GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:86
Tarih:17.04.2018

HALUK PEKŞEN (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yani Türkiye'nin siyasi tarihine AK PARTİ'nin düştüğü notları saymaya kalksak benim ömrüm vefa etmez ama en önemlilerinden birkaç tanesinden bahsedeyim şimdi.

Biliyorsunuz, Bozburun diye bir yerimiz var, beldemiz var. Bozburun'da bir tane dikili ağaç yok hatta bir tane ot bitmemiş ama ormanlık olmuş orası. Orman yapma konusunda bu yeteneğiniz bir tek Bozburun'la sınırlı değil; mesela, İstanbul'da bizim Fadime teyzenin tarlası, patates tarlası da orman olmuş. Fadime teyze tapusunu almış, idareye koşmuş "Ya, bu benim dededen beri gelen tapulu arazim kardeşim, ne ormanı? Burası yıllardır patates ektiğim tarla." demiş ama Orman Bakanı "Orman kadastrosu geçti kardeşim, geçmiş olsun." demiş. Fadime teyzenin patates tarlası orman diye... Fadime teyze mahkemeye gitmiş, davayı kazanmış, davayı kazanınca Yargıtaya gelmiş, Yargıtay bozmuş. Fadime teyze Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "Yahu, patates tarlasından orman olur mu? Böyle bir şey olabilir mi, bunu nasıl uydurdunuz?" demiş ve bozmuş. Ama bu defa, Orman Bakanlığı bir daha yönetmelik değişikliği yapmış, Fadime teyzenin tarlasına kafayı takmış. Fadime teyzenin tarlasını tapulamış kendi adına ama dava açmış "Burası ormandır." diye. Şimdi bilirkişiler orada mikroskopla ot arıyorlar, patates de dikemiyor artık Fadime teyze, otları bulurlarsa orman olacak.

Bitmemiş, hele benim memleketim Karadeniz'de fındık bahçelerinin tamamını orman yapmışlar. Öyle bir orman yapmışlar ki... Vatandaşa "Burası orman değil, satıyoruz." demişler. Kim? Hazine. "Ormana ait yer değil, orman vasfını kaybetti, burası satılıktır." Vatandaş gelmiş, ihaleye girmiş, almış, üzerine fındık ağaçları dikmiş. Sonra Orman gelmiş, demiş ki "Kadastro yaptık, burayı orman yazıyoruz." "E, tamam, benim satın aldığım parayı bana verin, alın orman olsun. O zaman, madem değiştirdiniz görüşünüzü, değiştiriyorsanız verin paramı, alın." Demişler ki "Yok, orman dedik buraya, para yok." Vatandaşın tapulu arazisini almışlar, orman diye bir daha tescil ettirmişler. Arkadaşlar, gerçekten, insanlık tarihinde orman yetiştirme konusunda bunun bir başka örneği daha yok. Hani diyorlar ya, o kocaman kocaman billboardlara resimler koyuyorlar "Şu kadar orman yaptık, bu kadar orman yaptık." diye, ormanlar böyle işte. Patates tarlalarını orman diye tapuladılar. Mısır tarlalarını Adana'da, Osmaniye'de orman diye tapuladılar. Karadeniz'in fındık bahçelerini orman diye tapuladılar ama gerçekte hiçbiri orman değil.

Öyle bir yöntem bulmuşlar ki müthiş. Şimdi, bakın, Trabzon'da yol geçirecekler, kamulaştırma kararı alması gerekiyor, vatandaşın yerini kamulaştırmak gerekiyor. Ama yöntemi bulmuşlar, niye vatandaşa para versinler? Nasıl olsa vatandaşa veriyorlar coşkuyu, reis oradan anlatıyor, vatandaş oyları veriyor, o zaman sorun yok, gayet iyi gidiyorlar. Diyorlar ki "Vatandaşın elinden araziyi bedava almanın yöntemini bulduk." Nasıl? "Ya, oraya İmar Kanunu'nun 18'inci maddesini uygularız, yüzde 40'ını bedavadan alır götürürüz." Şimdi Trabzon'da AK PARTİ'ye oy vermiş benim güzel hemşehrilerim feryat figan beni arıyorlar, diyorlar ki "Haluk Bey, bizim bütün fındık bahçelerine '18'inci madde' diye bir uygulama getirdiler, hepsine el koydular, hepsini 18'inci maddenin uygulanması kapsamında kamulaştırmasız elimizden alıyorlar." Bir tek orada almıyorlar ki... Sayın Cumhurbaşkanı Karadeniz gezisinde diyor ki: "Ayder'i beton yığınına çevirdik." Ya Uzungöl nasıl ya da -Sayın Bakanın eseri- Çamburnu ne hâle geldi? Çamburnu'nu Sayın Bakanla gidip gezmek istedim. Ben birkaç kez davet ettim "Gelin, şu Çamburnu'nda eserinizi bir görün ya! Oranın kurdelesini beraber bir keselim. Eğer vicdanınız o kurdeleyi kesmeye el verecekse ben hazırım Sayın Bakan." dedim ama maalesef, öyle olmadı.

"Uzungöl" diye bir yerimiz var bizim, eskiden kırmızı pullu alabalıklarıyla ünlüydü, emin olun, şu anda kurbağalar bile yaşamıyor gölün içerisinde. Eser bu. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Çevre Bakanlığı garibanın, yoksulun, vatandaşın derdiyle hiçbir şekilde meşgul değil. Bakın, neyle meşguller? Gökova'da 21.618 hektar, benim sevgili vatandaşlarım anlasın diye bir örnekle anlatayım, 27 bin tane futbol sahası büyüklüğündeki orman alanı şimdi turizme, imara açıldı. İşte bu, eser bu. Bunun için Varlık Fonu kuruldu. Varlık Fonu'nun içerisine bunlar konuldu ve oradan kim bilir hangi ülkelerden, hangi finansman destekleri alınacak ve vatandaş, maalesef, boynuna takılmış olan o faiz sarmalı içerisinde elektrik parası, su parası, gaz parası ödemeye devam edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Başkan, toparlayayım izin verirseniz.

Bugün hoşgörünüz çok yüksek, ben beş dakika rica ediyorum.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

HALUK PEKŞEN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Bu hafta sonu, dün Osmaniye'deydim. Geçen hafta burada Sayın Bakana sordum, cevap vermedi, şimdi bir kez daha soracağım, umuyorum cevap verecektir: Osmaniye'nin "Düziçi" adında bir ilçesi var, "Çamiçi" diye de bir köyü var. Yaz aylarında köyün nüfusu 2 bine çıkıyor. Köyün insanları Çamiçi'nin hemen yanından akan bir dereden hortum bağlamışlar evlerine, su almışlar. Gelmiş belediye, o sulara bir de sayaç bağlamış, dereden aldıkları sulara ama tahlil yaptırmışlar, su içilemez nitelikte. Yani suyu içen insanların para ödediklerini de düşünürseniz içilmeyen ve içilemeyecek olan bir suyu içirip ondan sonra burada siyaset yapıyoruz. Asrın partisi asrın hizmetini yapmış ama vatandaşına dere suyu içirmiş. Karadeniz Bölgesi'nde durum aynı, Akdeniz'de aynı, memleketin her tarafında aynı.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)