| Konu: | (10/5, 2602, 2612 ve 2644) No.lu Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunmasında, Üretiminde ve Pazarlamasında Karşılaşılan Sorunlar ve Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Maksadıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin önergelerin ön görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 27.03.2018 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Bugün tüm partilerin ortaklaşa verdiği ya da üzerinde ortaklaştığı tıbbi, aromatik bitkilerle ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin grubumuz adına söz aldım.
Şüphesiz uzun yıllardır ilettiğimiz böyle bir talebin Meclis tarafından kabul edilmesi ve bugün bir uzlaşıyla bu komisyonun kurulabilecek olmasını son derece değerli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Yine son derece değerli bulduğumuz bir şey: İktidar partisinin sadece çoğunluk oyuna güvenerek kendi gündemini dayattığı bir Meclis yerine, muhalefetle ortaklaşarak ülkedeki yakıcı sorunların üzerine hep beraber gitme kültüründe küçük de olsa bir adım olarak gördüğümüz bu yaklaşımı önemsediğimizi ifade etmek istiyorum öncelikle.
Mesleğim eczacılık. Bu kürsüye 24'üncü Dönemde ilk çıktığım aylarda sürekli eczacıların sorunları üzerine söz alıyor ve bu konuda yapılması gerekenleri dile getiriyordum. 24'üncü Dönem bu anlamda yaptığı çalışmalarla, 6197 sayılı Kanun'u 4 siyasi partinin ortaklaştığı şekilde değiştirilmesiyle, ardından Eczacılıkta Uzmanlık Kanunu'nu çıkarmasıyla önemli adımlar attı. Sorunlar halen daha çok yakıcı çünkü eczacının orta ve uzun vadedeki geleceğine yönelik birtakım doğru adımlar birlikte atıldı ama eczacılık mesleğinin bugünkü sorunlarıyla ilgili çok ciddi sıkıntılar var ve Türkiye'deki tüm eczacılar, Meclisten ve Hükûmetten bu konuda önemli adımlar bekliyor. Sürem kalırsa buna süremin elverdiği ölçüde değinmek isteyeceğim ama önce tıbbi, aromatik bitkilerle ilgili konuya kısaca değinmek gerekiyor.
Geleneksel ve modern tıpta tedavi amaçlı kullanılabildikleri gibi besin takviyelerinde, hastaların diyetlerinde, sporcuların desteklenmesinde ya da sağlıklı kişilerin kendi tercih ettikleri diyetlerinde de yer alabiliyor. Bitkisel çay olarak tedaviye yardımcı olduğu gibi, tat, çeşni ya da beslenme tercihi olarak kullanılabiliyor ve vücut bakım ürünlerinde, parfümeride, kozmetikte, dermokozmetikte kullanılan ürünler bunlar.
Dünyada 422 bin bitki varken bunun yüzde 16-17'sinin tıbbi amaçlı kullanılabilir bitkiler olduğunu biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü ise bu bitkilerin sayısını yaklaşık 20 bin olarak belirlemiş ve listelerini bu şekilde yayınlamış durumda. Türkiye bu açıdan son derece önemli bir avantaja sahip çünkü 20 bin bitkinin 1.700 tanesi Türkiye'de yetişiyor ve çok önemli bir miktarı endemik yani sadece ve sadece Türkiye'de yetişebilen çok sayıda tıbbi aromatik bitki var ve dünyadaki bu skalanın, bu toplam tıbbi aromatik bitkilerin yüzde 8,5-9'unun Türkiye'de olması son derece önemli. Bu, ülkemize çok büyük bir fırsat sunuyor. Ancak, hem sağlık açısından hem ekonomi açısından bu önemli konuda pazar payına geldiğimizde rakamlar hiç iç açıcı değil. 2000 yılında dünyadaki pazarı 60 milyar dolar olan tıbbi aromatik bitkilerin bugün pazarı 120 milyar doları geçti. Bu kadar büyük bir pazarda Türkiye, 2,3 milyarlık önemli bir pazarı ifade ediyor ama bu, maalesef ihracat anlamında değil. Önemli bir miktarı -dermokozmetikler başta olmak üzere- yurt dışından ithal edilen preparatlarla Türkiye hak ettiği yeri alabilmiş değil, hatta bu konuda pozitif değil, ekonomisi açısından negatif unsura dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bunun için bizim burada bir irade koymamız önemli.
Kurulacak olan komisyonu son derece önemsiyoruz. O komisyona Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tıp alanının uzmanları, eczacı meslektaşlarımız ve grubumuzda bulunmasının bizim açımızdan ve Meclis açısından son derece önemli bir katkısı olduğunu ifade edeceğimiz -kendisi çekirdek ve tohumlardan şifalı yağlar konusunda uzmanlaşmış, bu konuda elini taşın altına koymuş, Türkiye'de çok önemli çabalar yapmış- Sayın Temizel'in de bu komisyona çok değerli katkılar sunacağına inanıyoruz. Bunu, grubumuz adına da müjdeliyoruz.
Sayın Bakanın burada bulunması bir zorunluluk tabii, Hükûmetin temsili gerekiyor. Orman ve Su İşleri Bakanı elbette böyle bir konuyu takip etmeli, esas sahiplerinden olmalı ama Sağlık Bakanının burada olmaması, Tarım Bakanının burada olmaması önemli bir eksikliktir. Komisyonun çalışmalarını raporlaştırdığı sırada gecikilmeksizin rapor Meclis gündemine alınmalı ve rapor görüşülürken Sağlık Bakanı ve Tarım Bakanının mutlaka görüşmeleri takip etmesi gerektiğini önemsiyoruz.
Bugün "gıda takviyeleri" olarak ifade edilen tıbbi aromatik bitkilerin içinde bulunduğu gerek gıda takviyeleri gerek yardımcı gerek tedavinin ana unsuru olarak kullanıldıkları tüm durumlarda bunların hastalara ya da sağlıklılara ulaştırılma yerinin eczaneler olması gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Bugün marketlerde, spor salonlarında, eczane dışı birtakım mekânlarda, eczaneye benzetilmiş ama ruhsatı eczane olmayan, sahibi eczacı olmayan mekânlarda ve özellikle internetten yapılan satışlar halk sağlığı açısından son derece tehlikeli. Çünkü ilaç formunda olan, kapsül şeklinde olan, şurup formunda olan, insanların ilaç sandığı, internetten satılan ama çoğunlukla içeriği prospektüsünde yazandan da farklı olan ve âdeta, özellikle zayıflama konusu ve birtakım farklı ihtiyaçların karşılanması noktasında zehirlerin kontrolsüzce erişimi ve çok sayıda ölümle karşılaşıldığını da daha önceden defalarca ifade etmiştik. Bu açıdan bu komisyonun bu konudaki çalışması son derece önemli.
İktidar partisinin yaptığı önemli bir hata, sağlıkta bir şeyler yapmaya çalışırken sağlık emekçilerini, sağlık çalışanlarını bu konunun özelinde eczacıları yanına, arkasına almak varken karşısında tutmak, onlarla didişmek, onların önerilerini dikkate almamak olduğunun altını çizmek gerekiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Bu konuda -bir fırsattır- bu komisyonun katılımcılık esaslı yürümesini, başta Türk Eczacıları Birliği ve eczacı odaları olmak üzere eczacılıkla ilgili meslek örgütlerinin, tıpla ilgili tüm meslek örgütlerinin, sağlık profesyonellerinin bu konuda katkılarının alınması ve ortaklaşılmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.
Ben yüce Mecliste şu bilgiyi paylaşmak istiyorum: Ben eczacılık fakültesinden mezun olduğumda 7 tane eczacılık fakültesi vardı Türkiye'de, bugün toplam 41 tane var Kıbrıs'la birlikte ve 36 tanesi öğrenci mezun ediyor, eğitim veriyor. Oysa Hollanda'da 4 eczacılık fakültesi var, bunun 1 tanesi eczacı mezun ediyor; diğer 3'ü bilimsel çalışmalar yapıyor, araştırma geliştirme faaliyetlerinde bulunuyor.
Biz eczacı sayısını nüfusa göre sınırladık, yardımcı eczacılık uygulamasını getirdik, ikinci eczacılık uygulamalarını getirdik; bunların her birisi eczacılar açısından maliyet artırıcı unsurlar. Eczacılar elini taşın altına koydular ama iktidarın uygulamaları yüzünden elleri o taşın altında ezilmeye devam ediyor.
Sayın Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ Sağlık Bakanı olduğunda ve sizin iki dönem milletvekilliğinizi yapmış olan Sayın Mehmet Domaç daha Türk Eczacıları Birliğindeyken üç aylığına hasta katılım paylarının eczanelerde alınması uygulaması, neredeyse on bir on iki senedir devam ediyor ve her gün hasta ile eczacı arasında bir tartışma alanı olduğu gibi, hastayı cebinden yaptığı ödemeleri kontrol edemez bir noktaya getiriyor. Bugünkü teknolojide bu soruna derhâl çözüm bulunabilecekken, maalesef, hastadan hastanede, eczanede ve maaşından yapılan kesintilerin toplamının takip edilmemesi, yüzde 10-20 arasında olması gereken, kronik hastalarda yüzde 0 olması gereken katılım payının fiilen yüzde 45'leri, 50'leri, 52'leri bulduğu bu sürecin takip edilememesi, siyaseten iktidar partisinin bundan sorumlu tutulmaması, "eczacının aldığı bir para" "hastanede kesilen bir para" sanki iktidar politikalarından kaynaklanmıyormuş gibi bir görüntünün ortaya konulmasıyla karşı karşıyayız.
1970'lerin sonunda hasta varken, eczacı varken ilaca erişimin mümkün olmadığı süreçte kurulmuş eczacı kooperatifleri bugüne kadar özgür eczacı sermayesiyle mesleğin yapılmasını mümkün kılan koruyucu bir etkendi. Ancak eczacı kooperatifleri Hükûmetin gerekli koruyucu politikaları benimsememesi, aksine dezavantajlı uygulamaları körüklemesi yüzünden zor günler geçiriyor. Buradan Meclise bir hatırlatma yapmak gerekiyor: Dünyada market eczaneler var, zaman zaman sizin içinizdeki birtakım kişiler buna heves ettiler; dünyada zincir eczaneler var, bir de dünyada halk eczaneleri var; Türkiye'deki eczane yapısı halk eczanelerine karşılık gelmektedir. Halk eczaneleri eczacının, hastanın ve kamunun ortak menfaatlerini telif eden, ortak menfaatlerini savunan ve güçlendiren yapılarıdır. Halk eczanelerinin olmadığı tüm ülkelerde ilaç istismarı üst düzeydedir, madde bağımlılığı üst düzeydedir, ilaçtan zarar görme üst düzeydedir, kamunun doğru, akılcı olmayan ve lüzumsuz ilaç kullanımlarından uğradığı zararlar üst düzeydedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Müsaade ederseniz Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkanım.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Vereceğiniz kararlarla halk eczanelerini korursanız, onların ayakta kalmasının olmazsa olmazı eczacı kooperatiflerini korursanız; koruduğunuz doğrudan önce halk sağlığıdır, sonra kamuyu, kamunun yararını, hazineyi, maliyeyi koruyorsunuz demektir, ondan sonra da eczacıyı koruyorsunuz demektir. Eczacı, bulunduğu toplumun sosyal lideri, aldığı akademik eğitimi emeğiyle birlikte hastaya sunan, hastaya sunduğu kutuya değer katan, sevgi katan ve halk sağlığı açısından son derece önemli bir sağlık profesyonelidir, sağlık emekçisidir. (CHP sıralarından alkışlar) Eczacıyı yok ederseniz sağlığı, hastayı yok edersiniz ve bundan, ülkede hangi siyasi görüşten olursa olsun hiç kimse ve hangi siyasi parti olursa olsun hiçbirimiz fayda görmeyiz.
Bu komisyonun çalışmalarını son derece önemsediğimizi, olumlu katkı vereceğimizi, komisyon sonuçlarının da yasama faaliyetine dönüşmesini sabırsızlıkla beklediğimizi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özel.