| Konu: | Çanakkale ilinde meydana gelen deprem nedeniyle bölge halkına geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü vesilesiyle herkesin ana dilini özgürce konuşması ve gelecek kuşaklara devredilebilmesi için Parlamentonun gerekli tedbirleri alması gerektiğine, herkesin görevinin milletin hak ettiği refah, mutluluk ve huzura kavuşmasını sağlamak olduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 56 |
| Tarih: | 21.02.2019 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Biz de Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu olarak öncelikle, Çanakkale Ayvacık'ta meydana gelen deprem nedeniyle bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz. Şüphesiz, Hükûmetin de depremden kaynaklı hasarlar ve vatandaşlarımızın mal kayıpları konusunda bir an önce, sosyal devlet olmanın gereği olan yardımları ve katkıları iletmesini bekliyoruz ve takipçisi olacağımızın da altını çiziyoruz.
Sayın Başkan, benden önce konuşan kimi sayın milletvekillerinin değindiği gibi bugün Dünya Ana Dili Günü. Dil önemlidir ve coğrafyamızda da aslında dil zenginliği, dil farklılıkları bakımından oldukça iyi bir noktada olmamıza rağmen şunları da tabii unutmadık: Bu ülkede, bu memlekette evladının ölüsü için ana dilde ağıt yakan kadınlara dipçik atılan dönemler yaşandı. Geçmişten beri süregelen bu baskı ve yasaklarla bu işlerin Türkiye'ye, Türkiye'nin birliğine, bugün itibarıyla 80 milyonun kardeşliğine zarar vermek ve ülkeye fitne sokmaktan, ayrıştırmaktan başka bir amacının olmadığını da bugün geldiğimiz noktada görüyoruz. Unutulmamalıdır ki etki, tepkiyi doğurur mantığında olduğu gibi baskı ve yasaklar, özgürlük arzularını ve temel hakları koruma içgüdüsünü sadece ve sadece artırır. Bu bakımdan, Türkiye'deki bütün etnik unsurların, bütün herkesin ana dillerini özgürce konuşması -artık konuşmaktan geçtik- bunların unutulmaması için kalıcılaşması, gelecek kuşaklara devredilmesi için de gerekli tedbirlerin alınması konusunda en büyük görev içinde bulunduğumuz Parlamentomuza düşmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Parlamentomuzdaki beş siyasi parti grubuna ve grubu olmayan diğer siyasi partilere mensup milletvekillerini, Anadolu coğrafyasındaki dillerin korunması noktasında daha yüksek bir hassasiyete ve alınması gereken tedbirler, yapılması gereken işlemlerle ilgili de güç ve iş birliğine davet etmeyi de bir görev sayıyorum.
Sayın Başkan, öte yandan dün akşam Tekirdağ Ergene'de 34 yaşında bir gencimiz tavana bağladığı atkıyla kendini asarak yaşamına son vermiş. Helallik istediği ailesine son cümlesi de şöyle oldu: "Biliyorum, sizi çok üzdüm. İşsizlikten bunaldım." Son cümlesi bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hemen tamamlıyorum müsaade ederseniz.
BAŞKAN - Sayın Altay, tamamlayalım.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, bugün Türkiye'de her 4 gencimizden 1'inin iş arıyor olması kabul edilebilir bir durum değildir. Çok doğru bir söz vardır: İşsiz insan sudan çıkmış balık gibidir. Parlamentomuzdaki tüm sayın milletvekillerinin bir an için sudan çıkmış bir balığın hâlini gözlerinin önünde canlandırmalarını ve Türkiye'de yaşayan her 4 gençten 1'inin şu anda sudan çıkmış balık gibi çırpındığını düşünmelerini istiyorum.
Sayın Başkan, hayat pahalılığı ve işsizliğin yoğunlaştığı, yaygınlaştığı, arttığı ülkelerde huzur ortamı bozulur. Huzur ortamı önce evde bozulur, sonra sokakta bozulur. Bu bakımdan, Hükûmetin ve Parlamentonun Türkiye'de artan hayat pahalılığının ve işsizliğin önlenmesiyle ilgili gerekiyorsa bir güç ve iş birliği yapmak suretiyle aziz milletimizin hak ettiği refah, mutluluk ve huzur seviyesine Türkiye'yi kavuşturmak hepimizin görevidir. Hayat domates ve soğandan ibaret değildir.
Teşekkür ederim.