| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 25.07.2017 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisinin arkası gelmez, sonu gelmez grup önerilerinden bir tanesiyle karşı karşıyayız. Ülkeyi nasıl yönetiyorlarsa Meclisi de o şekilde yönetiyorlar. Günlük politikalar, rüzgârın estiği yöne göre şekil almalar, diklenmeden dik durmalar, rüzgâr sert eserse eğilmeler, bükülmeler, rüzgâr durduğunda karşı tarafa doğru taarruza geçmeler ve ülke nasıl yönetiliyorsa Meclis de öyle yönetiliyor. Yarın ne yapılacağından kimsenin haberi yok. Eğer, Adalet ve Kalkınma Partisinde bu hafta Meclisteki İç Tüzük Değişikliği dışında Meclis gündemine alınacak, yapılacak işlerle ilgili fikir sahibi olan, bilgi sahibi olan biri varsa gelsin onu paylaşsın.
Sayın Ramazan Can zor bir görev yerine getiriyor. Eline verilen metni gelip burada izah etmek, savunmak, hele bunu yaparken 317 kişilik bir grupta -şöyle sayalım- 5, 7, 8, 11 Adalet ve Kalkınma Partili milletvekiline... Yani vatandaş seçiyor, yolluyor, yüzde 5'i bile salonda değil. Dün konuştuk, zaten yönetme kabiliyeti kaybedilmiş. Bugün, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı daha önce "metal yorgunluğu" dediği tehlikeyi bu sefer de birbirine düşme, nefisle mücadele etme, yapılan cihat tartışmalarını parti içinde bir yere getiriyor, "Siz dışarıdaki savaşı kazanmadan önce bir içerideki savaşa bakın" diyor, "Cihat, eldeki silahları bırakın, nefisle olur." diyor. Yani Kabine değişikliğinde görev bekleyen, görev hak ettiğini düşünen, memnuniyetsizliklerini açıkça ifade eden, "Ya bu adamlar bakan olsun diye mi biz bu mücadeleye yıllarımızı verdik? Yıllardır sus, sus, her görevlendirmede sus, ne olacak bizim sonumuz?" diyenler ya da "Aramızda kardeşlik hukuku var." deyip, "Hırsızlık yapan kardeşim de olsa kolunu koparırım." deyip bu lafı söylemenin sonucunda siyaseten kafası koparılmış bir Başbakan ve onun kadrosundaki milletvekillerinin itilmiş, kakılmış, tecrit edilmiş durumu. Göze görünmemek için gelmiyorlar buraya. Gelmiyorlar ama ne hazindir ki bugün "Meclise gelmeyenlerin dokunulmazlığını düşürelim." diyorsunuz. Şimdi, isminde "adalet" olan bir parti, adalet iddiasını ortaya koymuş olan bir parti bir kuralın, bir kanunun, bir tüzüğün, bir müeyyidenin her tarafa, herkese eşit uygulanması gerektiğini bilir, söyler, arkasında durur.
Şimdi, bugün, 2 milletvekilinin devamsızlıklarından dolayı milletvekilliklerini sona erdirmeyi konuşacaksınız. Peki, Ahmet Davutoğlu'nun Meclise devam ettiğini gören var mı, bir önceki Başbakan? Ekibinin Meclise devam ettiğini gören var mı? Görevden aldığınız, tecrit ettiğiniz, selam vermeye korktuğunuz ama iktidardayken, güç ondayken karşısında sıraya geçilen, hürmetler bildirilen, üzerine, kendilerine iltifatlar edilen o ekibin bugün buraya gelememe hâlini yaratıyorsunuz ama Anayasa görüşmelerinde oy kullanma dışında buraya gelmemiş birisine uygulamadığınız bir kuralı muhalefet partisi milletvekillerine uyguluyorsunuz. Nerede kanun önünde eşitlik, nerede Anayasa'nın eşitlik ilkesi? Bunların hepsi sizin siyasi tarihinize bu tutanaklarda geçecek eksi birer nottur, kara birer lekedir, bunlar seçmenin de kulağına küpedir.
"Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğim." deyip yolsuzluğu artıran, gelir eşitsizliğini geldiğine göre yüzde 25 daha artıran, en üst, en zengin ile fakirler arasındaki katmanlarda yüzde 6,5'tan yüzde 8,4'lere çıkaran, "Yasaklarla mücadele edeceğiz." deyip sadece yirmi gün sonra Tunceli'de kendiliğinden kalkan OHAL'i ortadan kaldırmakla övünürken, onu billboard yaparken "870 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip ülke." diye yüz ölçümü bildiğiniz yerin her santimetrekaresine OHAL uyguladığınız, "OHAL'i devlete uygulayacağız." diye yola çıkıp Cerattepe'de köyünün yolunu, ağacını savunanlara, Soma'daki maden işçisinin acılı anasına toplanma, gösteri, yürüyüş yasağı getirdiğiniz, TOMA'nızla Kenan Paşa'nın tankını aratmadığınız, copunuzla Kenan Paşa'nın dipçiğini aratmadığınız, getirdiğiniz İç Tüzük'le Kenan Paşa'ya "Rahmetli, demokrat adamdı, iyi adamdı." dedirttiğiniz (CHP sıralarından alkışlar) ve yapmış olduğunuz Anayasa değişikliğiyle 12 Eylül Anayasası'nı, askerlerin postallarının altından çıkmış Anayasa'yı yapanlara rahmet okuttuğunuz, onları arattığınız bir durumla karşı karşıyayız.
Ülkeyi öyle yönetiyorsunuz ki bunu... Sayın Davutoğlu'nu siyaseten eleştirdik, siyaseten çekilmiş, tükenmiş kişilerle uğraşmak bizim işimiz değil ama onun üzerinden size bir şey söylemek lazım: İşine gelince suspus oturanlar başına gelince bülbül kesiliyor arkadaşlar. O yüzden, bugün suspus oturursanız günü geldiğinde... Tabii, bir güvenceniz var "Cumhuriyet Halk Partisi varsa herkes için var, bir tane mağduru, bir tane mazlumu yalnız bırakmaz, nasıl geçmişin zalimleri bugün adalete muhtaç hâle geldiklerinde onlar için de insan haklarını, onlar için de adaleti, onlar için de adil yargılanma hakkını savunuyorsa, gün gelir bizi de CHP savunur." diyorsunuz ama bugün suspus oturursanız yarın bülbül kesildiğinizde sesiniz ne kadar güzel olursa olsun o nağmeleri bazı kulaklar duymaz.
Bir de şunu size çok açıklıkla söylemek lazım ki, bugün, yetiştirmeye çalıştığınız nesil, ona verdiğiniz eğitim... Sayın Genel Başkan geçen hafta söyledi, biraz önce, çıkmadan İnternet sitenize baktım, aynen duruyor. AK PARTİ Siyaset Akademisi 10'uncu Dönem Ders Notları, elektronik kitap olarak da var, bastırıp da dağıtmışsınız ve orada Sayın Tanel Demirel bakın ne söylüyor -bugün yaptığınız siyasetin bizatihi kendisinin nereden kaynak aldığını, kendine neyi referans aldığını ve gelecek kuşağa siyasetçi yetiştirirken ya da mevcut kadrolarınızın niteliğini artırmaya çalıştığınız Siyaset Akademisinde yaptığınız işe bakın- diyor ki: "Ayrıca, siyaset sadece demokratik yollardan yapılmaz, kendi politikalarınızı yürütmenize engel olabilecek muhalefeti fiziken ortadan kaldırmak, hapsetmek de siyasi faaliyetin kapsamı içinde görülmelidir." (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Genel Başkan bunu geçen hafta söyledi, bu hafta söyledi, biraz önce bana dedi ki: "İnternet sitelerine bak, kaldırdılarsa teşekkür edersin, duruyorsa Meclis tutanaklarına geçir bunu." Şimdi tutanaklara geçirdik bakalım. Bu dersi alanlar dersi almış belli, muhalefeti hapsetmek sizde, her yöntemle bastırmak sizde, kuşatmak sizde, susturmak sizde. Dersi almışsınız da şimdi bir nesil yetiştiriyorsunuz ya kindar ve dindar dediğiniz... Neslin dindar olmasında eğer ailesi çocuğun yetişmesinde öyle bir şey düşünüyorsa, çocuğun rızası varsa, kul ile Allah arasına kimse girmez, bir siyasi partinin talimatına kalmaz o iş. Ama kindar nesil yetiştiriyorsanız kendi kuyunuzu, hepimizin kuyusunu kazıyorsunuz demektir, bunu da görmek lazım. (CHP sıralarından alkışlar)
Diğer yandan, tabii, bu siyaset akademisinin notları, bu siyaset akademisinin söyledikleri, öğrettikleri bir yana bizim üzerinde durmamız gereken bir gerçek var ki, eğitim. Parti içindeki eğitime verdiğiniz önem ortada ama yaptığınız iş de ortada. Türkiye'deki eğitim sistemi, cihatçı bir eğitim sistemi, tek referans alan bir eğitim sistemi. Bütün öğrencileri ve ailelerini tek dinden, tek mezhepten, tek inançtan, etnisiteden gören, çoğulcu değil, çoğunluğun tek tipleştirdiği ve onun üzerine kurduğu tahakkümle bir tornadan geçirmeye çalıştığı eğitim sistemine karşı biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak aydınlığı, çağdaşlığı, bilimi, Atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesindeki ülkelerle gırtlak gırtlağa gelip onu iç politika malzemesi yapmayı değil de, onlara bu saydığım bilimde, fende, teknolojide ve demokraside yetişmeyi ve onları aşmayı hedefleyen bir siyasi parti olarak bu yaptığınız tahribatı tamamen ortadan kaldıracak çağdaş, bilimsel bir eğitim sistemi hazırlığını önümüzdeki seçimlerde halktan aldığımız vazifeden sonra hayata geçireceğiz.
"Eğitim" demişken, "kültür" demişken, Halil İnalcık'ı, geçen sene bu gün kaybettiğimiz ve İlber Ortaylı'nın "Halil İnalcık demek tamamen cumhuriyet imkânlarıyla yetişmiş bir hoca demektir." diyerek hem onun hakkını hem cumhuriyetin hakkını teslim ettiği böylesi bir bilim ve ilim irfan insanını da saygıyla anıyor, hepinize teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)