| Konu: | Cumhurbaşkanlığının, Türkiye'nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye'deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye'nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye'nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekat ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Ayn |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 03.10.2018 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce Sayın Yılmaz'ı dinlerken, bölgede, Orta Doğu'da yaşananlarla ilgili bunun bir büyük proje olduğunu söyledi; doğru, biz de söylüyoruz. "Bu projenin taşeronları var, müellifleri var." dedi. Biz bu Orta Doğu'da yaşananları... Irak, Suriye, Kuzey Afrika vesair vesair vesair, bütün bu projelerin dünya kamuoyuna mal olmuş bir adı var: "Büyük Ortadoğu Projesi." Eş Başkanı da Erdoğan. Biraz böyle de bakmak yani "Taşeronu var, müellifi var, Eş Başkanı da var, mı acaba?" diye düşünmek lazım.
Efendim, öncelikle şunu söyleyeyim: 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra çıktınız... Yani benim buradaki bütün ithamlarım -burada eskiden Hükûmet sıraları vardı- Hükûmetle ilgilidir, AK PARTİ'li hiçbir sayın milletvekili hedefim değildir yani sözlerimin muhatabı değildir. Çıktı bu Hükûmet dedi ki: "FETÖ bizi kandırdı." İtiraf, samimi bir itiraf olarak alıyorum ben bunu; Allah affetsin, millet affetsin. Şimdi, korkarım -Sayın Çeviköz açıkladı- Soçi, Astana, Tahran buluşmalarından en son Soçi'de alınan karar gereği, Türkiye, 15 Ekimde İdlib'de ve Suriye'de, Suriye'nin kuzeyinde, dolayısıyla bizim güneyimizde yaşanan, yaşanacak vahim tablo karşısında da "Bu ılımlı cihatçılar bizi aldattı." diyecek bence.
Şimdi, siz, hatalar zincirine nerede başladınız, onu söyleyeyim. Siz, hatalar zincirine 27 Ağustos 2012 günü başladınız. Neydi? Biliyorsunuz, malum, Suriye krizinin miladı 2011'dir. 27 Ağustos 2012'de Cumhuriyet Halk Partisinin o dönemki Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş Hatay il sınırları içinde Apaydın Kampı'na gitmek istedi. Vali dedi ki: "Bütün kamplar senin." "Apaydın?" "Ora olmaz." Neden? Apaydın Kampı'nda kim vardı, oradakilerin elinde ne vardı, oturdukları sandıkların içinde ne vardı? Bir ülkede bir milletvekili bir kampa giremiyorsa o ülkede Hükûmet gayrimeşru iş yapıyor demektir zaten. Şimdi, biraz sonra fırsat bulduğum kadar değineceğim.
19/10/2016'da da Sayın Erdoğan muhtarlara hitap ediyor: "Dün akşam Putin beni aradı." Kanka ya bunlar. "Ya, bu Halep'teki El Nusracıları oradan bir çıkarın, orada bir bombalama işi var, şu var, bu var. Biz de Putin'i kırmadık, El Nusra'dan rica ettik." Erdoğan söylüyor. Nerede? 19/10/2016'da.
Değerli milletvekilleri, ben de iki yıl öncesinde Mecliste -hem burada hem basın toplantısında- "İdbib İdlib..." diye kıyamet kopardığımı biliyorum, tutanaklarda var. İki yıl önce dedim ki: "Asıl bela İdlib." Şimdi, İdlib... "Sizin" diyeceğim, olmuyor yani bu, sizin içinizden çıkan Hükûmetin dış politikadaki sıkışmışlığının cisimleşmiş hâlidir, tamam. Şimdi, orta yerde 3 milyon sağdan soldan gelmiş insan, bunların hepsi potansiyel mülteci ve bu 3 milyonun içinde minimum 100 bin eli kanlı terörist, radikal cihatçı unsurlar, şunlar bunlar ve bu İdlib'in yüzde 60'ını Heyet Tahrir el-Şam kontrol ediyor. Bu şu demek: Bu, Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan, AK PARTİ Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Başbakan Erdoğan Türkiye'nin dibinde bir El Kaide emirliği kurdu demek, kurulmasına sebep oldu demek. (CHP sıralarından alkışlar) Bu benim düşüncem, anlatacağım.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - El insaf ya!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, bölgede kim var? Arap var, Türk var, Türkmen var, Kürt var. Bunlar bölgenin asli unsurları. Bir bölgede, küçük bir yerde Uygur Türkleri de var biliyorum. Peki, bölgede Kafkasyalı Çeçen'in ne işi var? Avrupalı cihatçıların ne işi var? Bölgede Uygur Türklerinin, Çin'in Uygur bölgesinden gelen militanların ne işi var? Nereden geldi bunlar? Bir "Ne işleri var?"ı sormak lazım bir de bunların nereden bölgeye intikal ettiğini sormak lazım. Allah biliyor, herkes biliyor, bu bölgenin asli unsurlarının dışında orada savaşan bu savaşçıların, cihatçı teröristlerin, savaşanların, radikal cihatçıların yüzde 50 ve üstü de yabancı, oranın asli unsurları değil; Kafkasya'dan gelen Çeçen, Çin'in Uygur bölgesinden gelen Türkmen, Türk neyse, Avrupa'dan gelen değişik uluslara mensup insanlar. Bunlar buraya nereden geldi? Bunların da yüzde 70'i Türkiye üzerinden geldi. Peki, bunlar Türkiye üzerinden gidip El Kaide uzantılı Heyet Tahrir el-Şam örgütünün ya da bölgedeki diğer ılımlı ya da radikal cihatçı gruplara dâhil olurken bu Hükûmet, bundan önceki Hükûmet ne yapıyordu? Söyleyelim, muhtelif kamplarda bunlar eğitiliyor, donatılıyor, silah veriliyor, besleniyor, orada savaşanlar getiriliyor, yaraları sarılıyor yani menşeine bakmaksızın, kimle çatıştığına bakmaksızın. Arkadaşlar, bugün bölge kan gölüne döndüyse burada Türkiye Cumhuriyeti'nin geriye dönük Hükûmetlerinin ve mevcut, orta yerdeki yönetimin büyük kusuru var.
Şimdi, 15 Ekim önemli bir tarih. Sayın Büyükelçim, Genel Başkan Yardımcımız açıkladı. Soçi'de, Tahran'da, Astana'da o kadar vaatte bulundunuz ki. "O bizim işimiz." dediniz ya. "Ilımlı cihatçı ile radikal cihatçıyı biz ayırırız, hiç mesele değil kardeşim." Evet evet, onu Hükûmete sorun isterseniz, şimdi söyleyeceğim. Rusya Soçi'de en son Türkiye'nin taahhütlerini zabıt altına aldı mı, almadı mı? Size soramam, Hükûmet değilsiniz ama Hükûmet herhâlde Meclisi izliyordur. Dışişleri Bakanlığından, Bakandan geçtim, bir bürokrat desin ki: "Hayır, Rusya zabıt altına almadı." Bir taahhütte bulunduk Sayın Milletvekilim, hocam söyledi, dedik ki: "15-20 kilometre derinliğinde bir koridor, biz halledeceğiz. Silahsız, M4 ve M5 yollarını açacağız." Halledemezsen ne olacak? "Silah bırakacağım." diyen de yok; ılımlısı, radikali.
İSMET YILMAZ (Sivas) - Herkes "Bırakacağım." dedi.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ya, inşallah Sayın Bakanım, amin, amin. Biz silahtan arınmış bir bölge istiyoruz, kanın akmadığı bir bölge istiyoruz, bizim derdimiz de bu ama tablo çok öyle değil. Bu bakımdan, sizin yani onların, Hükûmetinizin yürüttüğü politika bölgedeki sorunun büyümesinin ana faktörlerinden biridir.
Sayın Yılmaz, şunu söylediniz: "Efendim, bu, dış güçlerin planları, projeleri." Doğrudur, elbette emperyal devletlerin bölgeye yönelik hesapları kitapları falan filan... Sorun 3 kiloysa bunun 1,5 kilosunun sorumlusu Sayın Erdoğan'dır.
İSMET YILMAZ (Sivas) - Doğru değil.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben öyle söylüyorum.
İSMET YILMAZ (Sivas) - Doğru değil.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Eğer zamanım olsa ispatlayacağım. Bak, 10 sayfa notum var, daha 2 sayfa konuşmuşum.
İSMAİL TAMER (Kayseri) - Sayın Altay, yanlış söylüyorsun.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Efendim, siz gelin aksini...
Şimdi, çok önemli olduğu için, Sayın Yılmaz "12 gözetleme noktasında askerimiz var." dedi. Peki, 12 gözetleme noktasındaki askerimizin... Milletçe bu vatan için, bağımsızlık için hepimiz ölmeye hazırız, orada bir mesele yok. Asker de gereğinde savaşır, ülkenin ulusal güvenliği için ölebilir, Allah esirgesin. Peki, göz göre göre, körü körüne askeri sıfır güvenlikli bir bölgede "Gözetleme kulesi kurdum." deyip -ki 12 gözetleme noktasında binin üstünde askerimiz orada- açık hedef yapmak ne savaş stratejilerinde var ne de Allah'tan reva değil.
İSMET YILMAZ (Sivas) - İran'ın da var, Rusya'nın da var.
ENGİN ALTAY (Devamla) - O askerimizin burnunun kılına zarar geldiğinde size bir şey olmuyor. Siz gidiyorsunuz şehit ailesine bir bayrak veriyorsunuz, "Vatan sağ olsun." falan filan, "Şehitler ölmez vatan bölünmez." Bir de askerin anasına...
Kardeşim, biz diyoruz ki: Bu gözetleme noktaları yerine daha sınır bölgelerinde daha kuvvetli tedbir alma imkânı yok mu? Var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben başka bir yere...
İSMAİL TAMER (Kayseri) - Türk askerini hedef mi gösteriyorsunuz orada ya, hedef mi gösteriyorsunuz?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu askerlerin hava desteği, askerlerimizin güvenliğine yönelik hava koridoru senin inisiyatifinde midir, senin inisiyatifinde midir? Bunların güvenliği, hava koridoru inisiyatifi Türkiye'nin ise eyvallah, gel hep gidelim orada duralım. Yok böyle bir şey. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - O zaman son cümlemi söyleyeyim Başkanım. Son cümlem de şu...
BAŞKAN - Öyle bir intikal olmuyor sürelerde.
Teşekkür ederiz.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şöyle bitirelim.
BAŞKAN - Bitti değil mi, mikrofon kapandı diye hatırlıyorum.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Mikrofon kapalı ama ben tutanaklara geçmesi için...
Şimdi, ya, Sayın Başkan, Sayın Yılmaz iki buçuk dakika konuştu hiç uyarmadınız, bu AK PARTİ aidiyetinizden orada otururken biraz arınmanız lazım. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Biraz daha Meclis Başkan Vekili olun Sayın Başkan. AK PARTİ Grubunu yönetmiyorsunuz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Altay, siz bana dönüp ilave süre istediniz, ben ona cevaben konuştum. Zaten konuşuyorsunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, AK PARTİ Grubunu yönetmiyorsunuz, Meclisi yönetiyorsunuz, lütfen, bir kere daha hatırlatmak istiyorum.
BAŞKAN - Şahsi görüşünüz. 600 arkadaşımız var burada.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, Sayın Erdoğan'ın şu hayalden vazgeçmesi... Suriye rejimini değiştirme hayaliyle kan akmasına, daha fazla kan akmasına sebep olacak iş ve işlemlerden uzak durmak lazım ki sizin tezkereniz zaten ne diyor? "Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğü" diyor. "Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğü" diyorsunuz, Şam yönetimini de devirmek istiyorsunuz. Bir ülkenin merkezî yönetimini devirerek oranın toprak bütünlüğünü sağlayamazsınız. Sağlasanız sağlasanız o ülkeyi 16 parçaya bölmeye hizmet edersiniz. Buna rağmen Sayın Çeviköz söyledi, ulusal güvenliğimiz söz konusu olduğunda, askerimizin, polisimizin, Mehmetçik'in kanı, canı söz konusu olduğunda sizin bütün yanlışlarınıza rağmen yani onların bütün yanlışlarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı bellidir. Ulusal güvenlik söz konusu olduğunda tavrımız bellidir. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altay.