| Konu: | Konuşma süreleriyle ilgili uygulamalara ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 11.01.2018 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, biz her zaman uzun, etkili ve kaliteli müzakereden yanayız ama bir gerçek var: Bu iktidar partisi İç Tüzük'teki on dakikalık süreleri üç dakikaya indirdi, insanlar meramını anlatmadan süre bitiyor, ilave süre de vermiyorsunuz ve kalitesiz müzakereler oluyor. Bundan hepimiz şikâyetçiyiz. Bu İç Tüzük değişikliğinde dokunulan bütün süreler üçte bire, beşte bire indirilirken burada herhangi bir süre yazmıyor. Yirmi dakika eskiden beri sizlerin takdir ettiği bir şey, tartışmıyoruz da.
BAŞKAN - Elbette.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama sayın grup başkan vekili diyor ki: "Teamül değil, Tüzük uyguluyoruz." Tüzük'te yazmadığı için dedim zaten. Madem bu kadar bütün süreler indiriliyor, bu yirmi dakikayla ilgili tasarrufunuzu gözden geçirin diye söyledim.
BAŞKAN - Tüzük olarak mı?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tüzük'te yazmıyor süre efendim.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - İktidarın sesini kısıyorlar Başkanım.
BAŞKAN - Şimdi, bakın, 60'ıncı maddenin son fıkrasını okursak beraber "Genel Kurulca eğer kararlaştırılmamışsa siyasi parti grupları, komisyon ve hükûmet adına yapılan konuşmalar yirmi..." diye zaten yazıyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O ama 60'a göre yapılan.
BAŞKAN - 60'ın son fıkrasına göre. E, bizde zaten uygulamalar hep 60'ın son fıkrası gündeme alınarak yapıldığı için ve şimdiye kadar da hep böyle devam ettiği için uygulamamızda herhangi bir sıkıntı olmadığı düşüncesindeyim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan...
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Konuşmamızdan rahatsız mı oluyor Başkanım?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ya, ucuz polemik yapmaya çalışma.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Hayır, ucuzu pahalısı yok.
BAŞKAN - Lütfen birbirinize cevap vermeyin. Bana hitap edin, ben gereğini... Söz veririm, vermem.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir şey söyleyeceğim. Konuşmadan rahatsız olduğumuz yok. Konuşmadan rahatsız değilseniz...
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Niye polemiği o yapınca pahalı da bize gelince ucuz oluyormuş? Ayıp ya Özgür, ayıba devam ediyorsun.
BAŞKAN - Sayın Özel, sizi dinliyorum ben. Bana hitap edin siz, ben sizi dinliyorum, buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın grup başkan vekili çok ucuz bir polemik yapıyor.
Benim dediğim şu: Bol bol süre kullanma imkânı var. Beş dakikaya karşı yirmi dakika zaten orantısız. 59'da süre belirtilmediği için 60'a bakıp kıyasen uygulandığını ben söyledim.
BAŞKAN - Evet.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Her süre üçte bire indirilmişken yirmi dakika çok bonkördür, bir de suistimal ediliyor dedim.
Eğer yiğitsek, mertsek şunu yaparız: Gelin Sayın Bakan... Bugün burada yapmaya çalıştığımız, sizin verdiğiniz on beş yirmi dakikalık aralar kendiliğinden, bunların hepsi şu: Şu anda yoklama istenemeyecek bir yerde top çevirip, zamanı geçirip grup önerilerine geç geçmek çünkü yirmi dört saati doldurmaya çalışıyorsunuz. Bunu hepimiz biliyoruz, birbirimizin aklıyla, zekâsıyla alay etmeyelim ama esas meselemiz şu: O kadar çok istiyorsanız müzakere, bakanları getirip üç gündem dışına bir senede bir kere böyle cevap verirken üçüne birden yirmişer dakika cevap yerine, bakan gelir 59'un ikinci fıkrasına göre söz ister, verirsiniz sözünü. Gruplara da onar dakika, yirmişer dakika -ne takdir ederseniz- verirsiniz. O zaman kimse kimsenin söz hakkını kısıtlamamış olur.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Biz şu anki tablodan memnunuz, devam edebiliriz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben iktidarın konuşmasından rahatsız değilim ama muhalefete karşı Tüzük oyunu yapılıyor, onu anlatmaya çalışıyorum.
BAŞKAN - Sayın Özel, sizi anladım ama şu anda konumuz ve gündemimiz bu konunun tartışılması değil, bu bir. Gündemimiz bu konunun tartışılması ve bunun yeniden bir düzene konulması değil.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam.
BAŞKAN - Ha böyle bir gündem elbette ki konuşulur, böyle bir değişiklik, böyle bir düzenleme elbette ki konuşulur, değerlendirilir.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bence her gün yapmak lazım.
BAŞKAN - Onun bir usulü vardır, o uygulanır ve yerine getirilir veya getirilmez Genel Kurulun kararına göre.
Diğer bölüme geldiğimiz zaman ise işte "On beş dakika ara veriyorsunuz, yirmi dakika ara veriyorsunuz, süreyi dolduruyorsunuz." şeklindeki eleştiriye şunu söyleyebilirim: Lütfen, benim niyetimi okuyarak bana cevap vermeye çalışmayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır, hayır, hepimiz biliyoruz ne yapıldığını, hepimiz biliyoruz.
BAŞKAN - Ben istersem, yirmi dört saat süre dolmadıysa bir saat ara veririm, gelirim tekrar bir saat ara veririm, o süreyi tamamlarım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır, hayır.
BAŞKAN - Verdiğim araların hepsinin haklı bir nedeni vardır, kâtip üye de bunu bilmektedir. O yüzden, lütfen, benim niyetimi okuyarak eleştiride bulunmayın veya da polemik konusu yapmayın.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ucuz polemiği de iade ediyoruz kendisine, cevap bile vermeyeceğiz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - MHP grup önerisine geçmeyi geciktirmek noktasında iktidar elindeki bir imkânı kullanıyor, dönüp de iktidara bir şey dediğim yok ama sizin...
BAŞKAN - Tamam, kendi aranızda konuşun. Bu, şu anda Divan olarak bizi ilgilendiren bir konu değil.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır, hayır. Ben size söylüyorum. Söylediğim de şu: Tamamen ön yargılısınız. Açın tutanağı, bakın. Ben ön yargınıza şahidim ama zaman zaman yaptığınız yanlışları gördüğünüzde o konuda öz eleştiri vermenize de şahidim. Ben sözümü şöyle bitirdim: Bu konudaki takdir yetkinizi biliyorum ama bunu yeniden değerlendirmenize arz ediyorum dedim. Böyle bitmiş bir şeyden sonra, böyle bir tartışma, böyle bir cevap size makul geliyorsa o da sizin bileceğiniz iş.
BAŞKAN - Sayın Özel, bakın, siz böyle bir açıklama yaptınız. Ben sizi eleştirmek için bunları söylemiyorum. Siz fikrinizi söylediniz, ben fikrimi söyledim. Bu kadar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam.
BAŞKAN - Herhangi bir tartışma yapmıyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama sizin açıklamanız da bu cevabı gerekli kıldı yani, onu da bilin.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkanım, gündeme geçelim. Özgür'ü mü dinleyeceğiz akşama kadar?
BAŞKAN - Ama şunu da söyleyeyim: Bana siz derseniz ki "Arada sıra işte zaman doldurmak için ara veriyorsunuz..."
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Evet.
BAŞKAN - Benim niyetimi okumayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama iktidardan...
BAŞKAN - Bunu okuyacağınıza gelin bana sorun. Benim size verdiğim cevap üzerine fikir üretebilirsiniz. Sizden de bunu bekliyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bakın, bizim, muhalefetin...
BAŞKAN - Eğer bir talebiniz, öğrenmek istediğiniz herhangi bir konu varsa benim sizinle hukukum var diğer arkadaşlarla olduğum gibi, iyi de bir diyaloğumuz var diğer milletvekili arkadaşlarla ve grup başkan vekilleriyle olduğu gibi, karşılıklı konuşuruz, ben durumumu, niye ara verdiğimi size söylerim; tatmin olursunuz olmazsınız, eleştirirsiniz eleştirmezsiniz, o noktadan itibaren beni ilgilendirmez ama bana sormadan böyle "Ön yargılı davranıyorsunuz." şeklinde, ara vermelerimi, niyetimi okurcasına açıklama yapmanızı doğru görmedim, alındım. Buna açıklama yapma gereğini hissettim. Bu kadar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, aramızdaki diyalog, temas imkânlarına veya biraz önceki davetinize icabet etmeme sebebi dün yaşananlardır.
BAŞKAN - Olabilir. O da sizin tercihinizdir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O konuda herkes kendi sorumluluğunu biliyor.
BAŞKAN - Elbette.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O konuda biz son derece ne yaptığımızı biliyoruz.
BAŞKAN - Elbette.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama şunu söyleyeyim: Muhalefet partilerinin Meclis Başkan Vekilleri kendi partileriyle uyumlu "Minareden at beni, in aşağı tut beni." yapsa ne hissederseniz biz şu anda onu hissediyoruz.
Teşekkür ederim.