GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 84'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:26
Tarih:05.12.2018

LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 84'üncü yıl dönümü. Bugün, özellikle ben de kadın politikalarından sorumlu bir Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda, seçilmiş bir milletvekili olarak bir şeyler söylemek istiyorum.

Hepimiz Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını nasıl verdiğinin tarihçesini çok iyi biliyoruz ama isterseniz, biraz o tarihi tekrar anımsayalım: Daha önce İsviçre'de bile kadına seçme ve seçilme hakkı tanınmamışken, hatta, hele hele Türkiye'de bir kadının nüfus sayımında bile yeri yokken Türk kadınına böyle bir seçme ve seçilme hakkının tanınması gerçekten dünyada da önemli bir takdir kazanmıştır. Yani sadece biz değil, bütün dünya takdir etmiştir.

Yine hepimizin bildiği tarihî bir yaşanmışlık var, birlikte tekrar hatırlayıp isterseniz yâd edelim: Bakın, uzakta değil, hemen yakınımızda, Kazan ilçesinde, Kahramankazan'da bir Satı Kadın yaşardı ve Satı Kadın orada muhtardı. Yine, muhtar olabilme hakkını, Mustafa Kemal Atatürk'ün önce belediyeler ve muhtarlık konusunda seçme ve seçilme hakkını Türk kadınına tanımasıyla sağlamıştı. Satı Kadın 1890 doğumluydu ve de eşi gaziydi, savaşın acı yıllarında çok büyük çileler çekmişti. Bir gün Mustafa Kemal Atatürk Kızılcahamam'a giderken Kazan'da mola verir ve onu karşılayan halkın en önünde de Muhtar Satı Kadın yer alır ve kendisine bir bardak ayran uzatır, Mustafa Kemal Atatürk ayranı içer ve Satı Kadın'a doğum tarihini sorar, Satı Kadın şöyle cevap verir, der ki: "19 Mayıs 1919 Paşam. Daha önce yaşamıyordum ki zaten." Mustafa Kemal Atatürk der ki Satı Kadın'a ve çevresindekilere: "İşte milletvekili olacak kadın budur." Yani Türk kadınının seçme ve seçilme hikâyesi, milletvekili olabilme hikâyesi aslında burada başlar. Bir kere daha yâd ediyoruz, minnetle anıyoruz kendisini.

Bizler şu anda burada kadın vekiller olarak bulunuyorsak ve ben bu kürsüde konuşma hakkını elde etmişsem bunu Mustafa Kemal Atatürk'e borçlu olduğumu tabii ki biliyorum.

Tabii ki her zaman söylediğimiz bir şey var: Daha çok kadın vekil olsun, daha çok kadın belediye başkanı olsun, daha çok kadın belediye meclis üyesi olsun, daha çok kadın muhtar olsun, daha çok kadın temsili istiyoruz; bunları söylemeye de devam edeceğiz. Ama önemli bir konu daha var, o da şu: Kadınların sadece niceliksel katılımı değil yani sayısı değil önemli olan, kararlara katılımı yani niceliksel değil, kadınların nitelikli olarak kararlara katılımı. Kadınlar kararlara katılmak zorunda, bütün kadınların kararlara katıldığı yönetimlerin olması son derece zorunlu.

Şimdi, bazı sorumluluklarımızın olduğunu da burada hatırlatmak istiyorum. Bizim, Mustafa Kemal Atatürk'e, bizi seçen ve buraya gönderen vatandaşlarımıza büyük sorumluluklarımız var ama her şeyden önce, toplumun yararına ve asla sorumluluklardan kaçmadan, siyasi kaygı taşımadan bazı konular üzerinde önemle durarak çalışmak ve desteklemek zorundayız. Bu sorumluluklarımızı unutmamamız gerekiyor.

Yine, siyasi amaçlarla ve çekincelerle doğru bildiğimiz konularda fikrimizi söylemek ve hele hele siyasetüstü olarak bildiğimiz bazı konularda parti çıkarı gözetmeden karar vermek ve kararlara katılım son derece önemlidir. Bunun altını bir kez daha sorumluluğumuz açısından çizmek isterim. Kadınlar Mecliste bu sorumluluk ve bilinçle kararlara katılmalılar ve oy kullanmalılar yani kimsenin yönlendirmesiyle değil.

Türkiye'nin bazı sorunlarını birlikte hatırlayalım. On beş yılda 14.293 kadın cinayeti işlenmişse, sadece 2018 yılında hatta sadece ilk on ayda 344 kadın öldürülmüş, 242 kadın cinsel saldırıya maruz kalmışsa, kadınların işsizlik oranı erkeklerden kat kat yüksekse; okuma yazma bilmeyen kadın sayısı hâlen çok astronomik rakamlardaysa, ülkemizde 2 milyon 482 bin küsur okuryazar olmayan nüfustan 2 milyon küsuru sadece kadınsa; kadına bakış açısı ve kadın kimliği konusunda hâlen konuşuyorsak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Sayın Başkan, biraz süre alabilir miyim?

BAŞKAN - Devam edin Sayın Karabıyık.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

...üniversitelerde hâlen mağdur kadın akademisyenler varsa, hâlâ çocuk gelinler ve zorla evlendirmeler varsa ve sayamayacağım daha bir sürü olumsuzluk varsa işte Mecliste bizler bu sorunlara öncelikle çözüm üretmeliyiz; bizlerin asıl sorumluluğu budur. Bunun bir kez daha altını çizmek istiyorum.

Sözlerime son verirken unutmayalım ki Türk kadını çağdaş uygarlık seviyesine Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'le geldi ve hiç kimsenin gücü cumhuriyeti, cumhuriyetin değerlerini ve Türk kadınına verdiği önemi yok edemeyecek. Bizler Mustafa Kemal Atatürk sayesinde birçok ülkeden daha önce elde ettiğimiz seçme ve seçilme hakkıyla siyasal alanda etkinliğimizi artırarak daha güçlü aydınlık yarınlar için öncü olmaya devam edeceğiz.

Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 84'üncü yıl dönümünü ve Dünya Kadın Hakları Günü'nü bir kez daha bu duygularımla, en içten dileklerimle kutluyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkürler. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)