| Konu: | Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 69 |
| Tarih: | 12.03.2018 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyaset tarihine iz bırakacak bir dönüm noktası; seçim sistemi değiştiriliyor. 16 Nisanda bir rejim değişikliğini oya sundunuz, bir referandumdu ama referandumu bir genel seçime çevirerek kazanmaya çalıştınız. Biz "Anayasa Mahkemesinin yapısı" dedikçe "Hâkimler ve Savcılar Kurulunun oluşumu" dedikçe "Meclis" dedikçe sizler hep, biriniz tuttunuz "Ey Kılıçdaroğlu!" dediniz, öbürünüz başka bir şey anlattınız ama içerikten kaçıp seçimi, referandumu bir genel seçime çevirmeye çalıştınız.
Şimdi, önümüzde bir genel seçim var. Her tez kendi antiteziyle yenilebilir. Önümüzdeki genel seçim sizler için iktidarı sürdürmek, iktidara tutunmak, iktidara taşınmak mücadelesi olabilir ama bizler için, demokrasiyi savunanlar için, adaleti savunanlar için, 23 Nisan 1920'de bir saraydan alınıp bu yüce kubbenin altına taşınan millî iradeyi savunanlar için, yapılacak ilk genel seçim bir referandum niteliğindedir. Siz, o genel seçime, o referanduma, bir tek adamlık hevesine, bir saray düzenine karşı bizlerin karşısına tek başınıza çıkamıyorsunuz. Bu gece neden karanlığa sığınıyorsunuz, neden televizyon yayını yok? Neden, yarın, koskoca, kudretli, birinin genel başkanı, "Ben... Ben..." diyen birisi televizyon yayınında bunun tartışılmasından kaçar? Geçmişte "Cumhurbaşkanı olamayacak tek kişi sensin. Seni yargılamazsak namerdim." diyen birisi çıkıp da yarın televizyon saatinde grubunun, oturup altına imza attığı bir teklifi savunmaktan niye kaçar? Milletin gözlerinden kaçırdığınız, gözünün içine bakamadığınız nedir? Somut bir örnek söyleyeyim; örneğin, siz seçmenin gözüne baka baka şunu diyemezsiniz: Bugün seçim olsa, 85 bin geçerli oy olsa ve en yüksek 4 oy; A partisi 30 bin, B partisi 25 bin, C partisi 14 bin, D partisi 12 bin alıyorken, iki bölgeli seçimde birer oy A ve B partisinin oluyorken, getirdiğiniz barajla "Birleşmedik ama biriz. Listelerimiz ayrı, logolarımız ayrı ama biriz. Ona da bassan olur, bana da bassan olur, basmasan da bize sayarız." teklifiyle toplamda 26 bini bulup, önce buradaki bir vekili alıp -hani diyorsunuz ya "Nasıl siyasi yankesicilik?"- sonra kendi aranızda D'Hondt uygulayıp o vekili 14 binlik partiye veriyorsunuz ya, o seçim bölgesinde 25 bin oy alan parti milletvekili çıkaramazken siz 14 bin oy alan partiye o milletvekilliğini veriyorsunuz ya, bu yüzden "millî irade hırsızlığı" diyoruz, işte bu yüzden "siyasi yankesicilik" diyoruz; işte bu yüzden bunu seçmenin gözünün içine baka baka anlatamıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, partinizin İktidar Partisinin Genel Başkanı -kuvvetli retorik- diyor ki: "İki yüz yıldır bu millete istikamet dayatılıyor." Hiç düşündünüz mü neyi kastediyor? Kastettiği şey burada, Sened-i İttifak, 1808; bundan iki yüz on yıl önce, ilk bu lafı söylediğinden iki yüz dört yıl önceydi. Sened-i İttifak, ilk demokrasiye geçiş hamlesidir -Naci Bostancı bilir- padişahın yetkilerinin ilk kez kısıtlanmasının kabulüdür. Sened-i İttifak, saraydan yetkinin yavaşça halka geçmesinin eşiği, demokrasi önünde atlanan ilk eşiktir. Ondan nefret eden birisi, bugün yeni bir Sened-i İttifak yapıyor. Seçimlerin başladığının 7'nci günü ittifak senedini vereceksiniz Seçim Kuruluna ya, işte 1808'deki tek adam rejiminden demokrasiye gidişin ilk adımının rövanşını başka bir ittifak senediyle alıyorsunuz. İşte, bunu görün, seçmeninize bunu anlatacağız, vicdanlarınıza bunu anlatacaksınız. Okuduğunuz, yazdığınız kitaplar ile buradaki demokrasi söylemlerinizle değil Sayın Naci Bostancı, torunlarınız sizi buraya attığınız imzayla tanıyacaklar, hatırlayacaklar. Soracaklar bir gün "Dedeniz böyle bir iş yapmış..." O zaman demokrasi retorikleri değil, burada kullanılan oylar, buradaki bu ayıplar ve demokrasiye geçişi bir şeytanlaşma olarak gören... "Milletime istikamet dayattılar, şimdi ters istikamette gidiyorum ve Parlamentoya verilmiş yetkileri bir sarayda, tek adamda topluyorum, Parlamentoya da hesap vermiyorum." diyorsunuz.
Bu gecenin karanlığı gökyüzünde değil, altına imza attığınız, Sened-i İttifak'la hesaplaşan, demokrasiden geriye giden bu ayıplı iştedir. Bunun için korkuyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Karşınızdayız ve şunu göreceksiniz: Bu sürecin sonunda, yarattıkları karanlıkta birbirine sarılarak ittifak şarkısı söyleyenler değil...
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ...gökyüzünün o kara bulutlarını bir gökkuşağı gibi yarıp...
BAŞKAN - Sayın Özel...
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ...farklı şeyler de düşünseler, farklı dünya görüşlerinde de olsalar birbirinin içine geçmeden...
BAŞKAN - Sayın Özel, teşekkür ederim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bir dakika müsaade ederseniz, toparlayayım Sayın Başkan.
Bu kadar haksızlıktan sonra, siz herhâlde bir hak verirsiniz.
BAŞKAN - Talep etmediniz de o yüzden teşekkür ettim size.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Talep ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun, bir dakika ek süre.
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, aynı 46 seçimleri gibi, böyle mi diyor Sayın Özel? 46'dan beri tek başına iktidar yüzü görmediler.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Şimdi şunu görelim: Bir karanlık yarattınız, yarattığınız karanlığı kendi liderleriniz ifade ediyor, birisi diyor ki: "Elimizle barajı 50+1 yaptık." Ve titriyor o eller, tutunacak biri lazım, tek başına olmayacak. Birisi partiyi baraj altına getirmiş "Artık barajı indirelim." diyor, büyük ortak kabul etmiyor, birleşiyorsunuz ve Birinci Dünya Savaşı'nın o meşhur hikâyesi: "Onlar kazanınca biz de kazanmış sayılacaktık."
Ve şimdi gelinen noktada, bu kapkaranlık gökyüzünde bir gökkuşağı açıyor. Farklı da düşünse, Saadetiyle, milliyetçileriyle, solcularıyla, Cumhuriyet Halk Partisiyle, birbirinin işine ve içine karışmadan yan yana durabilenler o gökyüzünü açacaklar ve o gökkuşağından sonra bu kara bulutlarınız dağılıp bu ülkenin gökyüzü yine demokrasinin masmavi rengini görecek. (CHP sıralarından alkışlar)
Yeneceğiz sizi, korkmuyoruz sizden.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Korkun, sarılın birbirinize. Buradayız ve biz kazanacağız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)