| Konu: | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 13.12.2018 |
CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulunuzu saygıyla selamlıyorum.
Bugün tren kazasında ölen yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Tabii, Çorlu'nun hesabı sorulmadan, burada AKP ve MHP milletvekillerince Çorlu araştırma önergesinin reddedilmesinden sonra böyle bir kazanın yaşanması kaçınılmazdı.
Yine, Afrin'de bir şehidimiz var, onu da burada rahmetle anıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bundan otuz sekiz yıl önce, 17 yaşında Erdal Eren'i 12 Eylül adaleti asmıştı. Erdal Eren'i 12 Eylül adaleti asmıştı ama bugünkü adalet düzeninin -12 Eylülün ilk altı ayını saymazsak- daha yanlı ve daha keyfî olduğunu üzülerek görüyoruz. Erdal Eren tam bağımsız, insanca ve hakça paylaşan bir Türkiye için mücadeleden sonra 12 Eylül adaleti tarafından asılmıştı. Tam bağımsız, insanca ve hakça paylaşan Türkiye'yi kuramamış olmanın derin mahcubiyeti içerisinde kendisini buradan saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, 12 Eylül adaleti astı demiştim, bugünkü adalet düzeni daha yanlı ve keyfî demiştim. Dün Emin Çölaşan'ı, Necati Doğru'yu ve Sözcü gazetesinin diğer yazarlarını ziyarete gittik. Gerçekten, 12 Eylül dönemini yaşayan bir kısım düzgün avukatımız, düzgün hukukçumuz -ilk altı ayını saymazsak- bugünkü adalet düzeninin daha kötü olduğunu söylediler. Buraya her çıkan konuşmacıyı Sayın Bakan şu şekilde "Sosyal medya hesaplarındaki Fetullahçıların ağzıyla konuşuyorsunuz." diye eleştiriyor, cevap veriyor ama izledik ki Ertuğrul Özkök bile kendisinin hiçbir sempatisi olmadığını ve hatta Emin Çölaşan'ının da kendisinden nefret ettiğini bildiği hâlde, Emin Çölaşan'a FETÖ'cülük iddiasının yapışmayacağını, geçmeyeceğini söylüyor. Yani aslında FETÖ davasını sulandıran zihniyet, belki de FETÖ'cüler şu anda da -Adalet Bakanının bilgisi olmayabilir ama- Adalet Bakanlığı nezdinde güçlü güç odaklarıdır. Buna çok dikkat edilmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, ülkemizde mahkemede adalet yok hakikaten de. Bakın, geçmiş günlerde, 15 Temmuzdan sonra AKP'li avukatları, AKP'nin il başkanı, ilçe başkanı ve yöneticisi olan avukatları hâkim yapabilmek için 70 olan yazılı sınav notunu daha da aşağılara çektik. Kırk beş saniye süren mülakatlarla AKP'li avukatlar ve yönetici avukatlar hâkim oldular. Bakın, şu anda -en kolay karar, beraat kararı yazdırmaktır- beraat kararı yazamayan hâkimler var. E, böyle bir kurumdan adalet beklemek mümkün müdür? Yani Adalet ve Kalkınma Partisinin adında olan "adalet" maalesef, ülkemizde kalmamıştır. Devlette adalet yok, liyakat sistemi çökmüş devlette. Seçimde adalet yok, baraj öyle, kamu kaynaklarının seçimde kullanılması öyle. Geçimde adalet yok, gelir dağılımı son derece bozulmuş, dünyanın gelir dağılımı en bozuk ülkelerinden biriyiz. Böyle bir sistemden de yaklaşık yüzde 400 artmış bir cezaevi sakini tablosu ortaya çıkıyor.
Bakın, 2002'nin 31 Aralığında 60 bin civarında olan hükümlü ve tutuklu sayısı 20 Kasım 2018'de 260 bine çıkmış. Avrupa genelinde cezaevi nüfusu en çok artan ülke maalesef ülkemiz. Hayırlı uğurlu olsun; buna biraz "tasarruf bütçesi" diyorlar ama AKP'den dev yatırım var. Nedir bu dev yatırım? Adalet Bakanlığı, bu yıl, toplam yüz ölçümü yaklaşık 4 milyon 115 bin metrekare olan yeni cezaevleri açıyormuş. Zaten bir inşaat rantı vardı, bir de cezaevi rantı var. Cezaevi yapımının önündeki bütün engeller kaldırılmış kanun hükmünde kararnameyle. Ödeneğe ve yatırım programına ihtiyaç yok. Buna rağmen, hâlen cezaevini kullanma kapasitemiz yüzde 120 olmuş. Şimdi, diyeceksiniz ki hem yüzde 120 olmuş hem mahkûmlar üst üste yatıyor hem de yeni cezaevi yapılmasına karşı çıkıyorsunuz; burada bir çelişki yok mu? Burada bir çelişki yok arkadaşlar. Eğer bu bozuk düzeni değiştirmezseniz yeni cezaevi yapmakla mahkûm sayısını azaltamazsınız. Yeni cezaevleri yeni cezaevlerini doğurur. Hâlbuki denetimli serbestlikte ve infaz düzenlemelerinde yaptığınız değişikliklerle 500 bin, 600 bine yakın insan da bugün, cezaevinde olması gerekirken dışarıda; buna rağmen, cezaevlerinin kapasitesi yüzde 120 kullanımında.
Tabii "bu bozuk düzen" dedim. Diliyorum, 31 Martta bunun ilk işaretleri gelecektir, bir gün mutlaka ama mutlaka bu memleketi utandıran adalet düzenini, daha doğrusu adaletsizlik düzenini değiştireceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Köse.
Buyurun.
TUFAN KÖSE (Devamla) - Milletimize bu düzeni değiştirmenin sözünü veriyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Köse.