| Konu: | 2 Ocak 2017 tarihinde yapılan Bakanlar Kurulu toplantısına istinaden 9 KHK yayımlanmasının ve bu kanun hükmünde kararnamelerle yapılan düzenlemelerin Hükûmetin kendisine verilen yetkiyi istismar ettiğini gösterdiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 09.02.2017 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Resmî Gazete'de yayımlandı. Bundan iki gün önce, 7 Şubat gününde de 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yayımlanmıştı. Bu kanun hükmünde kararnamelerin içerikleriyle ilgili çok şey konuşulabilir ancak bu kanun hükmünde kararnameler Anayasa'mıza göre, Millî Güvenlik Kurulunun önerisi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun karar alması ve ertesi gün Mecliste oylanmasıyla bir olağanüstü hâl ilanı sırasında Anayasa'nın ve ilgili kanunun verdiği bir yetkiye göre çıkarılmaktadır.
Bugün çıkan kararname okunduğunda, bu toplantının -yani bir OHAL KHK'sı çıkıyorsa Cumhurbaşkanının varlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı olması lazım- 2 Ocak günü yapıldığı ifade edilmektedir. Bundan önce, 2 Ocak günü böyle bir toplantının yapıldığı kamuoyunun malumudur. Bir toplantı yapıldı 2 Ocakta, o günden beri de yapılmıyor. 2 Ocaktan sonra makul bir süre içinde, oradaki toplantıda alınan kararlar ve varsa bir kanun hükmünde kararnamenin yayımlanması beklenir. 6 Ocak günü 679, 680, 681 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler Resmî Gazete'de yayımlanmıştı bundan tam bir ay iki gün önce; ardından, 23 Ocakta 3 tane daha, yine 2 Ocağa atfen. Şimdi de "Biz bir kanun hükmünde kararname kaleme aldık." diyor sayın bakanlar, "İmzaladık, kararını verdik." diyorlar. Bunu ne zaman yaptınız? "Biz bunu 2 Ocakta yapmıştık." diyorlar.
Şimdi, her ne kadar Anayasa Mahkemesi kendi varlığını ve kendi yetkisini inkâr eden bir şekilde "Ben kapsam ve süre bakımından KHK'ları denetlemeyeceğim." demiş olmasına rağmen, bugün, burada tamamen hukuk alanının, hukuk denetiminin dışına çıktığı için, Anayasa Mahkemesi "Ben bakmıyorum kardeşim." diye yarattığı hukuksuzluk alanında, Hükûmet bu yetkiyi fütursuzca, nasılsa bir denetim yok diye, sanki bulunmuş boş bir çek karnesini dolduruyormuşçasına dönüp dönüp sadece, bu hafta bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapma zahmetine katlanmadan Cumhurbaşkanı Başkanlığında "Ben bir KHK daha çıkarmıştım, şimdi aklıma geldi." diyerek "2 Ocakta bunu imzalamıştık." diyorlar. Bu, makullük sınırlarının dışında, otuz dört gündür yayınlanmamış. Örneğin, bugün koyduğunuz maddeler, iki gün önceki KHK'daki söylediğiniz 6 maddeden sonra bugünkü 14 madde niye yok? Bugünkü madde 2 Ocakta kararlaştırıldıysa, yazıldıysa neden iki gün önceki KHK 6 değil de 20 madde olup ikisi birden yayınlanmıyor? Şeklen bu yetki kullanılıp, aslında bir yerlerde Meclisin vermiş olduğu yetkinin dışında -tıkır tıkır tıkır bir yerlerde yazıp- bu verilen yetki devri istismar edilerek, kötüye kullanılarak şu anda kanun hükmünde kararname fabrikasından çıkarılıp sayın bakanlar ki bir bakan imzasının ne demek olduğu son derece önemlidir, "Biz bunu geçmişte de imzalamıştık." diyorlar.
Şimdi, 2 değerli bakanın varlığında soruyorum: Bir kez, 2 Ocakta, böyle bir toplantıda toplam 291 maddeyi ve ekli listelerini okumaya kalksanız, o süre yetmez. Bunlar, 2 Ocaktaki toplantıya atfen bugünlerde yayımlanıyor. 2 Ocakta, örneğin Sayın Bakan... Kapsam yönünden son derece tartışmalı bir mevzu ya, terörle ilgili bir yetki alınmış; kar lastiğini kullanma zorunluluğunu düzenlediler bugün, kar lastiği. Sayın Bakan, 2 Ocaktaki toplantıda kar lastiği düzenlemesini imzaladınız mı? İmzaladıysanız, 6 Ocak günü kar lastiği kullanma zorunluluğunu niye yayımlamadınız? Haziran ayında değiliz. Bunda bir kamu yararı görüyorsanız...
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Cevabını alalım Özgür Bey, cevabını alalım Bakandan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...bu neden 6 Ocak günü değil de bugün yayımlandı? O günden bugüne kadar toplam 9 KHK yayımlandı, sürekli "2 Ocakta konuştuk biz bunları." diyorlar.
Şimdi, siyaset, bu yüce Meclis, edilen yeminler...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sayın Başkanım, böyle bir usul yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Nasıl bir usul yok?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Yarım saattir konuşuyor. Açık oturum yapsın o zaman.
BAŞKAN - Sayın Bostancı, konuşan bir grup başkan vekili...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Açık oturum yapsın.
BAŞKAN - ...ben sözünü kesemem.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Peki, ben bunu nasıl...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Anladık onu, sordun, cevap versinler.
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kanun hükmünde kararnameyle kâr lastiği mi var?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir şey söyleyeceğim, Meclisin yasama yetkisini verdiniz...
BAŞKAN - Sayın Özel...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...adam otuz dört gün geriye kanun hükmünde kararname çıkarıyor.
BAŞKAN - Sayın Özel...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Böyle bir usul yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben ne yapacağım? Ben ne yapacağım?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Böyle bir usul yok. Geldiğinde konuşursun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Seninki gibi de usul yok, sizinki gibi de yok; vicdansızlık bu! (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Senin yaptığın gibi bir usul de yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yok böyle bir usul. O yetki bizim, o yetki bizim; gittiniz, verdiniz, ne yapıyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından "Hop, hop!" sesleri)
BAŞKAN - Sayın Özel...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Böyle saçmalık olmaz.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Terbiyesizlik yapma!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Böyle saçmalık olmaz.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Özgür, sakin ol.
BAŞKAN - Sayın Özel, lütfen...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Elbette dile getireceğim.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Aaa!
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Tamam, 60'a göre yap.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Elbette getireceğim. Adam diyor ki: "Meclisin yasama yetkisini aldım." 2 Ocakta toplanmış...
BAŞKAN - Sayın Özel...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Bir grup başkan vekili ya yerinden söz alır konuşur yahut da bağlamı gelir, çıkar orada konuşur.
BAŞKAN - Sayın Bostancı...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Yarım saat burada konferans dinleyemeyiz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Defalarca konuşuyorsunuz burada. Bu yetki bizim, bizim, bu Meclisin.
BAŞKAN - Sayın Özel...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Böyle bir şey yok, usule uyacaksın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu yetki Meclisin.
BAŞKAN - Sayın Özel...
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Usule uyulmasını bekliyorsun, sen usule uyacaksın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu yetki Meclisin.
BAŞKAN - Lütfen... Ne dediğiniz, ne sorduğunuz anlaşıldı Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Burada yapmış olduğunuz eleştiri tamamıyla Hükûmete dair yapılan bir eleştiri. Başkanlık Divanı olarak bizim bu konuda söz söyleme yetkimizin ya da bu kararın nasıl alındığına dair, hayata geçip geçmediğine dair bir bilgimizin olmadığını varsayarak...
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Parlamentoya getirsinler ya.
BAŞKAN - ...bu konuda Hükûmeti temsilen şu anda 2 Bakanın da burada olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Dolayısıyla, ne dediğiniz zaten anlaşıldı, biraz uzun da konuştunuz. Eğer Hükûmeti temsilen Sayın Bakanlar sorduğunuz ya da yapmış olduğunuz eleştiriye cevap vermek isterlerse kendilerine söz vereceğim. Ancak, vermek istemezlerse yine onların takdirine bırakacağız Sayın Özel. Burada benim onlara "İllaki bu konuya cevap verin, Sayın Özel'in eleştirilerine cevap verin." deme yetkim yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Ne dediğiniz en azından anlaşıldı Sayın Özel. Ben sizden rica ediyorum...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, son cümlemi söylerken sadece ve sadece yapılan ayıp deşifre oluyor diye, bu korkunç iş deşifre oluyor diye, döneminizde yapılan bu usulsüzlük, bu Meclis aklıyla alay etme, "Terörle mücadele edeceğim." diye alınan yetkiyle kar lastiği kullanımını düzenleyip, bunu da bugün yapıp "2 Ocakta biz bu kararı almıştık." yalanı deşifre oluyor diye, siniri bozulan birisi mevkidaşına hakaret ediyor; bu kabul edilebilir bir şey değil.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Hakaret yok, eleştirdi sadece.
BAŞKAN - Peki, Sayın Özel, lütfen...
ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Yeter artık Başkanım ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekiliyim...
BAŞKAN - Sayın Özel, ara vermek durumunda kalacağım, çok rica ediyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, ben cümlemi toparlıyorum, cümlemi toparlıyorum.
Ara verebilirsiniz, o sizin yetkinizde, ben bir şey demem. Ben yetkisinde olmayanların kullandığı yetkiyi söylüyorum.
BAŞKAN - Tamam, ben de size diyorum ki şu anda Hükûmeti temsilen 2 bakan var ve ne dediğiniz anlaşıldı Sayın Özel.
ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Yeter artık ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ya, son cümlemi...
BAŞKAN - Peki, son cümlenizi söyleyin.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Peki, anlaşıldıysa cevaplasınlar. Tamam, anlaşıldıysa cevaplasınlar Sayın Başkan, anlaşıldıysa cevaplasınlar. (CHP sıralarından alkışlar)