GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın sağlık durumuyla ilgilenen herkese teşekkür ettiğine, 19 Ekim Aliya İzzetbegoviç'in ölümünün 14'üncü yıl dönümüne, 19 Ekim Muhtarlar Günü'ne ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın istifa etmeyen belediye başkanlarıyla ilgili bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:11
Tarih:19.10.2017

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Pazartesi sabahı da aynı dileklerle başlamıştık, o zaman da teşekkür etmiştik, bir kez daha biz de Sayın Baykal'ın sağlık durumuyla yakından ilgilenen tüm partilere, tüm partilerin sayın genel başkanlarına, sayın bakanlarımıza, eski, yeni tüm siyaset insanlarına çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca, tüm grup başkan vekillerimiz de ziyaret ederek ve sürekli takip ederek konuya hassasiyet gösteriyorlar; bundan duyduğumuz memnuniyeti de bir kez daha ifade etmek isterim.

Çok sayıda milletvekilimiz, grup başkan vekillerimiz de dile getirdi, Aliya İzzetbegoviç'in ölüm yıl dönümündeyiz. Bağımsız Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı, bilge insan, sadece bir siyaset insanı değil, aynı zamanda düşünce insanı olan Aliya İzzetbegoviç ölümünün 14'üncü yılında hepimiz tarafından rahmetle, minnetle, özlemle anılmaktadır. Kendisinin bir sözünün hepimize, siyaset yapan herkese ders niteliğinde, öğüt niteliğinde olduğunu düşünüyorum. O kadar acıdan sonra şunu söyleyebilmiş bir insan, kendisi bir yönetici "Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız. Hukuk benim için sadece bir meslek değil, inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefemdir." Bu, ülkeyi yöneten, partilerini yöneten, siyasette olan herkes için ders alınması gereken çok önemli bir yaklaşım.

İki yıldır 19 Ekim, Muhtarlar Günü olarak kutlanıyor. Ben de muhtarlarla ilgili tüm tespitlere, tüm iyi dileklere katılıyorum ama belki iktidar partisinden şu beklenir: Böyle bir günde önceden de hazırlık yapılarak bu Meclis, muhtarların ortak olarak dile getirdikleri ve hepimizin üzerinde mutabakat sağladığı, belki biraz da Maliye Bakanlığının ikna edilmesi gereken konularda da hazırlık yapılarak böyle günler, muhtarlara yüce Meclisin ortak bir jestiyle tamamlanabilir. Çok sıkıntıları var, tek tek sayıldı, bu konularda iktidar partisinin böyle bir sorumluluğu olduğunu dile getirmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son olarak da, bugün gazetelerin manşetlerinden takip ediyoruz, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 3 belediye başkanını açıkça kamuoyunda işaret ederek "İstifa etmezlerse bedeli ağır olur." demektedir. Bu çatı altında sormak lazım, "Bedeli ağır olur." demek, ne demek? Yani bedel ödenecek bir suç varsa yapılacak iş tehdit ya da şantaj değil, müfettiş görevlendirmektir, ardından suç duyurusudur. Bir suçun olup olmadığına karar verecek mecra yargıdır. Bir ceza varsa o ceza da kanunda yazandır. "Ya istifa et ya sana hukuk uygulayacağım." demek... Geçen günlerde "İstediğiniz kadar söyleyin." dedi ya, Türkiye kabile devleti değildir. Onu bin kere söyleseniz... Sonra "İstifa edersen partide kalır yeni görev alırsın, istifa etmezsen bedelini ağır ödersin, yargıya gidersin." demek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Ya istifa ya hukuk" demek, ya istifa ya hukuk yolunu göstermek, aksi takdirde bedel ödetileceğinin söylenmesi, Türkiye kabile devleti demektir. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur, devleti temsil makamında olan kişinin hiç hakkı yoktur. FETÖ'cü mü, rüşvetçi mi, hırsız mı, neyse, böyle bir düşünce varsa müfettiş, yargı; yok, böyle bir şey yoksa, üstü örtülebilecek bir durumsa bu şantaj niye, bu tehdit niye? Bu, gerçekten, Türkiye'ye yapılmış büyük bir haksızlıktır. Böyle kamu yönetimi olmaz. Bu kadar hukuksuzluğu Türkiye hak etmiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederiz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.