| Konu: | CHP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 100 |
| Tarih: | 16.05.2018 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce yerimizden söz aldığımızda da ifade etmiştik, dün Filistin Büyükelçisi Sayın Fayed Mustafa'yı ziyaretimizde ve sonrasında da ifade ettik, Filistin'de 60 can, 60 Filistin vatandaşı hayatını kaybetti. Üçlü bir cinayete kurban gittiler, üç cinayet birden işlendi Filistin'de. Birincisi fiilî cinayetti, hayatlarını kaybettiler. İkincisi hukuki bir cinayetti, Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası hukuku, uluslararası örgütleri ve o örgütlerin ürettiği hukuku hiçe saydığı bir hukuk cinayetiyle karşı karşıyayız. Üçüncüsü de bir siyasi cinayet söz konusu Filistin'de, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, Kudüs'ün tarihini, Kudüs'ün tarihî statüsünü, Kudüs'ün tüm inançlar için önemini ve Filistin'in uluslararası camiada tanınan egemenlik haklarını hiçe sayan siyasi bir cinayet işlediler. Buna karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin ortak ve net bir tavır sergilemesi gerekiyordu. Bu konuda açıklamalarda, kınamalarda, meydan okumalarda, ses yükseltmelerde hiçbir sorun yok. Ama bir gerçekle karşı karşıyayız ve şimdi Meclisteki tüm siyasi partiler olarak bir gerçekle yüzleşeceğiz. Aslında dünkü bir grup önerisiyle ilgili biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu meselenin iç tüzüksel sorunundan bahsetmişti. Şimdi elimizde bir grup önerisi var. İsrail'in Mavi Marmara katliamından sonra kendilerine karşı ortaya koyduğumuz tavır ve 3 adet olmazsa olmazımız vardı, kırmızı çizgimiz: Bir, abluka tamamen ortadan kalkacaktı, abluka kalkmadı, artarak devam ediyor; ikincisi, hayatını kaybedenlere tazminat ödenecekti, İsrail 20 milyon dolar para yolladı ama anlaşmaya bu parayı İsrail devletinin bir lütuf olarak, yani bir tazminat değil, bir lütuf olarak yolladığını kayda geçirdiler; üçüncü olarak da, yine İsrail devleti ile Türkiye arasındaki önemli sorun alanlarından bir tanesinin çözülmesini bekliyorduk ama bu konuda da çok şaşırtacak bir durumla karşılaştık. "Özür dileyeceksiniz." demiştik, bir gün Sayın Recep Tayyip Erdoğan çıktı ve dedi ki: "Obama'yla yan yana oturuyordum, telefon geldi, Netanyahu ile Obama konuşurken Obama telefonu bana verdi, Netanyahu benden özür diledi." "Özür" dediğinizin uluslararası hukukta, uluslararası ilişkilerde bir zaptı, bir kaydı, bir mektubu olur. Özür dileme meselesi, çocuklar arasında bile bunu yapsanız derler ki "Meydanda işlenen kusurun tenhada özrü olmaz." Bütün dünyanın önünde ulusal onurumuz rencide edilecek, sonra "Telefonu verdiler, benden özür diledi." Bugün sorsan, İsrail böyle bir şeyi kabul etmiyor. Bu şartlar altında bir sözleşme getirildi ve Mavi Marmara mağdurlarının hukuki haklarını düşüren, İsrail'i 20 milyon lütuf ödeyerek aklayan paklayan, ilişkileri sıcaklaştıran, yumuşatan bir anlaşma. Gerçekten bugün geldiğimiz noktada... Hele hele Trump'la gidip el ele sıkışılıyor, Trump açıklıyor: "İlişkilerde tarihî zirvesindeyiz." Yayın organınız yazıyor: "Hiç olmadığı kadar yakınız." Bundan seksen bir gün sonra Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyor. Yahu, tarihte hiç olmadığınız kadar yakınsak nasıl böyle bir adımı atabiliyorlar? Bu samimiyetsiz, bu yalancı, bu ikiyüzlü tutumuna karşı bunlara niye haddini bildirmiyoruz?
İşte, şimdi şunu söylüyoruz, grup önerimiz şu: Yüz kere başka ihlaller yaptınız ama erken seçim kararında da Yetki Kanunu'nda da ne dediniz? "Kanun teklifi komisyonda kırk sekiz saat geçmeden görüşülsün." Kanun teklifi verdik arkadaşlar, komisyonda bekliyor, diyoruz ki bir an önce görüşülsün. Nedir? Mavi Marmara Anlaşması'nı Türkiye tek taraflı ve bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde feshetsin, bu Meclis bu anlaşmayı ortadan kaldırsın. (CHP sıralarından alkışlar) Yani çıkardığınız kanunu hep beraber iptal edelim. Bu konuda Meclise güveniyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisinin samimiyetini birazdan göreceğiz. Dün o olmadı, bu olmadı... Elinizi kaldırırsanız beşte Dışişleri Komisyonu toplanır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Başkanım, müsaade ederseniz...
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkanım.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu önergeyi kabul ederseniz saat beşte Dışişleri Komisyonu toplanır. Bizim kanun teklifimizin olması şart değil, birer tane de sizler verirsiniz, Komisyon birleştirir, Mavi Marmara Anlaşması iptal edilir. Her zaman yapıyorsunuz ya, kırk sekiz saat geçmeden Meclis gündemine alalım. Şimdi yapalım, tam zamanı, bugün akşam gelir, Mavi Marmara'yı bu ramazanın ilk günü akşamı, iftardan hemen sonra ellerinizi kaldırırken de büyük bir memnuniyet duyarak, torunlarınıza anlatacağınız bir iş yaparak iptal eder geçersiniz. Ama eğer bugün bu grup önerisine "hayır" oyu kullanırsanız o Komisyon toplanmayacak, bu Mecliste o anlaşmayı iptal etme imkânı olmayacak ve İsrail diyecek ki: "Tamam, 60 can aldım, yine yanıma kaldı. Türklere 20 milyon TL lütuf verdim, seslerini kestim. CHP, tarihsel tavrıyla uyumlu, Filistin meselesine sahip çıktı ama müttefikim beni yanıltmadı, bana sıkıntı çıkarmadı."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Hani, her zaman grup kararı, grup kararı; bu sefer Adalet ve Kalkınma Partisinden bir vicdan kararı bekliyoruz.
Bugün belki de son gün; belki de burada 316 milletvekilinin önemli bir kısmı olmayabilir ama bu son oylamada "Ben Mavi Marmara Anlaşması'nın iptal edilmesine el kaldırdım." demek önemli bir iştir. Ben torunlarıma bunu anlatırım; muhalefet partisi milletvekillerinin bu konuda hiçbir sıkıntısı olmadığını düşünüyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu bu tarihsel sınavla, vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)