GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:31
Tarih:30.11.2017

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, biraz önceki bir gelişme de, bugün Mecliste yaptığım bir basın toplantısında bir çağrı vardı. Cumhuriyet savcıları suç duyurusu beklemeksizin resen harekete geçebilirler ve soruşturma açabilirler, çok ciddi iddialarımız var. Bir soruşturma açılması durumunda bütün belgelerin savcılığa da yollanacağını, bir cumhuriyet savcısı harekete geçmezse Cumhuriyet Halk Partisi tarafından bu görevi bizim de yerine getirebileceğimizi söylemiştik. Şu anda Mecliste, birazdan hem siyasi hem hukuki hem ahlaki bir karar vereceğiz. Evet mi diyeceğiz, hayır mı diyeceğiz, ona bütün milletvekillerinin kendi vicdanlarıyla karar vermesi lazım. Ama bunu yaparken şunu bir düşünün: 4 bakanla ilgili taşıyamayacağınız bir yük vardı sırtınızda. Devrin Başbakanı bile "Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu koparırım." demişti. Yukarıda 4 bakanın sorular karşısında sıkıntıları, hatta bazı AK PARTİ'li komisyon üyeleri ile bakanlar arasındaki sert diyaloglar konuşuluyordu ve içlerinden 3'ünün Yüce Divana gitmesi gibi bir eğilim vardı. Ama Başbakanın iradesi ile o gün tarafsız olması gereken, partinizin bugünkü Genel Başkanının iradesi çakıştı, oylama ertelendi ve Yüce Divana göndermediniz bakanları. O gün Yüce Divan kurulsaydı, dolayısıyla hem Reza Zarrab hem Halk Bankasının Genel Müdürü, hepsi Yüce Divandaki yargılama kapsamında yargılanacaklardı. Bugün Reza Zarrab Amerika'nın elinde olmayacaktı. Bugün millî menfaatler, bankalarımız böyle bir tehdit altında olmayacaktı. Suçu varsa burada ortaya çıkacaktı, cezasını burada çekecekti, siz de taşıyamayacağınız o yükün altında hem kendinizi hem de ülkeyi ezmemiş olacaktınız.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Aynı oyunun oynandığını görmüyor musunuz Özgür Bey? Aynı oyunu oynuyorsunuz, aynı oyuna alet oluyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Şimdi yeniden bir karar var, yeniden bir karar var, yeniden bir karar. Bugün eğer "hayır" derseniz -biz çok net söyledik- savcılığa da yollayacağız belgeleri...

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Biz bu filmi çok gördük.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Bekliyoruz, bekliyoruz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ...bugün komisyon kurulursa bugün Meclis kapanmadan grubunuza da teslim edeceğiz. Ve böylece, komisyon kurulduğu takdirde... Hani diyorsunuz ya "Kumpastır." Ya bir kumpas varsa bize kumpastır, o belgeler sahte çıksa biz düşeriz sıkıntıya. Ama o belgelerin gerçekliğini araştırmayı öneriyoruz ve sadece gerçekliğini araştırmaya bile "evet" diyemiyorsunuz.

AYŞE SULA KÖSOĞLU (Trabzon) - Savcılık araştırsın.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Buna "evet" deyin, bizi utandıracaksanız utandırın, rezil edecekseniz edin ama hangi kaygı, hangi korku, sizin kalkması gereken ellerinizi hangi irade indiriyor, o irade hangi aklın ve hangi kaygının ürünüdür, onu bir düşünmeniz lazım. Yok.

Peki, şöyle bir taktik izliyor olabilirsiniz: Biz CHP'nin "Bu belgeler araştırılsın." talebine "hayır" dersek CHP bu belgeleri komisyona vermeyip... Hiç onu ummayın. O belgeleri ilanihaye elimizde tutacak değiliz. Yarından tezi yok, partimizin sözcüsü bir basın toplantısıyla belgelerin tamamına aleniyet kazandıracak, kamuoyuyla paylaşacak ve sizi halka şikâyet edeceğiz ama o gün belgelerin gerçek belgeler olduğu ortaya çıktığında bugün kullandığınız "hayır" oyu artık daha da taşınamaz bir hâle getirecek bu sürecinizi. O yüzden çok net olarak bunu ortaya koyalım.

Bakın, referandumda bunu bir iç politika malzemesi yaptınız. Baş kötü Almanya, bir sürü eleştirdiniz. Almanya bize, Türkiye Cumhuriyeti'ne aykırı bir şey yaptığında ilk tepkiyi gösterdim, Bekir Bozdağ'ın toplantısını iptal ettiklerinde; Ahmet Aydın yönetiyordu söz aldım okur okumaz, dedim ki: "Bir bakanın toplantısının iptal edilmesi kabul edilemez." Ama, bakın, o beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz, millî çıkarlarımızın karşısında gördüğümüz Almanya'nın yönetimi ne yapmış biliyor musunuz? Çok basit bir şey yapmışlar. Alman polis teşkilatı, Sayın Bostancı, kendisine tahsis edilen harcama bütçesinin çok önemli bir kısmını, 5 milyon eurosunu Panama belgelerini satın almak için ödemiş; beklememiş ki Panama belgeleri gayriresmî yerden, sızıntılarla gelsin, 5 milyon euroyu resmen ödemiş o belgeleri yayınlayan mecralara, belgeleri temin etmiş; bir büyük komisyon kurmuş, bizim MASAK'a karşılık gelen uzmanları da getirmiş -mali suçları- ve üç aylık ön çalışmadan sonra Malta'da, Panama'da inceleme yapmak üzere bir heyet yollamış. Ne araştırıyorlar biliyor musunuz? Alman Hükûmetinin vergi kaybı var mı, Almanya'nın millî çıkarları zedelenmiş mi?

Şimdi -devlet yönetiyorsunuz ya- adamlar, beğenmediğiniz Almanya bu belgelerden bunu çıkarmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özel, sözlerinizi tamamlamak için ek bir dakika süre veriyorum.

Buyurun.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Belgeleri görelim, belgeleri.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu belgeler, bu söylediğim belgeler, Panama belgeleri ile Cennet belgeleri. Ama, sizin görmek istediğiniz belgeyi tarihî olarak önünüze koyuyoruz, "evet" oyu verirseniz şimdi görürsünüz...

YUSUF BAŞER (Yozgat) - Hadi be!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ..."hayır" oyu verirseniz halkla birlikte görürsünüz. Ama, ne zaman? Belki yarın, belki yarından da yakın. Korku dağları bekler ama şeffaf devlet yönetimi yürek ister.

AYDIN ÜNAL (Ankara) - Dekont nerede, dekont? Rezil oldunuz, rezil oldunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Eğer bir suç yoksa çıkın, burada, üç ay boyunca çalışıp her toplantısında Cumhuriyet Halk Partisini zora sokabilecek olan o komisyonu kurun, belgeler sahte çıktıkça biz perişan olalım ama belgeler doğru çıktıkça ne hâle geleceğinizi bildiğiniz için eğer "hayır" oyu kullanırsanız, bu sizi bu gecelik kurtarır, yarın tekrar uyku uyuyamazsınız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özel.