| Konu: | Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 26.12.2018 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, öncelikle, başta Sayın Akbaşoğlu olmak üzere birinci partinin hatiplerinin sıkça yaptığı bir hatayı vurgulayarak başlamak isterim. Her defasında diyorlar ki: "Diktatörler seçimle gelmez. Biz seçimle geliyoruz, Tayyip Erdoğan seçimle geliyor, o hâlde ona 'diktatör' diyemezsiniz." (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu, çok büyük bir yanılgıdır, bunu düzeltelim hemen. Bütün diktatörler seçimle gelirler, bütün diktatörler; Hitler seçimle gelmiştir, Mussolini seçimle gelmiştir, Kaddafi seçilmiştir, Esad seçilmiştir, kim varsa seçilmiştir.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Size oy verenler ne düşünüyor acaba?
MURAT EMİR (Devamla) - Peki, diktatörler seçime giderler mi arada? Evet, seçime de giderler, arada seçim yaparlar ama bakın, diktatörleri diktatör yapan, adil, eşit, demokratik seçimlerle iktidardan gitmiyor oluşlarıdır.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Gönderemiyorsunuz ki. Allah Allah!
MURAT EMİR (Devamla) - Yani bir yönetimi demokratik yapan, ona demokratik vasfını sağlayan, yapılan seçimlerin niteliğidir.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Her seçimi biz alıyoruz, siz alamıyorsunuz; seçimi alın gidelim.
MURAT EMİR (Devamla) - Peki, Türkiye'de seçimler nasıl yapılmaktadır, bir bakalım: Türkiye'de seçimler ağır hileler altında yapılmaktadır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RECEP ÖZEL (Isparta) - Yok be! Allah Allah!
MURAT EMİR (Devamla) - Bunun baştaki faili de Yüksek Seçim Kuruludur. Yüksek Seçim Kurulu Türkiye'deki seçim hukukunu katlettiği için de bugünkü iktidar Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev süresini uzatma yoluna gitmiştir.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Ya, sen Muharrem İnce'ye sorsana kime "diktatör" diyor?
MURAT EMİR (Devamla) - Siyasi iktidar Yüksek Seçim Kurulundan son derece memnundur, ona ihtiyacı var çünkü Yüksek Seçim Kurulu referandumda da sonraki seçimlerde de gerekeni yapmış ve iktidara birinci parti olmasının yolunu açmıştır.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Hadi oradan ya! Ne alaka ya?
MURAT EMİR (Devamla) - Bu nedenle vazgeçememektedir.
Şimdi, bu yasaya niye ihtiyaç duydunuz, niye süresini uzatıyorsunuz diye baktığımızda da deniyor ki işte, 6 tane üye ayrılacak, böylece tecrübe olmayacak, birikmiş bilgi olmayacak. Oysa buna katılmak mümkün değil çünkü bunun zaten kurumsal bir yapısı var. Zaten şu anda görev yapmakta olan yargıçlar var. Bunu asla kabul edemeyiz.
Bakın, Yüksek Seçim Kurulu mühürsüz seçimin önünü açtı. Yani hem kendi kanununu hem de daha önce kendi verdiği kararları çiğneyerek kendi içtihatlarını bozdu ve mühürsüz seçimlerle referanduma ağır bir şaibe düşürdü.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Her zaman aynı kararı verdi. Her zaman benzer kararlar var, bütün seçimlerde var.
MURAT EMİR (Devamla) - Sonrasında, bakın, Cumhurbaşkanını -aslında yürütmenin ta kendisi olan Cumhurbaşkanını- seçim yasaklarının dışında tutarak da ağır bir eşitsizliğin önünü açtı.
Sayın Akbaşoğlu'nu ben Anayasa Komisyonundan hatırlıyorum. Şöyle yapıyordu: "Cumhurbaşkanı, Başbakan, ne yapıyoruz? Başbakanı getiriyoruz, Cumhurbaşkanıyla birleştiriyoruz." diyordu. Bakın, yasada "Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri seçim yasaklarına tabidirler." diyor ama şimdi Yüksek Seçim Kurulu ne yaptı? "Yok, Cumhurbaşkanı tabi değil." dedi. Tabii, Cumhurbaşkanının işte bu Yüksek Seçim Kurulundan vazgeçememesinin en temel sebebi de bu.
Şimdi, Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrası var. Hepiniz bilirsiniz, aslında seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler bir yıl sonra yürürlüğe girerler. Yani şu anda yaptığımız değişikliğin bir yıldan önce yürürlüğe girme olanağı yoktur ama buna kim bakacak? Yine Yüksek Seçim Kurulu bakacak. Peki, Yüksek Seçim Kurulu "Benim görev sürem uzatılmasın." der mi? Demez çünkü onlar o yüksek aylıklara, o makam arabalarına, o konumlarına alıştılar. Dolayısıyla, burada ağır bir Anayasa ihlali de var. 67'ye sonun ihlali, ağır bir Anayasa ihlalidir.
Şimdi, elimizde mahkemelere talimat veren, miting meydanlarından insanları azarlayan, savcıları göreve çağıran, "Ceza alacaklar." diyen, beğenmediği siyasileri ağır eleştiren, hakaret eden bir Cumhurbaşkanı var ve bu Cumhurbaşkanının şekillendirdiği yüksek yargı, tamamen bağımlı bir şekilde, Cumhurbaşkanı ne derse onu yapıyor ve mahkemeler maalesef ağır bir tasallut altında kalıyorlar.
Şimdi, buradan baktığımız zaman, Yüksek Seçim Kurulunun adil bir seçim yürüteceğine, demokratik bir seçim yürüteceğine, eşit bir seçim yürüteceğine inanmamız mümkün değil.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Yenilgiyi şimdiden kabullendiniz.
MURAT EMİR (Devamla) - Bu nedenle de bu Yüksek Seçim Kurulunun görev süresinin uzatılıyor olması son derece yanlış.
Bir nokta daha var. Bakın, deniyor ki: "Bu üyelerin yarısının değişiyor olması bir sorun yaratacak." Peki, süreler niye 2022 ile 2023'e kadar uzatılıyor? Eğer öyleyse 2022'de, 2023'te ve 2024'ün başında da genel ve yerel seçimler olacak, aynı sorunları yine yaşamayacak mıyız? Yaşayacağız. O hâlde, eğer gerekçe bu ise, bu mantıklı, aklı başında bir gerekçeyse görev sürelerinin daha kısa uzatılması gerekirdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Devamla) - Sayın Başkan, cümlemi tamamlayabilir miyim?
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MURAT EMİR (Devamla) - Yani bu kişilere, Yüksek Seçim Kurulunun şu andaki üyelerine böylesine uzun bir görev yapma süresini niye tanıyoruz?
RECEP ÖZEL (Isparta) - Uzun filan değil, bir yıl fazla yapıyor.
MURAT EMİR (Devamla) - Çünkü yapılmak istenen aslında karşılıklı bir iş birliğidir. Saray ile Yüksek Seçim Kurulu bir ortaklaşma hâlindedir ve bu ortaklaşma hâlinde de maalesef Türkiye'nin seçimleri ağır bir şaibe altında yürütülmektedir.
Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)