| Konu: | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 19.12.2018 |
CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, 2019 yılı bütçe teklifinin 9'uncu maddesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Nazım Hikmet elli yedi yıl önce şu sözlerle sesleniyordu "Senin yolunu gözlüyor işsizlik, açlık falan, tren kazası, iş kazası, polis copu, hapishane kapısı/Hoş geldin bebek, hoş geldin, yaşama sırası sende." diyerek tarihe not düşüyordu. (CHP sıralarından alkışlar) Evet, o günden bugüne bebelerimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin kaderlerinde ne yazık ki hiçbir şey değişmemiş.
Bakın, insanın tarihi emeğin tarihinden ayrılamaz bir durumdur. O yüzden, bugün burada sadece 2019 yılı bütçesini görüşmüyoruz, yarınları tartışıyoruz, aslında, yeni doğanından 7'sine, 17'sinden 80'ine bir ülkenin geleceğini konuşuyoruz çünkü görüştüğümüz bu bütçe Türkiye'nin kaderidir. Öyle ki birkaç gün sonra bu bütçeyle ya sokakları, fabrikaları, okulları ve evleri teslim alan çaresizliği ve yoksulluğu kabul edeceksiniz ya da gelecek güzel günleri halkımıza müjdeleyeceğiz çünkü bütçe sadece rakamdan, zamdan, kesintiden, yüzdeden, ithalat ve ihracat dengesinden, istatistikten ya da dövizin ateşinden ibaret değildir; bütçeler, insana dair her şeydir, emeğin, emekçinin, emeklinin, öğrencinin, işsizin, esnafın, çiftçinin namusu demektir.
Değerli vekiller, bizler eğer ki millet iradesinin temsilcileriysek 81 milyon yurttaşımız için hukuk ve adalet yolundan ayrılmadan hak savunuculuğunu yapmakla görevliyiz. İşte bu nedenle bütün yurttaşlarımızın insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesi için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Bu anlayışla milyonlarca yurttaşımızın belini büken ekonomik krizin derinleştiği bu süreçte bütçe görüşmelerini kamu kaynaklarını halk için hakça bölüştürmek, serbest piyasa ekonomisinin ürünü olan bireyciliği ortadan kaldırmak, kâr için her şey mübahtır anlayışının bencilliğini yok etmek adına tarihe düşecek bir fırsat notu olarak görüyoruz.
Ancak 21 sayfalık bu bütçe teklifinde insanca yaşatacak bir ekonomik düzene rastladık desek diyemeyiz. Maddeleri aradık taradık da insanları birbirine düşman eden, ötekileştiren, ayrıştıran nefret söylemini yok edecek yeni bir toplumsal sözleşme göremedik. Ve her şeyden önemlisi hamasetin olmadığı, kardeşlik, eşitlik ve özgürlük temelinde şekillenen yeni bir siyasal iklime ilişkin bir iz bulamadık. Ancak Parlamentonun baypas edildiği bu bütçenin bir teslimiyet belgesi olarak tarihe geçtiğine tanıklık ediyoruz. Bu bütçenin neden bir teslimiyet belgesi olduğunu hissediyoruz biliyor musunuz? On altı yıl boyunca sorunlar çığ gibi büyürken görmezden geldiniz. Bizler "Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisindedir, devredilemez." dedikçe, sizler torba yasalarda ısrar ettiniz. Yasaları denetimden kaçırarak milletvekillerinin özgür biçimde çalışmasını engellediniz. Böylece ülkeyi sadece ekonomik darboğaza değil uçurumun eşiğine getirdiniz. Neticede çareyi yine torbada, torba bütçe hazırlamakta buldunuz. Bakın, bir bütçe ancak ülkenin içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak hazırlanırsa halkın bütçesi olur. Bizleri bu bütçenin zarar eden çiftçiye, geçinemeyen emekçiye, yaşamın her alanında ötekileştirilen kadınlara, istihdamdan dışlanan gençlere, atanmayan öğretmenlere, şiddete uğrayan sağlık emekçilerine, güvenlik soruşturmalarına takılan doktorlara, sefalet bütçesine talim eden memura, taşeron baskısı altında her gün ölen çalışana, vergilerle ezilen esnafa, çay, simide bile muhtaç olan emekliye, iş arayan işsize can suyu vermesini dilerdik. Ne yazık ki tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız.
Değerli vekiller, bir taraftan enflasyona karşı topyekûn mücadele ederken diğer taraftan vatandaşa hakkı olanı vermezseniz, tasarruf diyerek garip gurebayı, fakir fukarayı yok sayarsanız, yetkileri tek kişide toplarsanız bu bütçe olsa olsa israf bütçesi olur. İsraf bütçelerinde, kullanılmayan köprüden, tünelden ve otoyollardan döviz üzerinden garantili ödemeler alırsınız ama kemer sıkmaktan kemikleri sayılan vatandaşı yok sayarsınız.
Bakın, bu ülkede tam 16 milyon yoksul var. Ayda 794 lirayla açlık sınırında aile geçindiren 16 milyon yoksul için tek bir satır yok bu bütçede. Öte taraftan, her yerde fiyatlar artarken yerinde sayan asgari ücretli de yok bu bütçede. Bakın, daha geçtiğimiz gün burada bir bakan "Asgari ücretli daha az fatura ödüyor." dedi. Sayın Bakan, bu bir lütuf değildir ki. Verin 6 milyon asgari ücretliye hak ettiğini, faturasını da ödesin, insanca da yaşasın. Zira günde on beş saat çalıştırılan ücretliler asgari değil, insanca yaşam istiyorlar sizden.
Bakın, nasıl ki güneşi balçıkla sıvayamazsak asgari ücretliden esirgediğiniz artışla güçlü bir ekonomi yaratamazsınız. Peki, kaybedilecek neyimiz kaldı diyen işçilere ne diyeceğiz? Bu bütçede, payına daima yokluk, ölüm, çile düşen işçiler de unutulmuş. Az da olsa nefes almak isteyen işçiye bu bütçede yine açlık sınırının altında bir yaşam reva görülmüş. Oysa ücretleri zamanında ödenmeyen ya da eksik ödenen onlar. Fazla mesai yaptırılan, yirmi dört saat dahi dinlenmelerine izin verilmeyen onlar. Kıdem tazminatı hakları en çok ihlal edilen, kölelik düzeninde taşerona mahkûm edilen onlar. İş cinayetlerine kurban giden de onlar. Sadece geçtiğimiz dört senede 1 milyon 108 bin 600 emekçi iş kazası geçirmiş, 5.916'sı hayatını kaybetmiş yani haftada 25 işçimiz iş cinayetine kurban gitmiş. Durum böyleyken, hayatta kalmayı başarabilen emekçiye "Ölüm hep bana, bana mı düşer usta?" demek kalıyorsa bu bütçe israf bütçesidir. Ülke kaynakları toplumun yüzde 1'inin ihtiyaçlarına göre seferber ediliyorsa bu bütçe israf bütçesidir.
Değerli vekiller, yıllarca uyardığımız hâlde "İtibardan tasarruf edilmez." dediniz, Türkiye'yi en sonunda israf bütçesine getirip mahkûm ettiniz. Tasarruf bütçesi dediğiniz bu teklifle kendi yarattığınız krizi vatandaşın sırtına yüklediniz. Yatırım ve üretim yerine faizi temel aldınız. Yeni vergiler ve vergi artışlarını öngören bütçeyle halkımıza acı bir reçeteyi dayattınız. Fakat milyonların sizden emek ve hak talepleri aynıydı aslında; asgari ücretin artırılması, maaşların insanca yaşam düzeyine çekilmesi, vatandaştan alınan verginin makul seviyelere indirilmesi, temel tüketim ürünlerinin lüks olmaktan çıkarılması, tam istihdamda güvenceli çalışma getirilmesi, borç faizlerinin silinerek ödeme kolaylığı getirilmesi, eğitim ve sağlığın ulaşılabilir olması ve bütçesinin en az iki katına çıkarılması, kamu kaynaklarının ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar için kullanılmasını istiyorlardı.
Oysa neresinden tutsak elimizde kalan bu bütçeyi milyonlara dayatıyorsunuz. Bakın, 1 milyon 198 bin kadın koruma kararı aldırmışsa, beş yılda 406 bin kadın şiddete uğramışsa, sekiz yılda 2.082 kadın öldürülmüşse, 2017'de sadece İŞKUR'a başvuran kadın sayısı 2 milyona ulaşmışsa, 20 milyon kadın istihdamda yoksa, kız çocuklarının yüzde 34'ü eğitimden erken ayrılıyorsa ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe hazırlanmamışsa kadına düşman, emeğe düşman ve demokrasi düşmanı bu bütçeye "hayır" diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Cezaevinde annesiyle kalan 743 çocuk uçurtmaya hasretse, on iki senede en az 159 bin çocuk cinsel istismara uğramışsa, dokuz yılda 204 bin çocuk doğum yapmışsa, çocuk yaşta evlendirilen 667 kız çocuğumuz varsa, çocukları istismar eden 288 bin şüpheli varsa, sadece 2017'de 2.056 çocuk cezaevine girmişse, suça sürüklenenlerin sayısı 53 bini geçmişse, çocuklar her köşe başında uyuşturucuyla zehirleniyorlarsa, çalışmak zorunda kalıp liseyi terk eden 1 milyon 395 bin 621 çocuk açık lise okuyorsa çocuklarımıza düşman refah, güvenlik ve eğitim düzeylerini artırmayan bu bütçeyi kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
İcra dosyaları 7 milyona dayanmışsa, beş yılda İŞKUR kapısını aşındıran 25 milyona aş yoksa, saatte 6 engelli yurttaşımız iş arıyorsa, geçtiğimiz on altı yılda intihar eden 44.277 kişi varsa, geçim sıkıntısından canına kıyan sayısı 4 bini aşmışsa, hakkında işlem yapılan şüpheli sayısı 12 milyona yaklaşmışsa yani her 7 vatandaştan biri zanlıysa, A'dan Z'ye alfabenin tüm harflerini kullandığınız cezaevi nüfusu 259 bine ulaşmışsa, ihtişamdan değil, insan yaşamından tasarruf eden bu bütçeyi hazırlayanlara iade ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - Çünkü bütçe hakkını böyle açık biçimde talan ederseniz Türkiye'yi bir kurumsal devlet olmaktan uzaklaştırırsınız. Kaddafi'nin Libyası'ndaki gibi duble yollar olan, büyük inşaatları olan ama dünyada yeri olmayan, kurumsallaşamamış bir çadır devleti hâline getirirsiniz. Bilin ki bu suça biz ortak olmayacağız.
Ben sözlerime Nazım Hikmet'in şiiriyle gene son veriyorum:
"Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor."
Unutmayın, umut özgür kılar, korku tutsak eder.
İçinde insana ve yaşama dair en ufak bir iz barındırmayan bu bütçeye rağmen umudunu yitirmeyen, yaşamak için direnen genci, yaşlısı, kadını, erkeği tüm halkımızı saygı ve hürmetle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)