GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Oturum Başkanı TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın AK PARTİ grup önerisini işleme almasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında usul görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:82
Tarih:05.04.2018

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bütün gruplara eşit dağıtıldığında bütün grupların eşit kullanmasına bir itirazımız yok ama bir fazlalık varsa, bir grup kullanmıyorsa o da size haktır diye bir şey yok. İlk sözü alan alır, üzerinde de konuşmasını yapar; bunda garip bir şey yok.

Çok basit bir şey yapıyorsunuz: Elimizde bir İç Tüzük var, bu İç Tüzük'e uymak zorundayız. 60'ıncı ve 81'inci madde "Danışma Kurulu tavsiye edip Meclis aksi bir karar almadıkça söz yirmi dakikadır, yirmi dakikayla sınırlıdır." diyor. Aksi karar, sınırı kaldırma, üst sınırı kaldırma yönünde olabiliyor. Yapıyor muyuz bunu? Evet, yapıyoruz. Ne zaman yapıyoruz? Bütçe görüşmelerinde, önemli görüşmelerde yapıyoruz. Peki, aşağı indirebilir miyiz? Öyle olsaydı "Söz yirmi dakikadır, aksi karar almadıkça yirmi dakikadır." derdi, "Yirmi dakikayla sınırlıdır." demezdi. Ama parlamenterler, hatta hâkimler karar verirken bir çelişki yaşarsak nereye bakıyoruz? Tutanağa.

Bu madde ne zaman eklenmiş? 13 Şubat 1973 Salı günü. Bakın, elimde o Meclisin tutanakları var ve Demokrat Partili bir sayın milletvekili -Allah gani gani rahmet eylesin- 300 maddelik -o zaman temel kanun falan yok, sizin yaptığınız bu hızlı görüşmeler- kanun gelse yirmi dakika kâfi gelmez diye önerge veriyor. Anayasa Komisyonu Başkanı Cevdet Akçalı, "Haklı." diyor, önergeye katılıyor. Biri, itiraz ediyor -bugün Başkana arz ettim- "Ya bu yetki, söz süresini azaltma yönünde kullanılırsa..." diyor, diyorlar ki: "Hayır, artırma yönünde kullanılabilir. O yüzden biz bunu 'üst sınır' diye yazdık, sınırı kaldırma yetkisi var, aşağı indirme yetkisi yok." Yani eğer metin açık değilse tutanağa gidiyoruz ya, ben doğmadan iki yıl önce bu işi, bu yüce çatı altında konuşmuşlar ve bunu netleştirmişler. Sayın Başkan, sizin için bunun kıymetli bir belge olduğunu düşünüyorum.

Peki, bunu işleme alırsanız ne olur? Siz diyorsunuz ki sabahki konuşmada: "Ben Anayasa Mahkemesi değilim. Anayasa Mahkemesine gidersiniz." Peki, böyle bir şey yapılmış mı? Bu kadarına kimse cesaret etmemiş, İç Tüzük'ü grup önerisiyle değiştirme çılgınlığına kimse tevessül etmemiş ama İç Tüzük'ü değiştirerek yapmış. Kim yapmış? Üçlü koalisyon Hükûmeti, Sayın Ecevit'in başkanlığında, İç Tüzük'ü değiştirip uluslararası anlaşmaların süresini yirmiden aşağıya, ona indirmiş, beşe indirmiş. Anayasa Mahkemesine gidilmiş. Kim gitmiş? Tanıdıklarınız gitmiş. Ne karar verilmiş? Anayasa Mahkemesi -bu kadar uzun kararında- demiş ki: "'Maddeler üzerinde siyasi parti grupları, hükûmet ve komisyona beşer dakika süreyle söz verilir.' denilerek bunlarla ilgili daha önce on dakika olan konuşma süresinin beş dakikaya indirildiği anlaşılıyor. Konunun yeterince müzakere edilmesi, anlaşılması -falan filan- uygun değil." deyip bozmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika süre ekliyorum, lütfen toparlayın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - "Makul sürede olabilir." demiş.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bakın, İç Tüzük değişikliği yapsanız dahi Anayasa Mahkemesinin geçmişte olumsuz yönde kararı var. Siz, İç Tüzük değişikliği yapmak yerine grup önerisi getiriyorsunuz ve getirdiğiniz grup önerisiyle İç Tüzük'ü değiştirmeye çalışıyorsunuz. Bu, Anayasa'ya aykırı kanun yapmak, kanuna aykırı yönetmelik çıkarmak kadar temel bir hukuk normuna aykırıdır ve yapıldığında bir tek niyet var. Sayın Başkana bugün sordum: Yirmi dakikayı beş dakikaya indiriyor ya, tut "Sıfır dakikaya indirdim." dedi, direkt oylamaya... "Olmaz öyle şey efendim, kabul etmem; o zaman, getirmem o önergeyi." dedi. Yahu, yirmiyi beşe indirtirsen beşi hiçe indirtecekleri zaman nasıl itiraz edeceksin? Yirmiden beşe inmek ne kadar hukuksuzsa hiçe inmek de o kadar hukuksuzdur. Burada yapılmaya çalışılan meseleyle, bir padişahın tatil etme yetkisinin olduğu tek adam rejimlerinin göstermelik meclisine dönüştürürsünüz burayı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Meclisler, kendiliğinden toplanma ilkesiyle ve kapılarının halka açılma ilkesiyle demokrasi meclisi olurlar. Aksi durum, meşrutiyet meclisidir; aksi durum, göstermelik meclistir. Bu Meclisi, bugün, bir göstermelik meclise, tek adamın açıp kapattığı, istediği zaman konuşturup istediği zaman susturduğu bir meclise dönüştürmeyin. Eğer dönüşmesine izin verirseniz bu, İç Tüzük, Anayasa, demokrasi ve siyasi ahlak ihlalidir. Buna direnmeye devam edeceğiz. Bu tutumunuzu kınıyoruz, reddediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

Yalnız, bilgi dağarcığınıza bir eklenti yapmak isterim. Cevdet Akçalı Bey değerli bir dostumdu, Allah gani gani rahmet eylesin. Avrupa Parlamentosunda şeref üyeliği yaparak -Abdullah Gül Bey, o- devamlı Türkiye'yi temsil etmişti. İyi bir hukukçuydu ve hatta, "Kifayetimüzakere verme hakkı, bitsin diye değil, bittiğini kabul edenler olacak ki kifayetimüzakere olsun." demiş bir kişiydi. Bendeniz o zaman grup başkan vekiliyim, beş partiyiz ve biz o toplantılarda müddeti aşağı çeken bir kararı beraber verdik. Yani "Müddetler aşağı çekilmez." beyanınız, biraz daha tetkike muhtaçtır, onu ifade etmek istiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Nasıl olacak Sayın Başkan?

BAŞKAN - Evet, çekilir, emsali var. Ben bizzat kendim imza ettim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Nerede yaptınız?

BAŞKAN - Beş parti birlikte Meclis Başkanlığında imzaladık efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır, Sayın Başkan...

BAŞKAN - Hayır, siz, Cevdet Bey'den misal verdiniz, ben de Cevdet Bey'le olan durumu aynen size aktarıyorum. Bunlar zabıtlara geçiyor, yanlış anlaşılma olmasın. Aşağı da inebilir, yukarı da çıkabilir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır.

Sayın Başkan, aşağı inemeyeceğini İç Tüzük'ü yaparken tutanağa geçirmişler, değiştirmeyle ilgili önergeyi vermişler, kabul etmişler.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - "Makul süre var." diyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Makul süre meselesi, Anayasa Mahkemesinin kararında çok başka bir bağlamda söyleniyor.

Sayın Başkan, elinizi vicdanınıza koyun. DSP, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, uluslararası anlaşmalarda yirmi dakikayı "beş dakika" diye indirmiş. Ahmet İyimaya kalkmış, gitmiş Anayasa Mahkemesine "Olmaz bu." demiş. Size söylediklerimin 30 katı argüman ileri sürüyor Ahmet İyimaya ile Mehmet Ali Şahin ve 115 milletvekili ve iptal kararı alıyorlar. Bu nasıl bir çelişkidir? Bunu nasıl savunursunuz? Kaldı ki o bir İç Tüzük değişikliği, burada grup önerisiyle yapıyorsunuz bunu.

Sayın Başkan, konjonktürel davranmayın. Bugün hukukun yanında durursanız, Meclis Başkanının tarafsızlığının ve Meclisin bağımsızlığının yanında durursanız 15 Temmuz akşamı yaptığınız duruşla bu uyuşur; aksi durum şöyle olur: Darbeyi bize karşı başkası yapıyorsa karşı olalım, birbirimize demokrasi öpücüğü verelim; bizim çocuklar yapıyorsa oturalım, kolaylaştıralım. Bu, doğru değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, böyle bir usul yok.

BAŞKAN - Özgür Bey, karşılıklı bir diyalog tarzında bunu devam ettirmek istemem çünkü ben de burada idare ederken kendimi ilgilendirmeyen hususlarda fikir beyanını İç Tüzük'e göre yerine getirmem ama biiznillah, hesap gününü bilen bir insanım. Benim yapacağım, adil idaredir; ben ona göre gidiyorum. O hususta eminim, müsterihim ama kulum, hata edebilirim fakat ana görüşüm budur.

Yine, o akşamın silah arkadaşıyız, o ruhu devam ettirelim, 7 Ağustosu devam ettirelim.

Teşekkür ediyorum.