| Konu: | Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 16 |
| Tarih: | 13.11.2018 |
MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu yasa tasarısı, önümüze "sağlıkta şiddet yasası" olarak getirildi, öyle tanımlandı ama aslına bakarsanız bu yasa, "sağlıkta şiddet yasası" olarak tanımlanmayı asla hak etmiyor. Neden? Çünkü, toplamda baktığınız zaman 44 maddeden oluşuyor, ancak sadece ve sadece 1 maddesi, sağlıkta şiddeti önlemeye dönükmüş gibi görünüyor. Aslında dönükmüş gibi görünüyor çünkü gerçekte yapılan şeyin sağlıkta şiddeti önlemeye dönük olmadığını hepimiz biliyoruz.
Komisyon çalışmalarında, bu teklifi getirenlere aynen şunu söyledim: Bu teklif öylesine eksik bir teklif ki sağlıkta şiddetin azaltılmasına dönük olarak sağlık emekçilerinin ve ülkemizin, milletimizin istediği, beklediği, talep ettiği hiçbir unsuru taşımadığı için lütfen bunu geri çekin. Yani hiç olmazsa böyle yanlış, böyle eksik bir düzenleme yapacağınıza hiç yapmayın ve insanların aklıyla da, onuruyla da meslek ahlaklarıyla da alay etmemiş olun. Gerçekten de Komisyon çalışmalarında bir miktar sağlıkta şiddetle ilgili düzelme olmuşsa da yine de sağlık emekçilerinin beklediği oranda bir değişiklik yok.
Sağlık alanında her gün şiddete maruz kalıyor sağlık emekçileri. 12 doktor görevi başında, hekimlik yaptığı için katledildi Türkiye'de ve saat başı Türkiye'de 1 doktor, hasta veya hasta yakınları tarafından darbedilirken biz Meclis olarak bu konuya anlamlı, etkili bir çözüm üretebilmiş değiliz. Aslına bakarsanız bunun ciddi bir sorun olduğunu, bir an evvel çözülmesi gerektiğini Hükûmet de biliyor, Parlamentonun bütün aktörleri, bütün parti grupları biliyorlar. 2013'te o zamanki sağlıkta şiddet sorunu iyice ayyuka çıktığı zaman Mecliste bir komisyon kurulmuştu ve bu komisyon çok ciddi çalışmıştı, bir rapor üretmişti. Ve o raporda sağlıkta şiddetin önlenmesine dönük yapılması gerekenler ayrıntısıyla yazılmıştı. Sağlıkta şiddeti sadece bir yasa metniyle düzeltemeyeceğinizi, sağlık alanını bir bütün olarak değerlendirmeniz gerektiğini, hastaların sağlıklı, nitelikli, kaliteli bir sağlık hizmetine olgun koşullarla ulaşmasının sağlıkta şiddetin azaltılmasının temel, asgari şartı olduğunu söylemişti ama bunu duyan olmadı. Şimdi, gelinen noktada sağlık emekçileri ciddi, tutarlı ve gerçekten sağlıkçılara yapılacak şiddeti önleyecek, aklı başında yasalar talep etmektedirler ve buradaki o tek madde, hiçbir şekilde sağlık emekçilerinin de halkımızın da beklentilerini karşılamamaktadır.
Değerli arkadaşlar, bu yasa teklifinin ilgiyle izlenmesinin, dikkatle izlenmesinin ve Türkiye'nin son bir haftadır gündeminde olmasının bir diğer temel noktası da meşhur 5'inci madde. Meşhur 5'inci madde neydi? Sonuç olarak, terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı, bir şekliyle ilişkilendirilmiş olan kişilerin çalışma haklarının fiilen ellerinden alınmasıydı.
"Özelde çalışılabilir." diyor ama aslında bakarsanız Türkiye'de sağlık hizmetinin yüzde 99 oranında alıcısı, Sosyal Güvenlik Kurumudur. Dolayısıyla, bu yapılan şey aslında bir işsizlikti, işinden men etmeydi.
Peki, devletin buna hakkı var mı? Asla yok çünkü zaten eğer anayasal suçlar işlenmişse yani bir hekimin -FETÖ olur, başka bir terör örgütü olur- anayasal bir suç işlemişse, eğer bununla ilgili bir yargı kararı var ise zaten hekimlik yapma olanağı yok, bizim kanunlarımız zaten buna engel oluyor. Ama siz, yargı kararı olmaksızın kimin hazırladığı, kimin yaptığı, hangi ölçütleri kullandığı belli olmaksızın "FETÖ'yle veya bir başka terör örgütüyle mücadele ediyorum." görüntüsü altında insanları böylesine işsizliğe, açlığa mahkûm ederseniz ağır bir vebale girersiniz, bununla da kalmazsınız, hukuk devletini temelinden sarsmış olursunuz.
Gerçi Komisyon çalışmalarında bu noktada belirli bir olgunlaşmanın olduğunu görüyoruz. Hâlâ ülkemizde toplumumuzun talep ettiği "Bir an evvel bu yasa olgunlaştırılsın, hukukun evrensel ilkelerine de bizim Anayasa'mızın, Anayasa Mahkememizin koyduğu ölçütlere de ve hukuk devletinin ruhuna da uygun eşitlikçi bir yasa hâline getirilsin." beklentimiz var. Bu çalışmaların yürütüldüğünü büyük bir mutlulukla görüyorum.
Aslına bakarsanız bu teklifteki birçok madde, bizim de diğer muhalefet partilerinin de ve AKP Grubunun da katkılarıyla ya geri çekildi ya da olgunlaştırıldı. Aslında bunun için AKP Grubuna da bir teşekkür etmekte de yarar görüyorum. Ama değerli arkadaşlar, 5'inci madde açısından baktığımız zaman hâlâ gideceğimiz bir yol var, şu hâliyle 5'inci madde kabul edilebilir değildir ve şu hâliyle de haksız hukuksuz ve "iltisak", "irtibat" gibi kimsenin anlamadığı, kimsenin bilmediği ölçütlerle insanların açlığa mahkûm edilmesi asla ve asla kabul edilemez.
Bir diğer nokta, güvenlik soruşturması. Bakınız, güvenlik soruşturması aslında bizim 657 sayılı Kanun'umuzda çok açık. Evet, bir devletin tabii ki istihbaratına, güvenlik örgütüne, polisine, askerine veya kritik bilgileri elinde bulunduran, bilen, araştıran kurumlarına elbette ki olağanın üstünde bir değerlendirme yapma ihtiyacı vardır ve bu ihtiyaç anlaşılabilirdir. Ama mesleğe yeni başlayacak bir hekime "Güvenlik soruşturması yaptım ben sana ve senin hekimlik yapmanı uygun görmüyorum." demek, aslında bakarsanız onu mesleğinden menetmektir. Çünkü hekimler, okullarını bitirdikleri anda, çok büyük oranda, ihtisas yapmak üzere kendilerini hazırlamışlardır, mesleklerine kendilerini hazırlamışlardır, bir an evvel sağlık ocaklarına gidip birinci derece sağlık hizmetini verip hastalarıyla buluşmak, hastalarına şifa dağıtmak üzere kendilerini motive etmişlerdir. Şimdi bu kişilere ne olduğu belli olmayan, kimin yaptığı belli olmayan, hangi ölçütleri kullandığı belli olmayan bir sorgulama sonucunda "Sen güvenlik soruşturmasından geçemedin, dolayısıyla doktor olamazsın, kamuda çalışamazsın." demek, çok büyük bir haksızlıktır.
Bakın, her zaman söylediğimiz, terör örgütleriyle mücadele edeceksiniz, elbette edeceksiniz. Biz zaten terör örgütleriyle mücadelede Hükûmetin her zaman yanında olduk, her zaman istenen desteği verdik ama terör örgütleriyle mücadele etmenin biricik yolu, biricik sınırı hukuktur. Hukukun dışına çıkarsanız terör örgütünden de bir farkınız kalmaz. Zaten bugün, aslında, FETÖ'yle mücadelenin zaman zaman göstermelik olduğu, zaman zaman aksadığı, zaman zaman FETÖ borsalarının kurulduğu -bakın, bu kelime bana ait değil, AKP Grubundan bir milletvekiline ait- parası olanın kurtulduğu, parası olmayanın, tutuklandığı, parası olmayanın, mesleğine başlatılmadığı ama para karşılığında bütün soruşturmalardan azat edildiği Türkiye'nin bir gerçeğidir.
Bakınız, siyasi ayak orada duruyorken dokunulmamış, onun dışında, ciddi bir yargılama yapılmamış, yargılama süreçleri uzatılmış, FETÖ'nün delillendirilmesinde, terör örgütünün büyütülmesindeki o delillendirilmesinde etkili çalışmalar yapılmamış, bugün bunların hiçbiri yokken bir kılıç gibi kamu çalışanlarının ve sağlık çalışanlarının önünde tutuyorsunuz ve böylelikle de insanları, doktorları çalışma hakkından menetmiş oluyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, sürem kısalırken bu kanun teklifiyle ilgili çok önemsediğim bir noktaya daha değinmek isterim. Bakın, Komisyon çalışmaları etkili yapılmadı. Gerçi, daha önceki dönemlere baktığımız zaman, Komisyon çalışmaları sırasında da Genel Kurul çalışmaları sırasında da bütün milletvekillerinin ve grup başkan vekillerinin ve elbette Komisyon Başkanının olumlu katkılarıyla bu yasa teklifi olgunlaştırıldı -biraz önce teşekkür ettim- ama çok daha fazlası yapılabilirdi. Mesela, organ nakliyle ilgili 2 madde var. "Bu maddeler için kimden görüş aldınız?" dediğimiz zaman hiçbir cevap alamıyoruz. Oysa Türkiye'nin yüz akı bilim adamları, yüz akı merkezleri var, onlardan görüş alınmamıştır. Mesela, Türkiye'nin organ turizmine dönük bir yasaklamasının Türk hukukunda olmaması bir eksikliktir. Aynen organı saklayan, alan, ticaretini yapanın suçlanması gibi, organ turizmi de mutlaka bu yasanın içine dercedilmeliydi değerli arkadaşlar.
Tabii, sürem bittiği için devam edemiyorum ama burada yapılması gereken, ülkenin beklediği, doktorların beklediği, şiddetin olmadığı, sağlık alanının barış içerisinde yaşatıldığı, herkesin nitelikli, kaliteli, ulaşılabilir sağlık hizmetine ulaştığı ve çok daha önemlisi, gencecik doktorların çalışma hakkının gasbedilmediği, onların da sağlıklı bir biçimde, sağlıklı bir ortamda nitelikli bir sağlık hizmeti vermek üzere görevlerinin başında olduğu, hastalarına şifa dağıttığı bir Türkiye'yi hep beraber kurmayı umuyorum ve bunun için de bu teklifte hâlâ eksiklik vardır, hâlâ yol yakındır. Özellikle 5'inci maddede de herkesi olgun bir şekilde bu teklife katkı vermeye davet ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)