıdem tazminatlarının dahi birikmediğini biliyor muyuz?
Peki, millet şunu biliyor mu: Milletvekilleri için düzenleme yapıldı, dört yıla bir yıl yıpranma payı alıyoruz biz. Düzenleme gazetecilerle birlikte yapıldığı için basın çok fazla o zaman bunu gündem etmedi.
Peki, o zaman samimiysek, bizimle birlikte çalışan tüm arkadaşlara Mecliste görev yaptıkları sürece dört yıla bir yıl yıpranmayı neden vermiyoruz? (CHP sıralarından alkışlar) Stenograf da alsın, Meclisteki polis de alsın, kavas arkadaş da alsın, o zaman angaryadan çıkar. Çünkü "Kimse zorla çalıştırılamaz, angarya yasaktır." derken, bu, Meclisin içindeki emekçileri kapsamaz diye bir şey yok.
Hiçbir şey Anayasa'nın üstünde değildir. Bunun üstüne siz kanunla düzenleme yapıp, Meclisteki danışmana iş güvencesi sağlamasın diye, esnekçe, istediğin zaman işe al, istediğin zaman işten çıkar diye kıdem tazminatı dahi biriktirmiyorsunuz. Sendika hakları yok, sendikalaşmaya çalışıyorlar, bir yandaş sendikanın baskısı üzerlerinde. O yüzden bu meseleleri...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika rica edebilir miyim?
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Özel.
HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Özgür Başkan, gereksiz grup önerileri getirmeyin.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu meseleleri böyle görüşmek lazım.
Bunun dışında, bir de, arkadaşlar, yani bir hegemonik dil var, artık iyice size de sirayet etti. Sayın Cumhurbaşkanı hangi konu olsa, "O konuyu sizden iyi biliriz.", "O konuyu sizden iyi biliriz..." İyi!
Sayın Kubat, ya, burada adam beyaz oyu televizyonun önünde attı, "Gizli oylamayı sizden iyi biliriz..."
EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - O kadar da niye deşifre ediyorsunuz? Kamera önünde bunu göstermeye çalışıyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Vallahi, Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı bunu duysa sizinle gurur duyar. Çünkü göz göre göre her şeyi gözünün önünde olan bir meselede de onun gibi öz güvenle "Vallahi gizli oylamayı da sizden iyi biliriz." dediniz ya, vallahi ben korktum.
Bir gün çıkacak sizden biri veya Sayın Tayyip Erdoğan diyecek ki: "2 kere 2, 5 eder." Vallahi Ankara İl Başkanınız diyecek: "Reis kerrat cetvelindeki tarihî hatayı düzeltti." Ondan sonra hepiniz tekrar edeceksiniz, köşede hesap yapan esnafın bile kafası karışır. Gerçek olmayan bir şeyi bu kadar inanarak savunmak ancak ve ancak sizin siyasi hareketinize mahsustur.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)