| Konu: | Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 26.12.2018 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ziraat odalarının giriş aidatlarının düşürülmesi iyi. Kime faydası var derseniz, kimseye faydası yok, sadece durum düzeltmeye dair bir açılım. Aslında yapılması gereken çok iş var ama yapmıyoruz. Küçük çiftçi için odaya üye olmak adına kıymetli bir şey ama bugüne dair, çiftçiliği herkes çok konuşuyor, bu Meclis en çok konuşuyor, tarım battı ama ondan önce bir şey var: Bir ülkede demokrasi yoksa ve o ülkede demokrasiyi inşa edecek adalet yoksa -"Tuz kokmuş." derler Anadolu'da- tuz kokmuştur, ülke kokmuştur, ülkeyi de kokutan elbette iktidardır.
Basını tamamen kuşatma altına alan, çiftçiye para vermeyen, çiftçiyi zor durumdan kurtarmak istemeyen, Ziraat Bankasının, Vakıflar Bankasının kaynaklarını, medya organlarını kuşatmaya çalışan bir AKP iktidarı var ve saray rejimi var. FOX'a, Halk TV'ye, yetmez, sokaktaki herkese bir şey vadediyor 2019 ve gelecek için: Sopa, dayak, şiddet, cezaevi, tutuklama.
Diyorsunuz ki: "Bu ülkede faşizm yok." Çıksın biriniz buraya, dünya tarihinde faşizmi anlatsın, sizin faşizmle bir ilginizin olmadığını anlayalım. Nasıl yokmuş faşizm? Bütün medya organlarını kilitleyeceksiniz, bütün basın-yayını hegemonyanız altına alacaksınız, konuşanı susturacaksınız; bir bütçe yapacaksınız, 228 tane yeni cezaevi, 137 bin insanı yeniden içeri alacak; bütün ülkede -sokakta gezen, evde televizyon seyreden, işte çalışan- jurnalliğin, ispiyonculuğun, birbirini şikâyet etmenin suç kaynağı sayıldığı, gizli ajanların, birbirini gizli şikâyet edenlerin muteber olduğu...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Burası Türkiye...
ORHAN SARIBAL (Devamla) - ...önce cemaat olarak başlayan, sonra muteber bir yapı olan, kamuda her türlü rütbe almanın gereği olan FETÖ'nün tarafınızdan ödüllendirilip büyütülüp daha sonra da terör örgütü hâline getirildiği bir Türkiye Cumhuriyeti'nden bahsediyor muyuz?
Türkiye Cumhuriyeti bu değil elbette. Bu, olsa olsa, sarayın kendisine yarattığı yeni bir mekanizma, yeni bir yönetim biçimi. Bu yönetim biçiminde de aşağı yukarı, böyle, tarihe baktığınızda, faşizmin egemen olduğu tarihlere baktığınızda... Ama biliniz, faşizm şöyle bir şey: Faşizm önce emperyalizmin ve çıkarcılığın aracılığını yapar, sonra kendine düşman yaratıp onları yok eder, daha sonra da düşman bulamayınca sıra kendine gelir. Yani sırada kimin olduğunu aşağı yukarı herkes görüyor. O Hitler dönemini şöyle bir hatırlarsak bir Alman general şunu söylüyor: "Rus halkı henüz faşizmin ve kendisinin ne kadar büyük tehlike içerisinde olduğunun farkında değil, çünkü henüz her Rus vatandaşının kapısının eşiğine kan bulaşmadı." O yüzden, faşizm öyle bir şey; önce kendi düşmanını yer, sonra da döner kendini yer.
Bekliyoruz göreceğiz, hep birlikte bunu göreceğiz ama sizin bir şansınız var. Sizin şansınız kim biliyor musunuz?
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Tayyip Erdoğan.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sizin şansınız bu ülkenin yurtseverleri; içeri atmak istediğiniz yurtseverler, içeri tıkmak istediğiniz solcular, sosyalistler, demokratlar; içeri atmak istediğiniz, yok saydığınız Kürtler; her türlü inanç sömürüsünde bulunduğunuz Aleviler, yok saydığınız Ermeniler; bu ülkenin mazlum halkları, bu ülkenin demokratları, bu ülkenin aydınları. Sizi onlar koruyor. Eğer bizler olmasak, o saray hegemonyasının altında elbette siz de susturulacaksınız, elbette faşizm sizin de kapınızın eşiğine kadar gelecek. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
Elbette söyleyecek çok sözüm var, çok sözüm var söyleyecek. Köylü şunu diyor... Köylü bitti. Sağ tarafımda bakanlar yok ama bakan görevinde olan insanlar ve siz AKP'liler dürüst olun çıkın sadece şunu söyleyin, şunu deyin: "Biz bu ülkenin topraklarında tarım yaptırmayacağız. Biz bu ülkenin çiftçisini yok sayıyoruz."
RECEP ÖZEL (Isparta) - Hiç de öyle bir şey yok. Sen rüya görüyorsun.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - "Biz bu ülkede tarımı, gıdayı, gıda egemenliğini ve gıda güvenliğini yabancı şirketlere, kendi taşeron lobilerimize ve ithalatçı gruplarımıza bıraktık." Bunu samimiyetle söyleyin. Niye söyleyin biliyor musunuz, niye söyleyin? Çünkü bakın, bu çiftçiye vermek istediğiniz, aslında çiftçinin hakkı olan ama vermediğiniz rakamları sizinle paylaşmak istiyorum; birkaç rakam, çok değil. Bir: Çiftçi bir yılda 3 milyar litre mazot kullanıyor arkadaşlar, 3 milyar litre.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Başkanım, bir dakika verebilir misiniz?
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - 3 milyar litre mazota tam 18 milyar lira para veriyor, 18 milyar para. Bunun hemen hemen 11-12 milyarı vergi. Sizin bütçeden çiftçiye ayırdığınız toplam para 16,1 milyar yani "16,1 milyarı, çiftçinin hakkı olanı vereceğiz." diye söylüyorsunuz, onun 11 milyarını mazottan alıp yan cebinize koyuyorsunuz. Tarım ilacı, gübre, diğer bütün alanları üst üste koyduğunuz zaman çiftçiye hiçbir şey vermiyorsunuz ama ne yapıyorsunuz? Burada çıkıp övünüyorsunuz: "190 milyar dolarlık tarımsal ihracat yaptık." Peki, 190 milyar dolarlık tarımsal ihracat yaptınız ama bir şey söyleyeceğim: Buradan yine çiftçiye bir şey yok biliyor musunuz? Niye yok? Ham madde olarak tam 75 milyar dolarlık ham madde ithal ettik -söylüyorum, buğday, arpa, yulaf, çavdar, mısır- bunun karşısında 12 milyar dolarlık ihracatınız var.
ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Siz anlamazsınız o işleri, kafanız basmaz o işlere.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Tam 65 milyar dolarlık ham madde açığı var bu topraklarda çiftçinin, tam 64 milyar. Ama sizin işinize geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Siz ithalat yoluyla saray ve çevresini zengin ediyorsunuz.
Soruyorum: Eti hangi firmalarla aldınız? Yok. Buğdayı hangi firmalarla aldınız? Yok. Gübreyi hangi firmalarla alıyorsunuz? Yok. İsim yok, hiçbir şey yok. Bakan diyor ki: "300 tır et getirdim. Ne oldu, boğazımdan mı gitti?" Senin boğazından 300 tır gitti mi gitmedi mi, biz bilmiyoruz ama biz şunu biliyoruz: Yoksulun boğazından gram et gitmiyor.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Teşekkür ediyoruz.
BAŞKAN - Sayın Sarıbal...
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yani kısaca şunu söylüyorum: Faşizm ve diktatöryal yapılar eninde sonunda yok olur.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Sen "diktatör" diye diye... Diktatör kadar başına taş düşsün!
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Ancak emekçilerin, demokratların, aydınların mücadelesi sürer ve elbette bir gün siz de bu tarihte, tozlu sayfalarda yerinizi alacaksınız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)