GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:51
Tarih:12.02.2019

ENSAR AYTEKİN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 41 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 17'nci maddesi için söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, maden sorunu Türkiye'de ara sıra gündeme gelen ama bize göre gündemden düşmemesi gereken bir sorundur. Dünya maden tarihinde yaşanan en büyük cinayetlerden olan Soma faciasının bu iktidar döneminde yaşanması, madenlerin güvenliğinin hep tartışmaya açılmasına olanak sağlamıştır.

Değerli arkadaşlar, bütün değerlendirmelerimi maden ve taş ocaklarıyla havası, suyu, doğası katledilen Balıkesir üzerinden yapacağım. Balıkesir, iki denize sınırı olan ve Kaz Dağları, Madra gibi oksijen ve biyosfer rezervleri olarak dünyanın sayılı kaynak alanlarına ev sahipliği yapması dolayısıyla sermayedarların iştahını kabartan bir ilimizdir. Uçakla Ankara'dan Edremit Körfezi'ne doğru geldiğinizde Kaz Dağlarının üzerinden geçerken gördüğünüz o delik deşik edilmiş dağlar ve kel tepeler ne yazık ki bu iktidarın eseridir. Maden arama faaliyetleri kapsamında doğası katledilen bu alanlar halkın ve kamuoyunun dikkatinden kaçmamaktadır. Kaz Dağlarındaki maden arama faaliyetleri doğal dokuyu bozup canlı yaşamını tehdit ederken yaşanan katliamlara kılıflar uydurulması da özel bir uğraşın sonucudur. İktidarın bu maden arama şirketleriyle ne ilgisi var bilmiyoruz ama Kaz Dağlarını ve Madra'yı korumak için sorduğumuz tüm sorular yanıtsız kalmakta ya da görmezden gelinmektedir. Maden aramak için kesilen ağaçları sorduğumuzda verilen cevap "Ağaç kesiyoruz ama 3 katını dikeceğiz." olmaktadır. Arkadaşlar, kesilen her bir ağaç bir canlı; hiç, yeni doğan çocuğunuz ölen çocuğunuzun acısını unutturur mu? Ya da bir çocuğu ölen kişi "Olsun, yenisini yaparım." diyebilir mi?

Bir başka konu, maden ocaklarında çalışan insanların güvenlik sorunu. Geçtiğimiz günlerde Balya ilçemizde maden arama alanında yaşanan bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybeden yurttaşlarımız oldu, kendilerine bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Vefat edenlerden birisi de iktidar partisinin ilçe kadın kolları başkanının eşi. Şimdi, buna "bir kaza" diyebilir miyiz? Bu nasıl bir tedbirsizliktir? Aynı şekilde, birkaç ay evvel de Dursunbey ilçemizde bir kadın işçi yine maden alanında araç altında kalarak can verdi. Söyledik duymadınız, işinize gelmedi, sonra Balya'daki olay yaşandı.

Gelelim bir başka konuya. Yine, Havran ilçemizde bir taş ocağı var değerli arkadaşlar, Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı'nın köyünün hemen 100 metre üzerinde. Köy, taş ocağından gelen tozun dumanın altında yıllardır. İnsanlar toz soluyor. Bitkiler, ağaçlar, hayvanlar toz altında. Köyün suyu içilemiyor, bırakın içmeyi çamaşır yıkanamıyor. Köylüler yazın yolu kapattılar "Asfalt dökülene kadar yolu açmayacağız." dediler. Oradaydık -sağ olsun- vali beyle görüşmemiz sonuç verdi ve sorun geçici olarak giderildi. Bu taş ocağının ruhsatı geçmişte iptal edilmişti ama ocak hâlâ çalışıyor. Sahibi kim sizce arkadaşlar? Kuşkusuz bir AKP'li ama daha özel biri, AKP'li Balıkesir Burhaniye Belediye Başkanı Necdet Uysal'a ait bir taş ocağı. Yani Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı'nın köyünü toz içinde bırakan AKP'li bir belediye başkanı. Bu mudur sizin yerliliğiniz ve millîliğiniz? Bu mudur sizin ecdada saygınız?

Değerli arkadaşlar, bizim ismimizin önünde "milletvekili" yazar ama sadece milletin vekilleri değiliz, biz aynı zamanda doğanın, ağaçların, denizlerin, havanın, suyun, ezcümle bütün canlıların vekilleriyiz. Kaz Dağları ve Madra zengin biyosfer ve oksijen rezervleriyle yalnızca bölge halkının değil, nefes alan milyonlarca canlının ortak değeridir. Hep söylüyoruz, bir kez daha buradan söyleyelim: Kaz Dağlarının üstü altından daha değerlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ENSAR AYTEKİN (Devamla) - Bu kanun belli ki birilerinin isteğini yerine getirmek için ilgililerce hazırlanmış ve buraya birkaç kişinin imzasıyla getirilmiştir. Bu kanunun içinde ne çevre hakkı vardır ne de geleceğe saygı. Ama bu kanunda daha çok rant, daha çok çevre katliamı, daha çok tüketim vardır; sorumluluğu birkaç kişiye yıkarak bürokrasiyi ve siyasal iradeyi sorumsuz yapma talebi vardır.

Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)