| Konu: | Mevlit Kandili'ni kutladığına, Kutlu Doğum Haftası'nın Resmî Gazete'de yapılan değişiklikle 14-20 Nisandan hicri Rebiülevvel 12'ye alınmasına, Adana'nın Aladağ ilçesinde çıkan yurt yangınının 1'inci yıl dönümüne ve belediye başkanlarının yurt dışına çıkışlarında İçişleri Bakanlığından izin almak zorunda olmalarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 29.11.2017 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün Mevlit Kandili. Mevlit Kandili, bizlere hayatıyla örnek olan Sevgili Peygamberimiz'in hicri takvime göre doğum günüdür. Zulüm, baskı, hiddet, şiddet, nefret, ayrımcılık, haksızlık, yolsuzluk, rüşvet, yalan, iftira gibi özelliklerin aksine; Müslüman âlemi için her zaman barış, dostluk, kardeşlik, eşitlik, hakça paylaşım, doğruluk, dürüstlük gibi üstün ahlakı temsil eden Peygamberimiz'i sözde değil, özde anlamamız gereken günlerden geçiyoruz.
Tutanaklardan baktım -hâlihazırda milletvekili olsaydı ismini de verecektim- 24'üncü Dönemde bir 20 Nisan gününde, 14-20 Nisan arasında kutlanan Kutlu Doğum Haftası'nın, Ulusal Egemenlik Haftası'nın coşkusunu ortadan kaldırmak, Meclise kafa tutmak ve Peygamber'in doğumunu -Müslümanlar açısından hicri takvime göre kutlanan tüm günlerin aksine- miladi takvime bağlamanın kasıtlı bir proje olduğunu, bunun Peygamber sevgisine de büyük bir haksızlık olduğunu söylediğimde bana en ağır ithamlarla seslenmişti. Bugün, Kutlu Doğum Haftası Resmî Gazete'de yapılan değişiklikle 14-20 Nisandan hicri rebiülevvel 12'ye alınıyor. Yapılan iş doğru, gerekçesi de Kutlu Doğum Haftası'nın bir FETÖ projesi olması.
Ben Kutlu Doğum Haftası'na "bir cemaatin Meclise kafa tutması ve Ulusal Egemenlik Haftası'na alternatif yaratarak o coşkuyu Peygamber sevgisinin istismarıyla yarıştırma" dediğimde bana saldırmışlardı. Bugün yapılan işi, bu FETÖ projesine geçen seneye kadar alet olanların bir milat koyduktan sonraki Kutlu Doğum Haftalarını...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...kendi koydukları 17-25 Aralık miladından sonra bile nasıl kutladıklarını ve doğruyu söyleyenlere hakaret edenlerin bugün ne noktaya geldiğini görelim.
Dün Aladağ yangınının 2'nci acı yıl dönümüydü. Sosyal Haklar Derneğinin -ki Soma ailelerine de Aladağ ailelerine de sahip çıkar- Genel Başkanı 24'üncü Dönem Milletvekilimiz Melda Onur başkanlığında Aladağ aileleri hem grubumuzu ziyaret ettiler hem de grup toplantımızı şereflendirdiler. Yirmi beş gün süren "adalet yürüyüşü"müzün ardından Adalet Kurultayı'nda "Soma'dan Şirvan'a ekmeğini kazanırken ölenler için adalet" dediğimizde o çalıştaya Aladağ'da 2 evladını birden kaybeden bir baba gelmişti ve şunu söyledi: "'Devlet yurdu yok.' dediler, 'En ideali, en uygunu, yolunuzun içi, buraya verin.' dediler."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen toparlayın efendim.
Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Sosyal dayanışma müdürüyle bir oldular, çocuklarımızı buraya verdirdiler. Bir, bir buçuk ay sonra yurt yandı, 10 evladımız yandı, benim 2 evladım yandı. Mahkemeden çıkıyoruz, bize saldırıyor orada toplanan Süleymancılar. Ben geceleri uyku uyuyamıyorum 2 evladımı kaybettim 'Cemaatimizi karalıyorsunuz.' diye bize saldırıyorlar." diyor.
Bunu duyan varsa sizin aracılığınızla bunu Başbakana, sizin aracılığınızla bunu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına, Adalet Bakanına, sizin aracılığınızla bu çığlığı Türkiye'nin her tarafına duyurmak istiyoruz. Mahkeme çıkışında bir cemaatin saldırısı... Bu cemaat sizin hâlâ muteber gördüğünüz, hâlâ baş üstünde tuttuğunuz, hâlâ yücelttiğiniz bir cemaat. Bu cemaat FETÖ değil. Buna da dikkat çekmek istiyoruz.
Sayın Başkan, son olarak, geçtiğimiz 15 Kasım günü artık memurların yurt dışına çıkış için izin alma zorunlulukları kaldırıldı yani memurlar yurt dışına çıkarken izin almak zorunda değiller. Eğer izin almadan sınır kapısına, havaalanına gittilerse oradan döndürülmüyorlar ama bu kapsamda belediye başkanları yok. Adalet ve Kalkınma Partisi kendi belediye başkanlarını hâlen daha bir terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olarak görüyor olabilir. O zaman bunu ya bir dâhili nizamnameyle düzenlesinler ya da hepsine mahkemeden yurt dışına çıkış yasağı koydursunlar. Ama bizim belediye başkanlarımız, hem de yurt dışı gezilerinin 1 lirasını dahi belediye bütçesinden karşılamama ilke kararını uygulayan belediye başkanlarımız ya da kendi imkânlarıyla hafta sonu çocuğunu görmeye, doğduğu kenti görmeye gidecek belediye başkanlarımız için her seferinde İçişleri Bakanına telefon etmek, kiminde ulaşmak, kiminde ulaşamamak veya izni zamanı içinde alma gibi bir duruma düşüyoruz.
Biz kendimize güveniyoruz, bizim terör örgütüyle irtibatlı belediye başkanımız yok. Sizin varsa o sizin paranoyanız veya sizin gerçekliğiniz. Ama şöyle bir şey var: Belediyenin genel sekreteri bugün uçağa binip yurt dışına gidiyor, belediye başkanımızın atadığı genel sekreter gidiyor, halkın seçtiği başkanımız gidecek İçişleri Bakanından izin alacak. Neden? FETÖ şüphesi var mı diye. Devleti bu hâle getirmeye, seçilmişlere bu hakareti yapmaya, seçilmişi atanmışın önünde rezil rüsva etmeye kimsenin hakkı yok. Bu ayıptan bir an önce dönülmelidir.
Teşekkür ediyorum.