GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dilediğine, yürütmenin ve yürütmeye bağlı bürokrasinin bu konudaki kusurlarını ortaya çıkarmanın her milletvekilinin sorumluluğu olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:31
Tarih:13.12.2018

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milletimizin başı sağ olsun.

Her vesileyle söylüyorum, Parlamento taziye çadırı da değildir, Parlamentoda, ülkede yaşanan sorunların çözümüne yönelik işlerin yapılması, konuşulması, kanunlaşması lazım.

Sayın Başkan, kazaya ve kadere elbette inanıyoruz, inancımızın da gereği ama son zamanlarda özellikle Devlet Demiryollarında yaşananların artık bir kaza mantığıyla, yaklaşımıyla izahının mümkün olmadığı da bugün sabah erken saatlerde yaşanan faciayla bir kere daha ortaya çıktı. Pamukova ve Çorlu trajedilerinde Hükûmeti, ilgilileri müteaddit defalar samimiyetle, iyi niyetle uyardık. Dediler ki: "Çorlu kazasında kontrol treni yoktu." Şimdi var, kontrol treni yolcu trenine çarpıyor.

Gelişmiş ülkelerde teknolojiye yapılan yatırımlar bir bilimselliğe dayanarak yapılırken Türkiye'de maalesef, üzülerek söylüyorum, bir şova, bir siyasi çıkara dayalı olarak apar topar yapılan ve önü arkası kontrol edilmeden, "check balance" yapılmadan, hızla "Bak, biz hızlı tren yaptık." diye yapılan bu yatırımların bedelini de vatandaşlarımız ödüyor. Hızlı tren sistemine hızlı hareket ederek sahip olunmaz. Hızlı tren sistemine akıllı hareket ederek, bilimsel yaklaşımla sahip olur bir ülke. Caka satmak için, bir an önce "Biz hızlı treni yaptık, Avrupa'daki gelişmiş ülkelerde olanı biz de Türkiye'ye getirdik." diyen bir anlayışla insan hayatıyla oynanmasını doğru bulmuyoruz.

Yürütmenin üç temsilcisi burada, ne diyecekler merak ediyorum ama ben birkaç soru sormayı bir zaruret sayıyorum. Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde demir yolları en güvenli ulaşım araçları, alanlarıyken Türkiye'de artık demir yolları en güvensiz ulaşım yolu hâline geldi. Bunun herhâlde bir izahı olması gerekir. Dünya ile Türkiye arasında bilim herhâlde ters çalışıyor. Şimdi soruyorum: Makinistlerin çalışma süreleriyle ilgili Niğde Milletvekilimizin verdiği bir soru önergesini Bakanlık cevaplamış, yedi buçuk saat çalışması gereken bir makinisti on beş saat niye çalıştırıyorsunuz? Bunu soruyorum, bunu sormam gerekir. "Yirmi dört saat izliyoruz." diyorsunuz demir yollarını, merkezî sinyalizasyon sistemi var; peki, şimdi, olay yerinden gelen bir heyetimize Başkanlık eden Parti Meclisi Üyemiz Gökan Zeybek'ten aldığım bilgiye göre kontrol treni ile yolcu treni sinyalizasyon işlemindeki bir kusurdan dolayı çarpışıyor.

Şimdi, bir de bu yönetimin şöyle bir sorunu var: Ehliyete ve liyakate dayalı görevlendirme ve atama işi Türkiye'de bittiği için işin ehliyetine, liyakatine bakılmadan "Bizdendir, bize biat eder, bize itaat eder." mantığıyla devleti, kamuyu böyle kadrolarla doldurursanız bunlarla karşılaşırsınız.

74 yaralı var, 9 ölümüz var. Yaralılara acil şifa diliyoruz, ölenlere rahmet diliyoruz ama iyi şeylerle övünen iktidarın Türkiye'de yaşanan her olumsuzluğu Allah'a havale etmesini de yanlış buluyorum. İyilik sizden, kötülük Allah'tan; böyle şey olur mu!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi bağlayın Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Evet, bağlıyorum.

Maden kazası olur "Güzel öldüler." denir, bilmem ne... Şimdi, tamamen kusur kaynaklı, ihmal kaynaklı, adına "kaza" dediğimiz bu faciayı da Hükûmet Allah'a havale ediyorsa Allah onları bildiği gibi yapsın!

Sayın Başkan, Parlamentoda siyasi parti ayrımı yapmadan söylüyorum. Giden canlar bizim canlarımız ve yürütmenin bu konudaki kusurlarını ortaya çıkarmak da ya da yürütmeye bağlı bürokrasinin bu konudaki kusurlarını ortaya çıkarmak da bu Parlamentoda bulunan her sayın milletvekilinin bu millete ve Allah'a karşı öncelikli sorumluluğudur.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Altay.