| Konu: | HDP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 53 |
| Tarih: | 31.01.2018 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Adalet ve Kalkınma Partisi İç Tüzük'te bu süreyi on dakikadan üç dakikaya niye indirdi şimdi daha iyi anlıyorum çünkü elimde bir dosya var, bundan bahsetmek çok keyifli olurdu, bir itirazınız varsa bahsedeyim. İktidara gelmeden önceki kısa muhalefet tarihinizde karşı çıktığınız sınır ötesi operasyonlardaki tutumunuz ve kullandığınız oylar; Afganistan'a asker yollanmasında, Çekiç Güç Operasyonu'nda, kiminde Bülent Arınç, kiminde Abdullah Gül konuşmuş ama yerli ve millî bir parti gibi davranmamışsınız o zaman. Şimdi, herkesi bir kalıba dökmeye çalışıyorsunuz ya, o kalıbın dışındaki ilk parti bugün iktidarda.
Millî Savunma Bakanı dün bilgi verdi, önemliydi. Ama şunu ifade etmek gerekiyor: Suriye bu duruma nasıl geldi? 15 Mart 2011'de tüm bölgeye yayılan "Arap Baharı" olarak o dönemde nitelendirilen sokak hareketlerine karşı Esad çok sert bir tutum takındı. Bunun üzerine o dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu diplomasi için gitti, altı buçuk saat sonra "Dostumuz, kardeşimiz Esad" dediğini, "Düşmanımız Esed" ilan ederek buraya geri döndü. Döndüğü günden sonra da 9 maddelik bir yaptırım paketi açıklandı. Birkaç ay içinde Suriye'de rejim değişikliğini öngörüyorlardı. Krizin 7'nci yılındayız; Suriye'de akan kan, Türkiye'nin verdiği şehitler ve 3,5 milyon mülteci Türkiye'de.
Cumhuriyet Halk Partisi hep şunu ifade etti: Biz, mültecilere, göçmenlere asla karşı değiliz ama biz, mülteci yaratan, göçmen yaratan politikalara karşıyız. Başta, savaş, iç karışıklık, terör ve ötekileştiren her türlü eylem ve söylem mülteci yaratıyor, buna karşıyız. Biz, 3,5 milyon kişiyi, o zaman 1,8 milyonken "Ülkelerinde barış sağlanacak ve ülkelerine dönmeleri teşvik edilecek." dediğimizde bizi en ağır biçimde eleştirenler ve "Siz anlamazsınız -neden anlamıyorsak, hangi genetik kodunuza yönelik bir çağrışım yapıyorsanız- bu, ensar-muhacir ilişkisidir." diyordunuz. Muhacirler aynı muhacirler, ensara ne oldu görmek lazım. O ensar şimdi nerede? Çünkü diyorsunuz ki -aynı dediğimiz gibi- "3,5 milyon kişi ülkelerine dönecek." Çünkü anketlerde iki tane yumuşak karnınız var: Bir tanesi, Ege adaları; ikincisi, Suriyeli mülteciler. Bunu görünce 2019 hesapları içinde bambaşka bir çağrışımla, işte o anketlerden gelen yumuşak karna tatmin edecek birtakım söylemlerde bulunuyorsunuz.
Buraya gelirken geleneksel dış politikayı terk ettiniz. Buraya gelirken dış politikamızı sürdüren deneyimli kadroları "monşerler diplomasisi" diye, "monşerleri reddediyoruz" diye hiçleştirdiniz, ötekileştirdiniz, hedef gösterdiniz, alay ettiniz ve bu ülkenin önemli bir birikimini ve kazanımını kaybettirdiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Başkanım, müsaade ederseniz...
BAŞKAN - Tabii, buyurun, tamamlayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Mustafa Kemal Atatürk'ün bu ülkeye bıraktığı, slogan dersen iyi slogan, öğüt dersen iyi öğüt ama esas takip edilecek bir politikanın ana paradigması dersen tam da dört dörtlük o: "Yurtta sulh, cihanda sulh."u terk ettiniz, "Yurtta barış, cihanda barış."ı. "Yurtta barış, cihanda barış." demek ne demek? Komşunun iç işlerine karışma demek. Ne demek? Komşundaki, etrafındaki devlet dışı unsurlarla temas etme, onları besleme, onları yüreklendirme, onları komşunun içinde iç karışıklık çıkarmak için kullanma demek. "Yurtta barış, cihanda barış." demek, ülkenin komşularının toprak bütünlüğüne saygılı ol demek. Evin camdan, kimsenin penceresine taş atma demek. Bunları terk ettiniz.
Akan kandan da gelen mülteciden de bugün Mehmetçik'in sınır ötesinde olma zorunluluğundan da oradan gelen şehitlerden de orta ve uzun vadede koyduğunuz yanlış politikalar yüzünden tamamen sorumlusunuz.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özel.