| Konu: | Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'un CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 107 |
| Tarih: | 15.06.2017 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, çok şeyi düzeltmek gerekiyor. Kısa kısa değineceğim.
Birincisi: Ben burada kendi kulaklarımla duydum, dönemin Başbakanından duydum, dönemin Dışişleri Bakanından duydum. Namus, şeref üzerine yeminler edilip o tırlarda mama olduğu, o tırlarda çocuk bezi olduğu, o tırlarda ilaç ve tıbbi malzeme olduğu söylendi. Bunu unutmayın. Daha sonra o tırların içinden silah çıktı. Bu silahlar çıkınca, bir telaşla döndünüz Bayır Bucak Türkmenlerine. O dönem bir partinin sayın genel başkanı "Orada Bayır Bucak Türkmeni mi bıraktınız?" diye size itiraz etti. O partiden ayrılan ve Anayasa gereği kurulan seçim hükûmetine gelen ve şimdi de Başbakan Yardımcısı olan Tuğrul Türkeş "Hem vallahi hem billahi Bayır Bucak Türkmenlerine gitmiyordu. O bölgeyle bağlantılarım sağlamdır. Bire bir öğrendim, ne silah ne bir yardım gittiği yok." diye söyledi. Bunu bütün Türkiye gördü. Ha, siz bundan dolayı Tuğrul Türkeş'e bir şey yaparsınız, o ayrı konu ama Tuğrul Türkeş'i Başbakan Yardımcılığı makamında oturtup Başbakanın, Dışişleri Bakanlığının "Vallahi billahi tıbbi malzemeydi." ifadeleri bu tutanaklarda dururken artık çıkıp bunları söylemek nasıl olacak bilmiyorum.
Ama 14 gazetede yer almış ve bir gazetede manşet olmuş bir haber on altı ay sonra Cumhuriyet gazetesinde yer alınca diyorsunuz ki, altını da çiziyorsunuz "seçimlere beş gün kala" diye, ondan sonra "Daha da onu bırakmam." "Daha da onu bırakmam." dedikten sonra Cumhurbaşkanı; hâkimler, savcılar, yargıçlar, kolluk kuvvetleri ve düne kadar geliyoruz. Burada bir milletvekilinden bahsediyorsunuz, o milletvekiliyle ilgili casusluk iddiasında bulunuyorsunuz on altı ay önce 14 gazetede çıkmış bir haberden dolayı, sonra bir de "Halkı sokağa davet ediyor." diyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı tek başına, arkasında milletvekilleriyle ve ilk çağrısı "Provokasyona gelmeyin, kimseyle karşı karşıya gelmeyin, adalet arıyoruz, ben yürüyorum." olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Buna "sokak çağrısı" demenin vicdanla bağdaşır tarafı yoktur, gerçekle bağdaşır tarafı yoktur. Bu, grubumuza karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır. Bunu "sokağa davet etme" olarak söylemek manipülasyondur, iftiradır. Genel Başkan...
Başkanım, müsaadeniz olur mu bir dakika?
BAŞKAN - Sataşmada iki dakikadan fazla süre veremiyoruz Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sabah hepimiz oradaydık, yürüdük. El salladılar, şehit babası da vardı, gazi de vardı, analar vardı, el salladılar, çiçek attılar. Biz döndük, buraya geldik; Genel Başkan gitti, hipodroma vardı.
Manipülasyon yapmayın, yalan atmayın. "Mübarek gün" diyorsunuz, bu mübarek günde bu işten bir siyaset çıkarmak için yalana sarılmayın.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)