| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 17.06.2017 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Ülkeyi yönetme kabiliyeti kalmamış, ülke yönetiminde her gün bir önceki yaptığı icraattan, bir önceki uygulamasından geriye dönen, tüm uyarılara rağmen, ettiği inadın ülkeye zarar verdiğini gören, muhalefet partilerini haklı çıkmaktan yorgun düşüren, kendisi haksız çıkmaktan, kendisi aldanmaktan, aldatılmaktan ve her seferinde, aldığı kararları hararetle savunup daha sonra bundan dönmekten yorulmamış bir iktidarın çalıştıramadığı Meclisi, yönetme kabiliyetini ülkede kaybettiği gibi Mecliste de kaybettiği bir Meclisi bir kez daha, yeniden nasıl çalıştıracağına ilişkin bir grup önerisiyle karşı karşıyayız. Emin olun, belki yarın, belki yarından da yakın, bunu da tadil eden yeni bir grup önerisi gelecek. İktidar partisinin milletvekillerinin kendi gruplarının bu Meclisi ve grubu nasıl yönettikleri konusundaki iç eleştirilerini zaman zaman duyar gibi oluyor; zaman zaman bir uçak kabininde, zaman zaman bir dost sohbetinde de şahit oluyoruz ama onunla ilgili değerlendirmeyi elbette grup kendisi yapacak.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Meclisin çalışmasını ama çalışırken bu Meclisten medet uman, bu Meclisten icraat bekleyenlere; yoksullara, işsizlere, emekliye, emekçiye, esnafa, köylüye, çiftçiye, hayvancıya, emeklilikte yaşa takılana, staj mağduruna, KHK mağduruna çözüm üretecek, vicdanlı, gayretli, inançlı bir çalışma yapmasını, samimi bir çalışma yapmasını isteriz. Bu çalışma takvimi de sıraya konulan maddeler de bundan uzak, bu yüzden bunu desteklemeyiz ama zaten sıkıntı da şu: Yönetme kabiliyetini yitirmiş bir iktidar yönetimin, yönetişimin en önemli kuralı olan diyaloğu terk etmiş durumda. Devletin memurunu parti memuru hâline getirmiş, Meclis bürokrasisini kendi parti danışmanı gibi çalıştıran, üç gündür Kanunlar ve Kararlar Başkanlığından Başkana şu taslağı getirten, götürten, oraya yollayan, bir başka gruba gösterten... Bu hâle getirene kadar, kendilerine tanınmış olanca olanak, olanca grup danışmanı, olanca milletvekili danışmanına rağmen, bunu kendi grubunda yapamayıp, maalesef hepimize hizmet etmesi gereken bir kurumu ve bir bürokrasiyi kendine, partisine memur kılmış bir iktidarla karşı karşıyayız. Parti önerisini Meclis bürokratına hazırlatmak demek "Biz beceremiyoruz, yapamıyoruz ve sen devlet memuru değilsin, bizim partiye memurluk yapacaksın." demektir. Yanlış işler bunlar. (CHP sıralarından alkışlar) Olanca grup danışmanı kim bilir nerelerde, bu devletten maaş alıyorlar ama şunu oturup da birlikte hazırlayamıyorsunuz. Kanunlar ve Kararları parti grubuna memur etmişsiniz, olacak iş değil. O yüzden tarafsız davranamıyorlar, o yüzden sizi görünce başka, bizi görünce başka... Telefon açtığınızda -sizin döneminizde başladı bu- sesi alamayan birisinin -ama dâhili ama harici bürokraside Meclis açısından- "Hangi partinin milletvekilisiniz?" Sana ne kardeşim, bu soruyu sana ne sordurtur? CHP'li olsam ne, HDP'li olsam ne; MHP'li olunca başka, AK PARTİ'li olunca başka cevap mı vereceksin, başka hizmet mi vereceksin?
Değerli milletvekilleri, çok değerli milletvekilleri; maalesef, devletin de, bürokrasinin de, bu devletin kadim geleneklerinin de ayarıyla oynamak değil, artık genetiğini bozdunuz, radyoaktivite etkisi yapıyor. Bu kadar yandaşı ödüllendiren ve bu kadar yandaş olmayana had bildiren, yandaş olmayana hizmet vermeyen, bu kadar devleti partileştiren, partiyi devletleşme küstahlığına sürükleyen bu yaklaşımlar gerçekten bizi de üzüyor ama o yaptığınız hasarı onarmak gerçekten zaman alacak, bunun da farkındayız.
Ama şunu görmek lazım: Meclis Başkanının Meclisi yönetişi de partizanca. Bu dönem iade edilen soru önergeleriyle ilgili bir çalışma yaptık, geçmiş dönemlerin, kendi dönemlerinizin dahi dört katı, altı katı, on katı. 5 tane sözlü soru, 552 yazılı soru, 1 genel görüşme, 8 Meclis araştırması önergesi, 2 Meclis soruşturması önergesi ve 9 kanun teklifini bu dönem iade etmiş Sayın Meclis Başkanı muhalefet partilerine. İktidar partisine iade edilen bir şey görmedik. İade ediş gerekçeleri akıl almaz ama mesela en basitinden bir tanesini söyleyeyim: Milletvekilimiz kanun teklifi vermiş dört başı mamur: "Kadına karşı şiddeti, çocuğa karşı şiddeti araştıralım." diyor, araştırma önergesi vermiş, paralel bir de kanun teklifi vermiş. İade gerekçesi ne biliyor musunuz? "Kadına ve çocuğa şiddet istikrarlı bir iktidar döneminde istikrarlı şekilde artmaktadır." demiş. Buradaki "İstikrarlı bir iktidar döneminde istikrarlı şekilde arttığı unutulmamalıdır." ifadesi İç Tüzük'e aykırı bulunmuş, Sayın Aytuğ Atıcı'nın kanun teklifini iade etmişler, Meclis araştırması önergesini iade etmişler. Akıl alabiliyor mu? Siyaset yapıyoruz burada. "İstikrarlı iktidar" diye övünürsen adam da der ki: Bu da istikrarlı artıyor. Burada bir kinaye varsa siyasete dairdir, hakaret olursa -ki, zaman zaman oluyor- onlardan birini çıkıp eleştirmedik. Eleştiri sınırlarını aşarsa... Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Anayasa Mahkemesi de diyor ki: Siyasetçi için hakaret ağır eleştiri, ağır eleştiri eleştiri sınırlarındadır. Yani birazcık karnın geniş olacak. "Hele hele iktidarsan çok daha ağır eleştirileri kabul etmek zorundasın." diyor.
Arkadaşlar, kabul edilmeyip iade edilen şey, istikrarlı bir Hükûmette istikrarlı artan kadına ve çocuğa şiddet vakalarının araştırılması ya. Bundan bahsediyoruz, bunu düşünün.
Sayın İyimaya, kendinizi bizim yerimize koyun, bir düşünün, Parlamento hukukunda ne kadar deneyimli olduğunuzu, bizim açımızdan da sözünüzün ne kadar önemsendiğini görerek düşünün, bu gruba bir şey söyleyin, çıkın bir şey anlatın.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Siz de istikrarlı olarak seçim kaybediyorsunuz ya.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - İkincisi, yurt dışı ziyaretler...
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İstikrarlı bir şekilde seçim kaybediyorsunuz, memnunuz ondan. İstikrarlı bir şekilde seçim kaybediyorsunuz.
DİDEM ENGİN (İstanbul) - Biz nasıl yaptığınızı görüyoruz. Referandumu nasıl gördük, herkes gördü.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Yurt dışı ziyaretlere giderken, ilgili kanun var değerli milletvekilleri, kimin nasıl gideceği...
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Memnunuz sizden, on üç seçim oldu, kaybediyorsunuz istikrarlı bir şekilde.
DİDEM ENGİN (İstanbul) - Dürüst bir seçim yapın. Ondan sonra seçimden bahsediyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın milletvekilleri, bu kürsüde etkili bir konuşma yaparsanız Osman rahatsız olur.
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Siz niye rahatsız oldunuz bundan?
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu kürsüde saçmalayın, Osman söz kesmez. Bu kürsüde gaf yapın, yanlış yapın ama bu kürsüde...
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Hayır, istikrarlı bir şekilde Hükûmet ediyoruz biz, siz de istikrarlı bir şekilde seçim kaybediyorsunuz ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ayıptır. Yazıktır ya! Bundan medet ummayın Adalet ve Kalkınma Partisi.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İstikrarlı bir şekilde seçim kaybediyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL
(Devamla) - Bu tavırdan medet ummayın, olmaz. Bu karşılık bulmaz.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Rahatsız olma ya! Bir şey demedim ki.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Peki...
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İstikrarlı bir şekilde seçim kaybediyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Diğer bir konu: 28 Mart 1990 tarihli Kanun diyor ki: Yurt dışına giden heyet buradaki orana göre belirlenir. Eyvallah. Kim çok, o kadar heyette. Heyete kimlerin katılacağı siyasi partilere sorulur, oradan görevlendirilir. Daha normal bir şey yok. Bugüne kadar hiçbir Meclis Başkanı bunu çiğnemedi. Sayın Kahraman bize yazı yolluyor: "Yurt dışı gezisine gidilecek, partinizden şu kişinin katılması uygun görülmüştür." Ya, olacak bir şey mi? Ya, biz sana bunu yaptırır mıyız? Benim milletvekilim buna tenezzül eder mi? Oradan manipülasyon yapacak. Kendine göre kriterler var. Aklınız almaz. Belki de haklıdır, kriteri belki de doğrudur, iki Çorumluyu bir araya getirmek istiyorsan sen yazıyı kanuna uygun yazarsın, siyasetin etik tarafından, siyasetin sempatik kanallarıyla dersin ki: "Ya, şu arkadaş gelse de böyle olsa." Bugüne kadar defalarca uyardık, inadına grubun işine karışıyor. En son yazıyordum Engin Altay engel oldu "Grubumuz adına da İsmail Kahraman gitsin madem o kadar çok biliyorsa." diye. Olacak iş değil bunlar, yapmayın bunları; bunlar büyütmez, bunlar küçültür. Bu kibir adamın burnunu böyle götürdü mü gayretullaha dokunur, burnunu alır yere sürterler; dikkat edin bunlara. (CHP sıralarından alkışlar)
Son olarak da şunu söyleyeyim: Biraz önce konuştuk, bir Başkanlık Divanı kararı; CHP'nin Adalet Yürüyüşü'nün olduğu gün hiçbir CHP'li yokken yoklamanın ayarlarıyla oynayalım demişler, CHP yokken telaşla iş kotarayım derken liyakate değil partinin memuruna dönüştürdüğünüz bürokratların yanlış yönlendirmesiyle yanlış bir ifade, 316 milletvekilinden 300'üne "bye bye", yönetici olmayan herkes gidiyor, bakan olmayan herkes gidiyor, 275'iniz gider. Bürokrasi bu sefer -öyle korkuyor ki sizden- hata yapma imkânı ve gelip "Efendim, biz bir hata yaptık, telafi edelim." demek yerine bakın neye tevessül ediyorlar: Birinci sayfalar aynı, -Çorum örneğini size olan meslektaş dayanışmamdan verdim- bakın...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Efendim, bir dakika...
BAŞKAN - Mikrofonunuzu açıyorum Sayın Özel.
Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ...ilk sayfanın parafları aynı, ikinci sayfada evrakta sahtecilik çünkü karar alındığı gibi yazılırsa bir taneniz kalmıyorsunuz; böyle olursa muhalefete ayar veriyor, sizi biraz koruyor ama biz meselenin özünde şunu söylüyoruz: Sayın Akif Hamzaçebi'nin, bizim Başkanlık Divanı üyelerimizin olmadığı yerde kotardınız, acele işe, husumetle yapılan işe şeytan karışır mübarek günde de yapsanız. Ondan, niyetiniz ilk önce halis olacak, ürününüz de leziz olsun, istendiği gibi olsun. Yoksa böyle rezil olursunuz, yarın bütün her tarafta da bunun hesabını verirsiniz.
Ben, iktidar kibri ile iktidar olma erdeminin birbirinden farklı şeyler olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda ne vicdanlı milletvekilleri olduğunu, biraz önce oturduğumuz yerden Sayın Hamzaçebi'ye yapılan saygısızlığa AK PARTİ Grubundan bazı vicdanlıların nasıl tepki gösterdiğini gördüm. Bu da benim umudum olsun. Allah aşkına bu grup yönetimine, bu parti yönetimine bir şey söyleyin, yoksa sonunuz çok kötüye gidiyor.
Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özel.